Konu Arşivi | "MERÇED Anamur Temsilciliği"

Konular:

Hep bir ağızdan “Mermer ocağı istemiyoruz” dediler

Tarih: 17 Nisan 2019 Yazan: editor

Anıtlı Mahallesi sakinleri ve çevrede bulunan 5 mahalle muhtarı hep bir ağızdan “bölgemizde mermer ocağı istemiyoruz” dedi.

Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERSİN) Anamur Temsilciliği üyeleri, Anıtlı mahallesinde kurulması planlanan mermer ocağı ile ilgili sürecin durdurulmasını istediler.

MERÇED Anamur Temsilcisi Seyda Afyoncu ve beraberindeki üyeler ile Anıtlı ve Çamlıpınar köylüleri, mermer ocağı kurulması planlanan bölgede yaptıkları açıklama ile mermer ocağı kurulmasını istemediklerini söylediler.

Köylüler adına açıklama yapan Muzaffer Akbacı, Anıtlı, Yakacık ve Çamlıpınar köylerinde muz, çilek ve avokado üretimi yapıldığını ayrıca, mermer ocağı kurulması planlanan alanın doğal zeytinlik alanı olduğunu söyledi.

Bölgede ayrıca atalarından kalan badem ve harnup ağaçları da bulunduğunu ifade eden Akbacı, “Her türlü meyve sebzenin yetiştiği bölgemizde, mermer ocağından ortaya çıkacak atıklar tarım arazilerine zarar verecek. Badem, harnup, avokado gibi ağaçlar zarar görecek. Mermerin taşınacağı büyük araçların geçebilmesi için yol genişletme çalışması yapılması gerekecek. Yetkililerden bölge halkının geçimini tarımdan temin etmesini göz önüne almalarını istiyoruz” dedi.

Anıtlı Muhtarı Sunay Aslan ve Çamlıpınar Muhtarı Ömer Alataş ile mermer ocağı kurulması planlanan bölgenin etrafındaki mahallelerin muhtarları da mermer ocağına karşı olduklarını belirttiler. Lale Muhtarı Muhammet Ali Altun ile Gazipaşa’nın Yakacık Muhtarı Mustafa Yüksel, ve İnal Muhtarı Muzaffer Çetiner bölgenin mahallelerine yakınlığına dikkat çekerek mermer ocağı açılmasını istemediklerini kaydettiler.

Anamur Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş ise mermer ocağı kurulması planlanan bölgenin Türkiye’de sup tropik iklim bitkilerinin yetiştiği kıyı şeridi içerisinde yer aldığını belirterek, “Burada mikro klima özelliği nedeniyle ülkemizin başka bölgelerinde yetişmeyen birçok bitki ve ürün yetişiyor. Son 3 yıldır avokado üretimini arttırmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz ve bu bölgede de avokado yetiştiriciliğinde önemli gelişmeler sağladık. Yetkililerden bu bölgenin korunmasını istiyoruz. Eğer burada bir mermer ocağı açılırsa doğal güzelliğin bozulmasının yanı sıra tarımdan geçinen üreticilerimiz de köylerini terk etmek zorunda kalabilir. Hükümetin, bakanlığın yapacağı inceleme sonrası bu bölgede mermer ocağına izin vermeyeceğine inanıyorum. Oda olarak üreticilerimizin yanındayız ve yetkililere ulaşarak burasının önemini anlatacağız” diye konuştu.

MERÇED Anamur Temsilcisi Seyda Afyoncu da köylülerin gösterdiği hassasiyete teşekkür ederek, “Bu cennet köşesini korumak üzere buradayız. Halkımız topraklarını korumak için burada. ÇED süreci ilerleyip de dava aşamasına gelinirse biz MERÇED olarak her türlü hukuki desteği vereceğiz. Köylülerimizle birlikte çevreyi korumak, tarım alanlarını korumak için ortak mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Anıtlı sakinlerinden emekli öğretmen Zuhal Ketir ise bölgede tarım arazilerinin sınırlı olduğunu belirterek, “Küçük arazilerde tarım yaparak geçimlerimizi sağlamaya çalışıyoruz. İnsanlar ekmeğini zor kazanırken bir de şehre göç etmek zorunda kalırlarsa geçimlerini sağlayamaz duruma gelirler. Köyümüzün Finike gibi olmasını istemiyoruz. Finike portakalı çok meşhurdu. Ancak mermer ocağından çıkan tozlar nedeniyle tükendi, artık yetişmiyor. Biz de muz bahçelerimizin tükenmesini istemiyoruz. Toz solumak, hasta olmak istemiyoruz. Asla ve asla burada mermer ocağı istemiyoruz” şeklinde konuştu.

Köylüler de bölgede mermer ocağı istemediklerini dile getirerek, pankartlar açıp sloganlar attılar.

Anamur Gıda Tarım ve Hayvancılık müdürü H. Niyazi Sarıoğlu, Kaledran Kültür Derneği Başkanı Bilal Şahin, Anıtlı Sulama Kooperatifi Başkanı Sami Deniz ve Çamlıpınar Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Alataş da köylülere destek verdi.

8-nisan-1900218-nisan-1900318-nisan-1900418-nisan-1900528-nisan-1900618-nisan-1900718-nisan-1900818-nisan-19009

Yorum (0)

Konular:

MERÇED’den duyuru.

Tarih: 26 Mart 2019 Yazan: editor

Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) 04.04. 2019 günü Anamur’da yapılacak ÇED toplantısı ile ilgili duyuru.

MERÇED Anamur temsilciliğinden yapılan duyuyu şöyle;

“ Bilindiği gibi, 2018 yılı Temmuz ayında, Silifke‘den Gazipaşa’ya kadar olan kıyılarımızda, yaklaşık 300 havuzda üretim yapacak şekilde balık çiftlikleri kurulumu girişimleri başlatılmıştır. 6 adedi Anamur’da olmak üzere birçok şirketin ÇED toplantıları düzenlenmiş; ancak, halkın muhalefeti nedeniyle hiç biri yapılamamıştır.
Başvuru yapan firmalardan birisi ise o tarihlerde bilmediğimiz bir nedenle ÇED sürecine dahil olmamıştır.
Halkın protestoları nedeniyle yapılamayan bu toplantılardan sonra balık çiftliklerinin kurulumuna dair süreç devam etmiş, ancak çiftliklerin kurulmasını istemeyen halkımızın verdiği tepki nedeniyle ve muhtemelen önümüzdeki günlerde yapılacak yerel seçimler gözetilerek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından nihai duyurular henüz yayınlanmamıştır.

Geçtiğimiz günlerde ise, ÇED dosyasında da belirtildiği gibi, daha önce ekonomik sıkıntı nedeniyle ÇED sürecinden çıkan Bur-ay Restorasyon İnş. Oto. San. Ve Tic. Ltd. Şirketi de sürece dahil olmuş ve yeniden ÇED başvurusu yapmıştır.
Bunun üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mersin İl Müdürlüğü’nün sitesinde,
”Bur-ay Restorasyon İnş. Oto. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından Mersin ili, Anamur ilçesi, Çamlıpınaralanı Mahallesi, Anamur Burnu Mevkii açıklarında Kültür Balıkçılığı Projesi (Bur-ay 3 no’lu Tesis) yapılması planlanmaktadır. Söz konusu proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nin 9. maddesi gereğince aşağıda belirtilen yer ve saatte proje ile ilgili halkı bilgilendirmek, halkın görüş ve önerilerini almak amacıyla, 04.04. 2019 günü saat 13.00’de, Yıldız Düğün Salonu’nda halkın katılımı toplantısı yapılacaktır.” şeklindeki duyuru yayınlanarak, balık çiftlikleri ile sürecin devam ettiği ortaya konmuştur.

Yavaş da olsa yasal prosedür işlediği halde, son günlerde, bazı kişiler tarafından, ‘çiftliklerinin kurulumuna dair sürecin durdurulduğu, sahillerimizde balık çiftlikleri kurulmayacağı’ yönünde haberler yayılmaktadır. Muhtemelen bu yöndeki haberler, halkın tepkisini ve mücadele gücünü kırmak adına, 2018 yılı, Temmuz ayındaki ÇED toplantılarından sonra yayılan “ Balık çiftliklerinin kurulumu kesinleşti. Boşuna mücadele etmeyin. Artık o iş bitti.” şeklindeki algı gibi bir algı yaratmaya dönük bir tür dedikodudur.
Hatırlanacağı üzere, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin, 2017 yılındaki bir toplantı sırasında yaptığı “ Mersin’in denizlerinde balık çiftliklerinin kurulumuna izin vermeyeceğiz” şeklindeki açıklamasına rağmen balık çiftliklerine dair süreç işlemeye devam etmiştir.
Tahminlerimize göre, geçtiğimiz günlerde ÇED başvurusu yapan şirket de içinde olmak üzere, ticari kazanç uğruna denizlerimizi ve kıyılarımızı kirletecek balık çiftliklerine dair nihai raporların duyurusu, önümüzdeki yerel seçimlerden sonraki bir zamanda, sırayla yayınlanacaktır.

Bilim insanlarınca da ifade edildiği gibi balık çiftliği işletmeciliği, deniz ekosistemini bozan, denizlerde uzun süreli kirlilik yaratan endüstriyel bir üretim şekli olup besin değeri dahi olmayan sağlıksız balıkların yetiştirildiği, işletenlerden başka kimseye bir kazanç ve fayda sağlamayan bir faaliyettir.
Karadeniz ve Ege Denizi’ni kirlettikleri için, oradaki çiftliklerde düzgün ve sağlıklı üretim yapamayan balık çiftliklerinin sahipleri, gözlerini, şimdi de Akdeniz’e dikmişlerdir.

Bu çiftlikler, bir süre sonra denizimizi ve kıyılarımızı kirletip, başka bölgelere göçeceklerdir. Anamur halkı olarak, bölgemizdeki denizlerde balık çiftliklerinin kurulmasını kesinlikle istemiyoruz. Nihai raporların yayınlanmasının ardından her birine karşı ayrı ayrı dava açacağımızın bilinmesini istiyor ve yetkililere buradan sesleniyoruz:
Ticari şirketlerin kazancı uğruna denizlerimizin kirletilmesine izin verilmemelidir. Deniz ekosistemini yok etmeye dönük bu faaliyetin bir an önce durdurulması sağlanmalıdır.
Sucul sistemin, ancak 100 yılda temizleyebileceği bir kirlilik, nesli tükenmekte olan Caretta Carreta’ların ve Akdeniz Fokları’nın yaşadığı masmavi denizlerimize reva görülmemeli; sağılıklı ve temiz bir çevrede yaşamaya dair haklarımız yok edilmemelidir.
Bilinmelidir ki doğa hiç kimsenin çöplüğü ve kazanç alanı değildir. Bir kaç şirketin kazancı uğruna çocuklarımızın geleceği heba edilmemelidir.”

MERÇED Anamur Temsilciliği

25-mart002

Yorum (0)

Konular:

Mermer ocağına karşı imza toplandı.

Tarih: 17 Mart 2019 Yazan: editor

Anamur’un Anıtlı ve Çamlıpınar köyleri sınırları içine açılmak istenen mermer ocağına karşı imza toplandı.

Anamur’un Anıtlı ve Çamlıpınar köyleri sınırları içinde kurulması planlanan mermer ocağına karşı köylüler yetkili makamlara gönderilmek üzere MERÇED öncülüğünde imza topladı.
Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Anamur Temsilcisi Seyda Afyoncu ve temsilcilik üyeleri, Anıtlı köy meydanında toplanan Çamlıpınar Köyü Muhtarı Ömer Alataş, Anıtlı Köyü Muhtarı Murat Kılınç ve köylüler ile bir araya geldi.
Afyoncu, burada yaptığı açıklamada, şu bilgileri verdi:
“Anamur ve çevresi, doğal güzelliği bir yana, tarih öncesi ve sonrası uygarlıklardan kalan arkeolojik kalıntıların bulunduğu yerleşim yerleri ile ön plana çıkan ve bu anlamda turizm potansiyeli olan bir bölgedir.
Bölgemizin cennet köşelerinden biri olan Anıtlı, astropikal iklim şartları nedeniyle, tarımsal çeşitliliğin ve zenginliğin görüldüğü, ülkenin bir çok yerinde yetiştirilmesi mümkün olmayan, başta muz olmak üzere bir çok tropikal meyve ve sebzenin yetiştirilebildiği, oldukça verimli topraklara sahiptir.
Su kaynaklarındaki azalmaya, elektrik de dahil olmak üzere tohum, ilaç ve gübre fiyatlarındaki artışa rağmen üreticilerimiz, canını dişine takarak, muz başta olmak üzere bir çok meyve ve sebzeyi, iklim değişikliğinin etkisiyle, oldukça zorlu koşullarda üreterek ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Guava meyvesinden, ejder meyvesine kadar birçok tropikal meyve ve sebzenin ve özellikle aroması ve lezzetiyle meşhur yerli muzun açıkta yetiştirilebildiği Anıtlı’ya mermer ocağı açılması, bir tür katliamdır.
Ocağın yayacağı toz nedeniyle tarımsal faaliyet ve hayvancılık, dinamit kullanımı nedeniyle de su kaynakları, uzun vadede bir çok canlı ve insanlar da zarar göreceği için, bu bölgede mermer ocağı açılmasını Anıtlı halkı istememektedir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mersin İl Müdürlüğü’nün resmi sitesinde 26.02. 2019 günü yayınlanan ÇED sürecinin başladığına dair duyurunun ekindeki dosyanın incelenmesinde de görüleceği gibi, mermer ocağı kurulmak üzere ruhsat verilen bölge, gen koruma sahasına 2 km mesafede olup, aynı zamanda devlet avlağıdır. Bölgenin tamamı kızılçam ve maki ile kaplı ormanlık alandır. Böyle bir yere mermer ocağı açılması kabul edilemez bir durumdur.
Mermer ocağı için ruhsat verilen alan 99,68 hektar olduğu halde, şirket, 25 hektardan büyük alanlar için öngörülen yasal ÇED sürecinden kaçmak için, öncelikle 24.80 hektarlık bir alan için başvuru yapmıştır.
Şirketin hazırladığı CED dosyasındaki bilgilere göre tamamı ‘devlet ormanı’ niteliğindeki arazide açılmak istenen mermer ocağında yılda yaklaşık 300 bin ton mermer üretimi yapılacak, çıkarılan mermerin yalnızca yüzde 5’i değerlendirilirken geriye kalan malzeme ise, moloz olarak ormanlık arazide belirlenen alana dökülecektir. Dosyada mermer ocağından yılda yaklaşık 285 bin ton moloz çıkacağı, ocağın toplamda 10 kişi ile çalışacağı, şirketin, köy halkını ruhsat sahasına sahasına yaklaştırmama yetkisinin olacağı gibi bilgilere de yer verilen raporda, bölgedeki derelerin kuru olduğu belirtilmiştir. Ancak söz konusu dereler herkesin de bildiği gibi kuru değil, yazın en sıcak bir kaç ayı dışında suyu olan derelerdir.
Tüm bunlardan da anlaşılacağı gibi, mermer ocağı açmak isteyen firma güvenilir olmaktan uzaktır. Bu nedenle ne halka iş vereceği vaadine ne de sulu sistemle çalışıp çevreye zarar vermeyeceği yönündeki vaadine güvenmek mümkün değildir. Kaldı ki, 10 kişi ile çalışacağını beyan eden şirketin vereceği işe, muz, harnup, zeytin, avokado, badem ile sair sebze ve meyve üretiminin yanı sıra, hayvancılıkla da geçimini sağlayan halkın ihtiyacı yoktur.
Anıtlı halkı, şirketin üç kuruşluk kazancı için, ormanlarının katledilmesine, kıyı ve dağ ekosistemlerini barındıran köyünün doğal güzelliğinin yok edilmesine, yetiştirdiği meyve ve sebzesindeki lezzetin bozulmasına muvafakat etmemektedir.
Bunun yanı sıra, son yıllarda, özellikle Toroslar’da, tescilli ya da tescilsiz arkeolojik kalıntı bulunan bir çok yere, özel şirketlerce maden ya da mermer ocağı işletmek bahanesiyle göz dikildiği yönündeki duyumlar nedeniyle de bölge halkı endişelidir.
MERÇED olarak bizler de, denizlerimizde kurulması planlanan balık çiftliklerine karşı mücadele ederken, bir de üstüne mermer ocağı ile gelinmesini, doğal ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımıza karşı büyük bir saldırı olarak görüyoruz.
Önce denizlerimize, şimdi de dağımıza, taşımıza göz diken ticari şirketleri bölgemizde istemiyoruz.
Öncelikle her bir köşesi tarihle bezeli olan bölgemize dair define arama isteklerinin önüne geçmek için devletimizce araştırma yapılarak, varsa tescil görmeyen sit alanlarının tescilini, Anıtlı gibi güzel bir coğrafyaya, bölgedeki tarımsal faaliyete, insan dahil bölgede yasayan tüm canlılara ve doğaya vereceği zararlar göz önüne alınarak mermer ocağıyla ilgili ÇED sürecinin sonlandırılmasını, MİGEM tarafından söz konusu şirkete bu bölge için verilen ruhsatın iptalini istiyoruz. Sizlerle hep birlikte bu mücadeleyi vererek doğayı ve sağlığımızı korumak istiyoruz.”
Köy muhtarları ve köylüler de mermer ocağına karşı olduklarını belirterek, valilik ve ilgili bakanlığa gönderilmek üzere imza topladılar. Toplanan imzaların ÇED sürecinin sonlandırılması ve ruhsatın iptali isteğiyle kısa süre içerisinde ilgili makamlara ulaştırılacağı kaydedildi.

16-mart-201903116-mart-201902916-mart-2019032216-mart-201903316-mart-201903416-mart-201903516-mart-2019036

Yorum (0)

Konular:

Anamur’da çevre konferansı.

Tarih: 26 Ocak 2019 Yazan: editor

Anamur’da kurulmak istenen Balık çiftlikleri ile seraların, çevreye ve insan sağlığına etkileri” konulu konferans düzenlendi.

Anamur Belediye Meclis salonunda düzenlenen konferansa Belediye Başkanı Mehmet Türe ve Meclis üyeleri, Mersin Üniversitesi Anamur Meslek Yüksek Okulu öğretim üyesi Dr. Akif Altınbıçak, İyi Parti İlçe Başkanı Erdal Bulut, Cumhuriyet Halk Partisi ilçe Başkanı Turabi Yeşilçayır ve yönetim kurulu üyeleri, Vatan Partisi ilçe Başkanı Uğur Afyoncu, Eğitim-Sen Anamur temsilciliği, MERÇED başkanı Sabahat Aslan ve yönetim kurulu üyeleri Av. Semra Kabasakl, Suna Kılıççı, MERÇED Anamur temsilcisi Seyda Afyoncu ve çevreye duyarlı vatandaşlar katıldı.

Konferansa konuşmacı olarak katılan; Prof. Dr. Ali Osman Karababa ve Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül Anamur kıyılarına kurulmak istenen balık çiftlikleri ile seralarda kullanılan kimyasalların çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı.

Katılımcılar, beğeniyle izlediği Karababa ve Küçükğül’e konferans sonunda teşekkür edip çiçek sunup hatıra fotoğrafı çektirdiler.

17aralik201800817aralik201800717aralik2018006117aralik2018004217aralik2018005117aralik2018002117aralik2018001217aralik2018003

Yorum (1)

Konular:

Çevreciler sahil temizliği yaptı

Tarih: 24 Aralık 2018 Yazan: editor3

24-aralik-20181036Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Anamur Temsilciliği’nin organizasyonuyla İskele’de sahil temizliği yapıldı.

Dragon Çayı’ndan İskele’ye kadar yapılan temizlik çalışmasına çok sayıda çevreci katılırken torbalar dolusu çöp toplandı. Sahildeki cam şişe kırıklarının fazlalığı ise dikkat çekti.

Temizlik çalışmasının ardından MERÇED adına açıklama yapan Süreyya Yılmazçoban, şunları söyledi:

“Bugün buraya, yine, suyumuza  yönelik saldırılara dur demek,  çevre kirliliğine karşı duyarlılık yaratmak ve sahil temizliği yapmak üzere  gelmiş bulunuyoruz.

Bilindiği gibi,  üzerine kurulan HES’lerin ve Kıbrıs’a su temin etmek amaçlı yapılan baraj gölünün faaliyete geçmesinden sonra,  Anamur halkının aleyhine tasarlanmış bu kötü projenin, Dragon Çayı’na ve çevreye karşı olumsuz etkileri, üç yıl içinde oldukça net biçimde hissedilmeye başlanmış ve bu hislerin içinde en önemlisi yaz aylarındaki kötü koku ve musluklardan akan tuzlu su olarak karşımıza çıkmıştır. Dragon Çayı, adına yakışır eski ihtişamını artık kaybetmiş, bir çok kişi ve  kurum  tarafından her türlü atıkla kirletilen, neredeyse bir tür çöplük ve lağım kanalı haline gelmiş olup, büyük ölçüde canlılığını yitirmiştir.

Bilindiği gibi su, ekosistemin vazgeçilmez bir parçasıdır. Akarsular doğduğu yerden döküldüğü yere kadar etrafındaki insanlar dahil bütün canlılara yaşam ve beslenme imkanı sunar. HES’ler ve baraj göletleri, projenin uygulanacağı  alandaki ağaçların kesilmesi, yüzey suyunun doğal akışının kesilmesi ya da doğal akış yollarının değiştirilmesi sebebiyle yüzey sularının kurumasına, etrafındaki canlı türlerinden kimisinin ölmesine, kimisinin de zarar görmesine sebep olurlar.

Akarsular, yer altı sularını ve denizleri de besler. Yüzeye yakın yer altı suları ise galeri ormanlarını ve bitki örtüsünü besleyen önemli bir kaynaktır. HES’ler ve barajda su tutulması nedeniyle yer altı suyu miktarı düşer. Bu durumdan nehir civarındaki bitki örtüsü ve yaşamı buna bağlı olan diğer sucul ve yarı sucul canlılar da olumsuz biçimde etkilenir. Nitekim bu olumsuz etkileri bizler, son iki yıldır hissetmekte, görmekte ve yaşamaktayız. Bunun üstüne bir de kir tutmadığı düşünülen akarsuların çöplük, evsel ve tarımsal atık boşaltma alanı olarak görülmesi eğilimi nedeniyle Dragon Çayı’ndaki ve çevresindeki kirlilik had safhaya ulaşmıştır. Zaman zaman DSİ dahil bazı kurumlar ile kişiler tarafından inşaat atığı, moloz ve plastik dahil tarımsal atıkların çay kenarına döküldüğü ya da doğrudan çaya bırakıldığı, yaz aylarında barajda su tutup Kıbrıs’a iletmek adına can suyu dahi verilmeyen çay yatağının koyun ve keçileri otlatma alanı haline geldiği, üstüne bir de neredeyse yeni bir mahalle oluşacak şekilde yeni kaçak çardaklar kurulduğu ve bu kurulum sırasında iş makinalarının çalışıp çayı kirlettiği çevreye duyarlı kişilerce gözlemlenmiş ve fotoğraf ve videolarla tespit edilmiştir. Bu konuda yapılan şikayetler ise, her konuda olduğu gibi yetkililerce ne yazık ki kulak arkası edilmiştir.

Yaşamın kaynağı olan sulara yönelik bu saldırıları ve suların kirletilmesini anlamak mümkün değildir.  Suların kirletilmesine ve yok edilmesine karşı insanların takındığı tavrı ve duyarsızlığı anlamak ise hiç mümkün değildir.  Çünkü suya saldırı, doğrudan yaşama saldırıdır.

Unutmayalım ki, bu Dünya’yı atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldık. Bu nedenle korumak ve çocuklara yaşanabilir bir Dünya bırakmak zorundayız.

Uygar insan, kendini çevreye ve doğaya karşı sorumlu hisseden, doğadaki diğer canlıların yaşam hakkına da saygı duyan ve doğal çevreyi koruyan insandır.

Bu anlamda burada bulunan uygar insanları kutluyor ve herkese ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.”

MERÇED Anamur Temsilcisi Seyda Afyoncu da çalışmaya katılanlara teşekkür etti ve ikramlarda bulundu.24-aralik-2018101224-aralik-2018101324-aralik-2018101424-aralik-2018101524-aralik-2018101624-aralik-2018101724-aralik-20181018124-aralik-2018101924-aralik-20181020

Yorum (0)

Konular:

MERÇED: ‘Dragon Çayı’nın suyunu geri istiyoruz’

Tarih: 26 Kasım 2018 Yazan: editor3

26-kasim-2018089Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED), Dragon Çayı’ndaki kirlilik ve kokuya karşı önlem alınmasını istedi.

Dernek üyeleri ve bir grup vatandaş, Dragon Çayı kıyısında basın açıklaması yaptı.

MERÇED Anamur Temsilcisi Seyda Afyoncu, bir yıldır Dragon Çayı’ndan yayılan kötü koku nedeniyle çevrede yaşayan vatandaşların rahatsız olduğunu, Alaköprü barajından yaz aylarında yeterli su verilmediği için de tarımsal sulamada sıkıntılar yaşandığını belirterek şunları söyledi:

“KÖTÜ KOKU RAHATSIZ EDİYOR, SULAMA SIKINTISI YAŞANIYOR

Bizler bugün buraya, yaşam hakkı ile özdeş su hakkımızın savunması için gelmiş bulunmaktayız. Yaklaşık bir yıldır Dragon Çayı’nın etrafında yoğun biçimde hissedilen ve atık su deşarjından kaynaklı olması kuvvetle muhtemel kötü koku nedeniyle, çayın kıyısındaki halk daha çok olmak üzere, tüm Anamur halkı büyük rahatsızlık hissetmektedir. Ayrıca yaz başından itibaren çaya bırakılan suyun ciddi biçimde azaltılması nedeniyle de tarımsal sulama ve içme suyu sıkıntısı baş göstermiştir. Geçtiğimiz aylarda kuyu suyu verilen bazı mahallelerimizde, evlerin musluklarından epey bir süre tuzlu su akmıştır. Bu mahallelerin sakinleri, musluk suyunu içemediği gibi, çay dahi demleyememişler ve uzunca bir süre hazır su kullanmak zorunda kalmışlardır.

KOCAÇAY KURUMAYA YÜZ TUTMUŞ DEREYE DÖNDÜ

Herkes tarafından da gözlemlendiği üzere, eskiden gürül gürül, hatta azgın akması nedeniyle halk arasında Koca Çay diye tabir edilen Dragon Çayı,  neredeyse kurumaya yüz tutan kötü kokulu bir dereye dönmüştür. Koca Çayın bir vakitler sepetlerle avlanan meşhur alabalığı son zamanlarda topluca ölmeye başlamış, şimdi ise tamamen yok olmuştur. Keza, kurda kuşa, börtü böceğe, kelebeğe, arıya ev sahipliği yapan sazlık alanlar da yok olup gitmiş; artık kuruyan çayın yatağı, birkaç çobanın keçisine, koyununa otlak olmuştur.

KÖTÜ KOKUNUN YAĞMUR YAĞINCA GEÇECEĞİNİ SÖYLEDİLER

Bu konuyla ilgili olarak yetkililere halkımızca yapılan tüm şikayetler sonuçsuz kalmış ve bugüne değin sorunun çözümüne dair tek bir adım atılmadığı gibi, hiçbir yetkili tarafından yeterli ve inandırıcı bir açıklama dahi yapılmamıştır. MESKİ yetkilileri, baraj gölünün etrafındaki köylerin arıtma tesislerinin çok iyi çalıştığını ve kokunun nedeninin arıtılmamış lağım atığı olmadığını; akarsuları ve yer altı sularını temiz tutmakla, korumakla görevli DSİ Müdürü ise, kokunun temizlik yapılmadan doldurulan baraj gölündeki taban suyundan kaynaklı olduğunu ve kötü kokunun yağmurlar yağınca geçeceğini iddia etmiştir.

YERALTI SUYU TUZLANDI, YAĞMUR YAĞMAZ OLDU

Ne yazık ki HES’lerin ve baraj gölünün zararlı etkilerinin en bariz sonuçlarından biri olarak, artık yağmur yağmaz olmuş ve yer altı suları deniz suyundan beslenir hale gelerek tuzlanmıştır. Tuzlu yer altı suyu nedeniyle geçici çözüm olarak tarlasına toprak dökemeyen çiftçilerimiz, ürün kaldıramaz hale gelmiştir. Son günlerde küresel olarak da ısıttığımız doğa ana bize, şakır şakır yağan yağmurların yerine, gök gürültüsüne eşlik eden şimşek görseli ile ardından gelen üç beş yağmur damlası sunmaya başlamıştır. Yani, Sayın DSİ müdürümüzün ‘’Yağmurlar yağıp, barajdaki su çoğalınca, çaydan yayılan kötü koku geçecektir’’ şeklindeki öngörüsü bir türlü gerçekleşememiştir. Küresel ısınma ile birlikte HES’lerin ve barajda su tutulmasının yarattığı olumsuz etkiler çığ gibi büyümekte olduğu halde, yetkililerce hiçbir önlem alınmamaktadır.

‘KIBRIS’A ŞIRIL ŞIRIL AKACAK’ DENEN SU, HARIL HARIL AKDENİZ’E AKIYOR

Anamurlunun tüm karşı duruşuna rağmen, sözde Kıbrıs’a su verme amacıyla ‘’yüzyılın projesi’’ ya da ‘’rüya proje’’ diye reklamı yapılarak 2011 yılında başlatılan ve ’’Anavatanın suyu yavru vatan şırıl şırıl akacak’’, ‘’7525 kişiye istihdam sağlanacak’’, ‘’ Su medeniyettir’’ reklamlarıyla  2015 yılında görkemli bir törenle açılışı yapılan Alaköprü Barajı ve HES projesi,  Anamur Halkının kabusu ve medeniyetsizliği olmuştur. Söz konusu rüya proje ne yazık ki Kıbrıs’a da yaramamış ve bir dönem bazı anlaşmazlıklar nedeniyle,  Dragon Çayı’nın suyu, Kıbrıs’a şırıl şırıl akacağı yerde, harıl harıl Akdeniz’e  akıtılmıştır. Sonuçta ise, Anamur halkı yağmursuz ve susuz kalmış, topraklarını sulayamamış, çayını tuzlu su ile demlemeye başlamıştır. Medeniyet söylemiyle sevimli kılınmaya çalışılan Kıbrıs’a su verme projesi, bu suyun asıl sahibi olan Anamur halkını susuz ve medeniyetsiz bırakmıştır.

BÖYLE GİDERSE CİDDİ SUSUZLUK SORUNU YAŞANACAK

Son bir yılda, akarsuların üzerine HES’ler yapılarak ve barajlara hapsedilerek doğal akışının kesilmesinin zararlarının bilimsel netliği bir yana, halkımızca da net olarak gözlemlenmiş ve deneyimlenmiştir. Bu nedenle burada, HES’lerin ve suyun beton barajlara, borulara hapsedilmesinin zararlarını tekrar etmeyeceğiz. Çünkü hepimiz bu zararların etkilerini yaşayıp gördük, yetkililerce acilen önlem alınmazsa daha da yaşayıp göreceğiz. Eğer ki yetkililerin sorumsuz ve duyarsız tavırları bu şekilde sürerse, gelecek yıl, bu yıldan da kötü olacak ve Anamur halkı olarak susuzluğa dair daha ciddi sorunlar yaşayacağız.

DRAGON ÇAYI’NIN SUYUNU GERİ İSTİYORUZ

Bizler, bu anlamda, Anamur’un can damarı olan Dragon Çayı’nın suyunu, eskisi gibi gürül gürül, temiz ve berrak akacak şekilde geri istiyoruz. Yaklaşık bir yıldır maruz kaldığımız koku, bize göre, Dragon Çayı yatağına, halkı isyan ettirmeyecek ölçüde verilen sözde can suyu eşliğinde bırakılan deşarj atıklarından kaynaklıdır. Bu nedenle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü, DSİ ve MESKİ başta olmak üzere tüm yetkilileri göreve davet ediyoruz. Suyumuzu kirleten etkenleri önce ortadan kaldırıp temizleyin, sonra bize geri verin. Aksine durumda Dragon Çayı’nı kirleten, suyunu içindeki canlılarla birlikte yok eden etkenlere karşı tüm hak arama yollarını kullanacağımızı buradan herkese duyuruyoruz. Dragon Çayı’nın suyu öncelikle bize, yani suyun sahibi olan Anamur halkına aittir. Hiç kimse bizleri su hakkının savunmasından geri bırakamayacaktır.”

HIDIR BAZ: “İKİ SEZONDUR İŞ YAPAMIYORUZ, MAĞDUR OLDUK”

Dragon Çayı kenarında yazlık çay bahçesi işleten Hıdır Baz da barajın faaliyete geçmesinden bir yıl sonra koku yayılmaya başladığını ve balık ölümlerinin gerçekleştiğini belirterek, “Yetkili kurumlara yazılar yazarak bunların araştırılmasını istedik. Uzun süre muhatap bulamadık. En sonunda İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü buradan bir analiz aldı ve analizde lağıma rastlandı. MESKİ’nin devralmasından sonra balık ölümleri durdu ama koku devam ediyor. Biz iki sezondur iş yapamıyoruz. Buraya gelenler çay kenarına inip kokuyu alınca hemen buradan uzaklaşıyorlar. Sorunun çözülmesini istiyoruz. Çaya yakın işletmeler mağdur durumda” diye konuştu.26-kasim-201808726-kasim-201808526-kasim-201808626-kasim-2018088

Yorum (1)

Konular:

(MERÇED) Anamur Temsilciliği kuruldu.

Tarih: 14 Kasım 2018 Yazan: editor

Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Anamur Temsilciliği kuruldu.

MERÇED Başkanı Sabahat Aslan, Eğitim Sen Anamur Temsilciliği’nde düzenlenen toplantıda yaptığı açıklamada, Anamur’da kurulması planlanan balık çiftlikleriyle ilgili 7 ÇED dosyasından 6′sının İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) tarafından yeterli bulunduğunu söyledi.
Eksikliklerin bulunduğu dosyanın da tamamlanmasıyla Anamur’da kurulacak 7 balık çiftliği için hazırlanan ÇED dosyalarının askıya çıkacağını ve askı süresinin tamamlanmasıyla firmaların kurulum aşamasına geçeğini ifade eden Aslan, “Balık çiftliklerine onay verildiğinde biz de hukuk mücadelesi başlatacağız. Ancak, bu mücadelenin hukuki açıdan Anamur’dan başlatılması gerekiyor. Bu anlamda derneğimize bağlı temsilcilik oluşturarak hukuk mücadelemizi en kısa sürede başlatacağız” dedi.
Anamur halkını balık çiftliklerine karşı birlikte mücadele etmeye çağıran Aslan, “İlçede başta belediye olmak üzere sivil toplum kuruluşları ve sendikalar çevreye zarar verecek, denizi kirletecek balık çiftliklerine karşı birlikte mücadele etmelidir. Eğer mücadele edilmez ise birkaç yıl sonra bu bölge, denize girilemeyecek hale gelir” diye konuştu.
Toplantıda, yeni üye kayıtları yapılarak MERÇED Anamur Temsilciliği oluşturuldu. Yönetim kurulu üyeleri arasından Anamur Çevre Platformu sözcülüğünü yürüten Avukat Seyda Afyoncu MERÇED Anamur İlçe Temsilcisi olarak seçildi.
Temsilcilik, başta balık çiftlikleri olmak üzere çevreyle ilgili konularda gündem oluşturarak bölgede doğanın korunmasına yönelik çalışmalar yürütecek.

30-mayis201800830-mayis201800930-mayis2018010

Yorum (0)

Anket

Mersin - Antalya yolu tamamlandığında Anamur'a ne gibi faydaları olur?

Sonuçlar

Loading ... Loading ...

HAVA DURUMU

ANAMUR

İLETİŞİM SAYFALARI

Son Yorumlar

  • Şeref Koz: CHP’ kiler çok iyi çalıştı.Aday ve ekibi çok güzeldi. Halkta...
  • Abdullah Aydın: “Emek en yüce değerdir…̶ 1;emeğe saygı...
  • Esmanur: Hocam servis bence çok iyi
  • Barbaros Daruga: Gazoz tarihi ile ilgili çalışmalar yapmaktayım.Anamu...
  • vatandaş: Sayın MERÇED sorumluları, sayın Anamur kamu kurum yetkilileri başta...
  • Şeref Koz: Ruhu şad olsun. Demir Ailesine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
  • vatandaş: Yerel seçimlerde yıllarca görev almış hizmetler üretmiş olan Sayın...
  • Şeref Koz: İyi bir başlangıçtı. Güzel bir duyarlılık ve sorumluluk örneğiydi....
  • Abdullah Aydın: Hayırlı olsun der, başarılar dilerim.
  • Şeref Koz: Her zaman Türkiye’nin CHP’ye CHP’nin de çalışkan...