Konu Arşivi | "Eğitim-Sen Anamur Temsilciliği"

Konular:

Köy Enstitüleri anıldı.

Tarih: 16 Nisan 2022 Yazan: editor

Eğitim Sen Anamur temsilciliği Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıl dönümünde anma etkinlikleri düzenledi.

Anamur temsilciliğinde yapılan anma etkinliğinde, günün anlamına dair konuşmayı SES Anamur temsilcisi Hamit Durna yaptı. Daha sonra şiirler okundu emekli öğretmen Mehmet Uysal ve Mehmet Tahir Şeref anılarını anlattı. Köy enstitüsü mezunu emekli öğretmen Nihat Uğur enstitüye gidiş, enstitü günleri ve ilk tayin olduğu köyde köy muhtarı ve köylülerle nasıl okul inşa ettiklerini anlattı. Daha Emekli öğretmen Yazar İbrahim Nacar ve Mersin Eğitim Sen üyesi Yazar Mithat Delioğlu’nun konuşmacı, emekli öğretmen Şeref Koz’un yönetici olarak katıldığı “EĞİTİMİN DÜNÜ BUGÜNÜ VE KÖY ENİSTİTÜLERİ” adlı panel başladı. Panelde Delioğlu, Köy enstitülerinin kuruluşundan kapanışına kadar geçen kısa süreyi özetle anlattı. Emekli öğretmen Nacar ise köy enstitülü bir öğretmen olarak yaşadığı sıkıntılı yılların hikayesini özetle anlattı. Program müzik dinletisiyle devam etti. Programa, Köy enstitüsü mezunu emekli öğretmen Nihat Uğur, Emekli öğretmen Mehmet Uysal ve emekli öğretmen Mehmet Tahir Şeref konuk olarak katıldı. Emekli Sen, Eğitim Sen, KESK, ADD, CHP ve SOL Partinin organize ettiği programa sendika üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

haberanamur006haberanamur0071haberanamur008haberanamur011haberanamur0041haberanamur012haberanamur0101haberanamur009haberanamur0031haberanamur0021haberanamur0011haberanamur0051

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen’den açıklama

Tarih: 03 Şubat 2021 Yazan: editor

Eğitim Sen Anamur Temsilciği Boğaziçi öğrencilerine destek açıklaması

Yapılan açıklama;

“Kumpasçıların, Haksızlıkların, Tehditlerin ve Nefret Söylemlerinin Karşısında Diz Çökmeyen Gençlerimizin Yanındayız!

Boğaziçi Üniversitesi, öğrencisiyle, akademisyeniyle, idari ve teknik personeliyle siyasal tarihimizin sayfalarından silinmeyecek bir duruş sergiliyor.

Rektörlerin atanarak değil seçimle gelmesini savunan; yöneticilerinde intihali, itaati ve yalanı değil liyakati görmek isteyen; tek tipçi, baskıcı ve kontrolcü bir öğrenme ortamı yerine eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir öğrenme iklimini talep eden üniversiteli gençler sabırla ve sebatla demokratik tepkilerini gösteriyor, taleplerini dile getiriyorlar.

Her rengi eşit gören, rengarenk enerjileri ile özgürlüklerini savunan gençler, korku dağının zirvesine taht kuranların karşısında diz çökmüyor! Yeni rejimin sahipleri ise YÖK, medya ve polis eliyle demokrasi isteyen gençlere kumpas kurmaya, onları gözaltına almaya ve tutuklamaya devam ediyor!

Belirtmek isteriz ki asıl sorun kamuoyuna sunulduğu gibi kutsala yapılan bir saygısızlık değildir. Asıl sorun, düşünce ve ifade özgürlüğünü sadece kendileri için bir özgürlük sanan siyasi iktidar temsilcilerinin, demokrasiden, demokratik tartışma kültüründen ve üniversite fikrinden bihaber olmalarıdır.

Ancak, ortada bir suç vardır! Bu suç, LGBTİ+ bireylerin temel hak ve özgürlüklerini yok sayan ve yaşam haklarını tehdit edenlerin; laikliği ortadan kaldırarak, İslam dininin değerlerini her türlü siyasal, ekonomik ve kültürel zulme ortak edenlerin; üniversiteli gençlerin demokratik taleplerini şiddetle bastıranların ve anayasal güvence altında olan üniversitelerin kurumsal özerkliğini ortadan kaldıranların suçudur!

Eğitim Sen olarak, demokratik tepkileri ve talepleri nedeniyle tutuklanan, gözaltına alınan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden dayanışma mesajı vermek isterken gözaltına alınan tüm gençlerin hızla serbest bırakılmasını istiyoruz.

Emekten, demokrasiden ve barıştan yana herkesi gençlerimize, akademiye ve üniversitelere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Rektörlerin üniversite bileşenlerinin iradesiyle seçilmesini engelleyen düzenlemenin değiştirilmesi için TBMM’de grubu bulunan siyasi partileri sorumluluğa davet ediyoruz!”

ANAMUR EĞİTİM SEN TEMSİLCİLİĞİ

pic0013

Yorum (0)

Konular:

Eğitim-Sen’den 1 Mayıs açıklaması.

Tarih: 01 Mayıs 2020 Yazan: editor

Anamur Eğitim-Sen “1 Mayıs emek ve dayanışma günü” nedeniyle basına yazılı bir açıklama yaptı.  Eğitim-Sen Anamur Temsilciliğinden yapılan yazılı açıklamada; “insanca yaşamak için üreteceğiz, yeni bir toplumsal düzeni emek ile bilim ile kuracağız”

Eğitim-Sen Anamur Temsilciliğinden yapılan açıklamanın tam metni şöyle:

Sendika yönetimi tarafından açıklamanın devamında; ”Bizler bu ülkenin işçileri, emekçileri, kamu emekçileri, mühendisleri, mimarları, hekimleri, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, gençleri, kadınları, emeklileri. Bizler bu dünyanın tüm değerlerini ve güzelliklerini, alın terimizle, aklımızla, bilgimizle, kısacası emeğimizle üretenler.
2020 1 Mayısında her yıl olduğu gibi umutlarımızla, bilincimizle ve dayanışmamızla bir aradayız. On yıllardır dünya halklarına sınırsız bir emek ve doğa sömürüsü, savaşlar, ekonomik krizler, artan eşitsizlikler, yoksulluk, işsizlik dışında hiçbir şey sunamayan bu düzen küresel salgın ile beraber büyük bir uygarlık krizi yaşıyor.
Kapitalist sistem insanlığın, doğanın ve yaşamın üzerine çöküyor. Bu uygarlık krizi bir kez daha gösteriyor ki, bu düzenin çarkları bizleri, dünyanın tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenleri insanca yaşatmak için kurulmamış.
Salgın koşullarında bile zorunlu olmayan işlerde, fabrikalarda, atölyelerde, kamu kurum ve kuruluşlarında, şantiyelerde çalışmamızı dayatan; zorunlu işlerde gerekli önlemleri almadan bizleri çalıştıran bu düzen, bizi üretimdeki herhangi bir araç gereçten farksız basit bir meta olarak görüyor. Artık daha net görüyoruz ki, insani ihtiyaçlarımız için üretmiyoruz, insanca yaşamak için üretmiyoruz, toplumun geniş kesimlerine daha iyi bir yaşam kurmak için üretmiyoruz. Sadece ve sadece sermayenin bu akıldışı düzeninin çarkları dönsün diye üretiyoruz.
İşte 2020 1 Mayıs’ı bu gerçekliğin en çıplak haliyle görüldüğü ve bunun karşısında işçi sınıfının başka bir dünya, yeni bir toplumsal düzen iradesinin dünya çapında haykırıldığı bir kırılma anı olarak tarihe geçecek.
Biz yeni bir toplumsal düzen istiyoruz.
Eğer bugün biz emekçilerin  egemen olduğu bir düzen olsa idi salgına karşı toplumun sağlığını, işini ve geçimini koruyacak gerçek bir mücadele verirdik. Temel, zorunlu ve acil mal ve hizmet üreten işler dışında bütün işlerde salgın süresince çalışma acilen durdurulurdu. Çünkü yaşamaktan, insandan daha önemli hiçbir şey olmazdı. Salgın süresince herkesin işi ve geçimi devletin güvencesinde olurdu. İnsanlar yaşam savaşı verirken elektrik, su, doğalgaz faturalarından KDV, kredilerden faiz toplamak asla akla gelmeyeceği gibi, temel ihtiyaçlar salgın riski boyunca devlet tarafından karşılanırdı. Tümüyle kamu kontrolündeki sağlık kuruluşları, yurttaşların tamamına, istisnasız ve ön koşulsuz bütünüyle parasız sağlık hizmeti sunardı. Salgına karşı önlemler üç beş patron örgütü ile değil, işçilerle, kamu emekçileriyle, hekimlerle, mühendislerle, akademisyenlerle beraber belirlenirdi. Ölçü patronların karları değil aklın ve bilimin ışığında toplumun korunması olurdu. Başta hekimler, sağlık ve belediye çalışanları olmak üzere tüm zorunlu işlerde çalışanlar haftalarca koruyucu ekipman beklemez, insanlarımızın ölümü ve hastalanması engellenirdi. Tüm kadınlara iş ve gelir güvencesi sağlanır, evde kalınan dönemlerde ev içi şiddetin önlenmesi için devlet etkin önlemler alırdı. Tek kişinin dediği ferman olmaz, muhtarından belediyesine tüm kamu kurumları ile işbirliği içinde bir mücadele yürütülür, maskesinden ekmeğine tüm ihtiyaçlar beraber karşılanır, siyasi rekabet değil halkın sağlığı öncelikli olurdu. Bu anlatılan hayal değil. İnsanlık tarihi boyunca egemenler, toplumun çoğunluğunun çıkarına bir düzenin mümkün olmadığını anlattılar ve yalan söylediler.
Bugün görüyoruz ki, asıl mümkün olmayan, asıl akıldışı olan bu düzendir. Toplumları hastalığa, dünyayı ekolojik krizlere, üretenleri açlığa, işsizliğe, güvencesizliğe mahkum eden bu düzen Türkiye ve dünya halklarının sırtında bir yüktür.
Bu düzenin çarkları bizim emeğimizle, aklımızla, bilgimizle dönüyor, öyle ise biz bu düzeni emekten, demokrasiden, barıştan yana değiştirebiliriz.
Biz emekçiler sermaye değil halk egemenliğini esas alan, sömürüye karşı emeğin haklarını koruyan, toplumsal zenginliğe el koyan yüzde 1’in değil toplumun yararını esas alan yeni bir toplumsal düzeni kurmak için seferber olacağız. İnsan onuruna yaraşır bir iş ve ücret, kamusal sosyal güvenlik ve sendikal hakların eksiksiz güvence altına alındığı yeni bir toplumsal düzen kuracağız. Demokrasinin ve ifade özgürlüğünün tahrip edilmediği yeni bir toplumsal düzen kuracağız. Her türlü ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe ve ötekileştirmeye karşı eşit yurttaşlığın, yurtta, bölgede ve dünyada barışın benimsendiği yeni bir toplumsal düzen kuracağız.
2020 1 Mayıs’ında tarihin bu kırılma anında ilan ediyoruz:
Birliğimizi, mücadelemizi ve dayanışmamızı böylesi bir toplumsal düzeni kurmak için güçlendireceğiz. Yeni bir toplumsal düzeni emek ile bilim ile kuracağız!” ifadelerine yer verildi.

pic001

Yorum (0)

Konular:

Köy Enstitüleri 80 yaşında

Tarih: 15 Nisan 2020 Yazan: editor

Eğitim-Sen Anamur şubesi Köy Enstitülerinin 80. Kuruluş yılını bir basın bildirisiyle kutladı.

Eğitim-Sen Anamur şubesinin kutlama metni şöyle:

Aydınlanma Devrimi: Köy Enstitüleri

17 Nisan 1940 yılında Hasan Ali Yücel’in Millî Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurulan ve eğitimde aydınlanmanın ateşini yakan, Atatürk Cumhuriyetinin hedefi olan çağdaş uygarlığa ulaşmayı sağlayacak öğretmenleri yetiştiren köy enstitülerinin kuruluşunun 80. Yılı kutlu olsun.

Köy Enstitüleri olgusu, dünyada eşi benzeri olmayan, Türkiye’nin dünya eğitim tarihine kazandırdığı en özgün eğitim projelerinden biri olarak döneme damgasını vurmuştur.

Köy Enstitüleri, kısa ömrü içinde çok sayıda öğretmen yetiştirmiş, Köy Enstitülerinden yetişen çok sayıda yazar, bilim insanı ve toplumsal hayatının güzelleşmesine ve ülke insanlarının özgür bireyler olarak yetişmesine önemli katkılarda bulunmuştur.

Köy Enstitüleri, 1930’lu yıllarda Türkiye nüfusunun yüzde 80’inin köylü olduğu, nüfusun yüzde 85’inin okuma-yazma bilmediği bir ortamda, çağdaş köy kalkınma modeline uygun olarak yapılandırılan ve bugün bile birçok ülkeye örnek olabilecek, üretime dönük öğrenimi esas alan eğitim kurumları olarak bilinmektedir.

Köy Enstitüleri sadece öğretmen yetiştiren kuruluşlar olmayıp, bulunduğu çevreyi araştıran, geliştiren ve çevrenin kalkınmasını da üstlenmiş kurumlar olarak ortaya çıkmıştır. Bu anlamda yerine getirdiği işlevin önemi tartışılmazdır. Köy Enstitüleri kırsal yörede toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlamak; bu alanda ilgili gerekli elemanları yetiştirmek için kurulan eğitim kurumları olmuştur. Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, işte, sanatta, zanaatta ve sağlık alanlarında eğitmen ya da öğretmen olarak geri gönderilmişlerdir.

Çok değişik ve çarpıcı bir girişim olan Köy Enstitüleri hareketi belki de dünyaya örnek bir projedir. Ne yazık ki Köy Enstitüleri’nin önemi aradan geçen bunca zamana rağmen yeterince anlaşılamamıştır.

Köy Enstitüleri’ne eğitim anlamında yüklenen sorumluluk ağır ve anlamlıdır. Köy Enstitülerindeki anlayış o dönemde “Eğitim, üretim içindedir” sloganı olmuştur. Türkiye’de o dönemde yaşanan tüm imkânsızlıklara rağmen, Köy Enstitüleri deneyimi, hep beraber ülkeyi kalkındırmak için üretmeyi ve hayata birlikte bakmayı hedeflemiştir.

Köy Enstitüleri’nin en önemli özelliklerinden birisi, günümüz Türkiye’sinin bir türlü kurtulamadığı ezberci eğitim sistemine değil, gerçek anlamda öğrenci merkezli, öğrencilerin yaparak ve yaşayarak öğrenme sürecini ilke edinen bir eğitim-öğretim ortamı yaratmış olması ve Enstitülerde kararlar yönetici-öğretici-öğrenci üçlüsünün katkı ve onayıyla alınmasıdır.

O dönemde ülkemizin karşı karşıya bulunduğu zorlu koşullar ve uluslararası dinamiklerin ülkemiz üzerinde kurdukları psikolojik etkinin sonucu Köy Enstitüleri soğuk savaşa kurban edilip kısa sürede kapatılarak tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır.

Bugün öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitüleri’nin kapatılması yatmaktadır. Köy Enstitüleri’nin kapatılması, ülkemizdeki aydınlanma sürecinin durdurulması ve demokratik işleyişin sekteye uğratılması anlamına gelmiş, genel anlamda da demokrasimizin derin bir yara alması sonucunu doğurmuştur.

Eğitim Sen Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine dün olduğu gibi bugün de sahip çıkmaktadır”.

pic0011

Yorum (0)

Konular:

Anamur’da 8 Mart

Tarih: 08 Mart 2020 Yazan: editor

8 Mart Kadınlar günü Eski Cumhuriyet meydanında bir basın açıklaması yaparak kutlandı.

Eğitim – Sen Anamur temsilciliği önünden yürüyen kadınlar, Tahsin Soylu Caddesini geçerek eski Cumhuriyet meydanındaki Atatürk büstü önüne geldiler. Kadınlar, meydanda toplanan kalabalıkla birlikte saygı duruşu ve istiklal marşını okudu. Daha sonra günün anlam ve önemini içeren bir basın açıklaması okuyup dağıldılar.

Basın açıklaması şöyle;

“8 Mart; dünya kadınlarının taleplerini birlikte daha gür haykırdığı, kendilerini yok sayan çağdışı zihniyetlere karşı çıktığı, kadının emeğini sömüren, bedenini ve kadınlık onurunu aşağılayan, kişiliğini yok eden sistem ve zihniyetlere karşı omuz omuza mücadele verdiği gündür.

Başta medeni haklarımızı sağlayan Mustafa K. Atatürk olmak üzere bu mücadele uğrunda canlarını veren tüm kadınları saygıyla anıyor, ulusal anlamda da başta kadın şehit ve gazilerimiz olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

8 Mart 1857 yılında; ABD’nin New York kentinde 129 Kadın dokuma işçisinin insanlık dışı çalışma koşullarına karşı başlattıkları grev sırasında yanarak ölen kadın işçiler anısına ve o tarihten itibaren, kesintisiz olarak yürütülen kadınların eşitlik, özgürlük mücadelesinin simgesel günü, aslında bir kutlama değil, bir mücadele günüdür. Her yıl dayanışma ve direnişin günü olan 8 Mart’ta kadınlar erkek egemen sisteme karşı adil, eşit ve özgür bir yaşamı kurmak için alanlardadır.

Kadına yönelik ayrımcılığı, dünyada sömürünün, şiddetin, eşitsizliğin, yoksulluğun artmasına neden olan sistemden ayrı düşünmek mümkün değildir. Bu nedenle temel olarak bu sistemin değişmesi sağlanmadan kadın sorunlarına çözüm bulmak mümkün olmayacaktır. Cinsiyet ayrımının ortadan kaldırılmasıyla özgür, eşit bir birey ve toplum oluşumu sağlanabilir.

Ülkemizde toplumsal cinsiyet ayrımcılığı; aile içinde başlayarak, toplumun her alanında var olmaya devam etmektedir. Tarihsel, kültürel ve dinsel birtakım gerekçeler üretilerek kadınlar eğitimden, iş hayatından ve toplum yaşantısından uzaklaştırılmaktadır.

Ülkemizde nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımız; yaşamın her alanında varken, karar alma organlarında, istihdamda, eğitimde, politikada aynı oranda temsil edilememektedir.

Kadına yönelik şiddet, utanç verici düzeye ulaşmıştır ve bunun önlenmesi için yapılacak girişimler, en temel insan hakkı olan “yaşam hakkı” başta olmak üzere kadının haklarını elde edebilmesi için; toplum için önem taşımaktadır.

Eğitim müfredatı ile toplumsal cinsiyet rollerindeki eşitsizlikler pekiştirilmekte, dini referanslar dikkate alınarak kanuni düzenlemeler yapılmakta, kesintisiz zorunlu eğitim süresi kısaltılmakta, kadına yönelik şiddet haberlerinde medyada erkek dili kullanılmakta, kadının asıl görevinin annelik ve esas yerinin ev olduğu algısı yaratılarak kadının sosyal yaşamda yer alması kısıtlanmaktadır.

Kamusal alanların kadınlar için güvenilir hale getirilmesi sağlanacağı yerde, kamu hizmetleri toplumsal cinsiyet ayırımına yol açacak şekilde verilmekte; failin fiili tartışılacağı yerde kadının şiddete uğramasına bulunduğu yer, zaman ve giyiniş biçimleri mazeret olarak kullanılmaktadır.

Ülkemizin ve dünyamızın daha eşitlikçi, daha yaşanabilir hale gelmesi için erkeklerle yan yana çalışmayı hedefleyen biz kadınlar; eşitliği, özgürlüğü, hakça bir yaşamı, onurlu çalışmayı, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hakkından eşit bir şekilde yararlanmayı savunmaya devam edeceğiz.

Çocuk istismarında rıza aranmasına, istismarın meşrulaştırılmasına, erken yaşta evliliklerin önünün açılmasına, çocuklarımızın geleceğinin ve hayatlarının çalınmasına asla izin vermeyeceğiz.

Uzun mücadeleler sonucunda edinilen kadın kazanımlarının ve kadın haklarının geriye götürülmeye çalışılması karşısında sessiz kalmamız mümkün değildir.

Zaman; Cumhuriyet devrimleri ve kadının insan hakları kazanımlarına sıkı sıkı sarılma zamanıdır.

Zaman birlik olma zamanıdır.

Birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 8 Mart’ ta; bu uğurda mücadele eden tüm kadınları selamlar, bütün dünya ve ülkemiz kadınları ile birlikte Dünya Emekçi Kadınlar Gününü anar; kadınların birey ve vatandaş olarak haklarının korunması yolunda yürüme kararlılığında olduğumuzu basına ve kamuoyuna duyuruyoruz.”

Yaşasın 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

Yaşasın Kadınların Özgürlük Eşitlik Mücadelesi!

pic0011pic0021pic003pic004pic005

Yorum (0)

Konular:

8 Mart dünya kadınlar günü etkinliğine davet.

Tarih: 29 Şubat 2020 Yazan: editor

Anamur Eğitim-Sen önderliğinde Sağlık Sen, Emekli Sen, Atatürkçü Düşünce Derneği, Mersin Çevre ve Doğa Derneği, Yardım sevenler Derneği, Hayvan Sevenler Derneği, Cumhuriyet Halk partisi ve Sol Parti katılımıyla yapılacak etkinliğe katılım için bir davet programı yayımladı.  Eğitim-Sen’in yazılı olarak basınla paylaştığı açıklama ve program şöyle;

“KADINLAR ÖZGÜRLÜK VE EMEKLERİ İÇİN 7 MARTTA ALANLARDA….

8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” anma etkinliği için Anamur Eğitim Sen İlçe temsilciliği, sivil toplum örgütlerine çağrı yapmış ve bu çağrıya Sağlık Sen, Emekli Sen, Atatürkçü Düşünce Derneği, Mersin Çevre ve Doğa Derneği, Yardım sevenler Derneği, Hayvan Sevenler Derneği, Cumhuriyet Halk partisi, Sol Parti cevap vermiş bir platform oluşturarak aşağıdaki metni deklare ederek kamuoyuna çağrıda bulunmuşlardır.

8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” adı ile ifade edilen işçi kadınların ekonomik ve politik haklarıyla ilgili bir gün olduğu kadar aynı zamanda kadınlar arası bir dayanışma günüdür, bir kadın bayramıdır ve tüm kadınlarındır.8 Mart, artık tüm kadınların ezilme ve sömürüsüne karşı hayatın her alanındaki mücadelesinin bir sembolüdür.

Biz kadınlar; “ŞİDDETSİZ”, yaşam haklarına saldırılmadığı bir dünyada yaşamayı istiyoruz. Bu durumun toplumda kadını güçlendirmeden mümkün olmayacağını düşünüyoruz. Güçlendirmek için ne gerekiyorsa onu yapmaya çalışıyor ve yapılmasını da bekliyoruz.

Toplumsal yaşamın her alanında büyük sorumluluklar yüklenen, gelecek kuşakların yetiştirilmesinden büyük pay sahibi olan kadınlarımızın sahip olduğu hakların bilincine varmaları büyük önem taşımaktadır.

Şu bir gerçek ki; kadınlarımızı anladığımı, onlara saygı duyduğumuz ve onları insan hakları ile donattığımız ölçüde mutlu bir dünya kurulmuş olacaktır.

Her şeye rağmen biz kadınlar; yaşam örgüsünde çok daha güçlüyüz. Yaşadığımız şu ortamda bile umudumuzu yitirmeden direnişlerimizin, çabalarımızın, mücadelemizin süreceğine inancımız tamdır.

8 Mart Emekçi Kadınlar platform üyeleri olarak; Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarından ödün vermeyeceğimizi haykırıyor, kadına karşı her türlü ayırımcılığın ortadan kalktığı, kadının birey olarak var olduğu, özgürlüklerinin kısıtlanmadığı, şiddetin ve istismarın önlendiği, barışın sağlandığı bir Türkiye ve Dünya istediğimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Bu vesile ile 7 Mart 2020 Cumartesi günü saat: 10:30’ da Eğitim Sen sendika binamızın önünde toplanma, topluca yürüyüş ve eski Cumhuriyet meydanında (Cumartesi pazarının altındaki meydan) saat:11:00’de basın açıklaması, 8 Mart 2020 Pazar günü saat:17:00’de Kaşdişlen Kültür Merkezinde ücretsiz olarak sunulacak olan slayt, skeç, şiir ve müzik programımıza tüm halkımızı davet ediyoruz.”

pic0014

Yorum (0)

Konular:

Anamur Eğitim-Sen Atatürk büstüne saldırıyı kınadı.

Tarih: 25 Ağustos 2017 Yazan: editor

Anamur Eğitim-Sen ilçe yönetimi olarak Anamur’da Atatürk büstüne yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz.

Ülkemiz de son dönem de arkalarında gördükleri güçlerden cesaret alarak medyada sözde tarihçiler, sözde gazeteciler, bazı siyasetçiler Atatürk’e laikliğe bilimsel laik demokratik eğitime eleştirilerimi hakaret boyutuna varacak şekilde arttırmaya başladılar. Nedense son dönemde gerici laiklik düşmanı kişilerin sayısı arttıkça deliliğe serseriliğe bürünen kişiler Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Atatürk’ün büstlerine ülkenin çeşitli yerlerinde saldırıda bulunuyorlar.

Anamur Eğitim-Sen ilçe yönetimi olarak, bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da laik demokratik bir hukuk devleti için, laik bilimsel eğitim için mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna açıklıyor, Atatürk’e yapılan çirkin saldırıları, arkasında duran, bu cesareti kendisine veren kışkırtıcıları kimlerse şiddetle kınıyoruz.

haber-0024

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen darbe girişimini kınadı

Tarih: 29 Temmuz 2016 Yazan: editor

Eğitim Sen Anamur Temsilcisi Ali Tuna ve yönetim kurulu üyeleri yaptıkları ortak açıklama ile darbe girişimini kınadı.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Mücadele tarihi boyunca darbelerin, baskıların ve anti demokratik uygulamaların hedefi olan Eğitim Sen, nereden gelirse gelsin her zaman darbelere karşı olmuş, darbelerin asıl hedefinin emek ve demokrasi mücadelesi olduğunu savunmuştur.

Eğitim Sen olarak, yıllardır bir taraftan emek, demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesi yürütürken, diğer taraftan asker ya da sivil, her türlü darbeye karşı olduğumuzu açık bir şekilde ifade ediyoruz.

Ülkenin içinde bulunduğu koşulları kendi siyasal hedeflerine ulaşmak için fırsata çevirmeye çalışanlara, önümüzdeki dönemde daha da artması beklenen baskıcı, otoriter, ve dayatmacı politikalara karşı mücadelemizi sürdüreceğimiz bilinmelidir.”

haberl00115

Yorum (0)

Konular:

Hain saldırı protesto edildi.

Tarih: 13 Ekim 2015 Yazan: editor

Ankara’da yapılan hain saldırı Anamur?da da protesto edildi.

KESK’ e bağlı bir grup sendika üyesi Eğitim-Sen Anamur Şubesi önünde toplanarak, Cumhuriyet Meydanı’na kadar slogan atarak yürüdü.

Cumhuriyet meydanında Eğitim-Sen Anamur Şube Temsilcisi Gürkan Temiz, grup adına yaptığı basın açıklamasında, bütün vahşete, şiddete ve katliamlara rağmen eşit, özgür ve demokratik bir ülkede, bir arada yaşamayı, barışı savunmaktan vazgeçmeyeceklerini belirtti.

Kendilerini hiçbir tehdidin korkutamayacağını ve yıldıramayacağını ifade eden Temiz, “Ölen arkadaşlarımız anmak, katliamı protesto etmek için yastayız. 12-13 Ekim günleri bütün Türkiye’de grevdeyiz. Bütün sendikaları, insanlık onuruna sahip çıkan herkesi birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

Cumhuriyet meydanında okunana açıklamanın tam metni şöyle;

?Ölen Arkadaşlarımızı Anmak,  Katliamı Protesto Etmek İçin Yastayız. 12-13 Ekim Pazartesi-Salı Günleri Bütün Türkiye?de Grevdeyiz!

Bütün Sendikaları, Bütün Meslek Örgütlerini, Bütün Siyasi Partileri, Örgütlü-Örgütsüz, Hangi Sendikanın Üyesi Olursa Olsun Bütün İşçileri, Bütün Kamu Çalışanlarını, İnsanlığa Sahip Çıkan Bütün Yurttaşlarımızı Desteğe Çağırıyoruz!

10 Ekim Pazar Günü Ankara?da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık.

Türkiye?nin dört bir yanından, Emek, Barış ve Demokrasi taleplerimizi haykırmak için;

İşçilerin, kamu çalışanlarının, işsizlerin, yoksulların, mağdurların sesini duyurmak için;

?Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi!? demek için;

Saray?ın saltanatı uğruna aylardır kan dökenlere ?Dur!? demek için;

Savaşa karşı barışı; baskı, şiddet ve zora karşı özgürlükleri ve demokrasiyi; yolsuzluğa, hırsızlığa ve sömürüye karşı emeğin mücadelesini hep birlikte yükseltmek için;

Başvurusu Ankara Valiliği?ne yapılmış (ve Valilikçe uygun görülmüş), bütünüyle barışçıl bir miting için toplanmıştık.

Türkülerimizle, halaylarımızla, pankartlarımızla, sloganlarımızla ve coşkuyla miting alanına yürüyüşümüz başlarken patlattılar bombaları.

Türkiye?nin göbeğinde, Ankara Garı?nda, binlerce polisin gözü önünde patlattılar.

Şu ana kadar belirlenebilen resmi kayıtlara göre 96 bizim verilerimize göre 128 kardeşimiz hayatını kaybetti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.

Üzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız ve İsyandayız!

Bu katliam geçmiş katliamları kat be kat geçmiştir. Ya barışı tesis edeceğiz ya da yeni katliamlara maruz kalacağız. İnadına barış mücadelesine devam edeceğiz. Başımız sağ olsun. Katledilenler barış şehidi olarak anılacaktır.

Hiç kimse bize bu katliamın faili meçhul olduğunu söylemesin.

Bombaları tanıyoruz.

18 Mayıs?ta Adana ve Mersin?deki, 5 Haziran?da Diyarbakır?daki, 20 Temmuz?da Suruçtaki patlamalardan tanıyoruz; ?aynı seriden? olduğunu biliyoruz.

Katilleri tanıyoruz.

Katiller; diktatörlük hevesleri 7 Haziran seçimlerinde kursaklarında kalanlardır.

Katiller; 400 vekil alamadıkları için ülkeyi iç savaşa sürükleyenlerdir.

Katiller; yarattıkları terör ve dehşetin korkusuyla 1 Kasım seçimlerinden galip çıkmaya çalışanlardır.

Amaçlarını biliyoruz.

Amaçları; bizi korkutarak, bizi yıldırarak, bizi sindirerek on üç yıllık zulüm ve hırsızlık düzenlerini sürdürmeye çalışmaktır.

Amaçları; Gezi İsyanından bu yana diktatörlüğe karşı direnen milyonlarca yurttaşın iradesini kırmaktır.

Amaçları; halkın iradesine rağmen Kaçak Saray?daki iktidarlarını devam ettirmeye çalışmaktır.

Emek, Barış ve Demokrasi Mitingimiz kana bulayanlara sesleniyoruz:

BÜTÜN VAHŞETİNİZE, BÜTÜN ŞİDDETİNİZE, BÜTÜN KATLİAMLARINIZA RAĞMEN EŞİT, ÖZGÜR, DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE BİR ARADA YAŞAMI VE BARIŞI SAVUNMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ!

Bizi korkutmaya, bizi yıldırmaya, bizi sindirmeye çalışanlara sesleniyoruz:

KORKMAYACAĞIZ, YILMAYACAĞIZ, UNUTMAYACAĞIZ VE AFFETMEYECEĞİZ!

DÖKTÜĞÜNÜZ KANDA BOĞULACAKSINIZ!?.

haberl0011haberl0021haberl0031haberl0041haberl0051

Yorum (0)

Konular:

Eğitim-Sen 8 Mart etkinlikleri

Tarih: 09 Mart 2015 Yazan: editor

Eğitim-Sen Anamur şubesi 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü bir dizi etkinlikle kutladı.

07 Mart 2015 Cumartesi ilçe merkezinde fotoğraf sergisi açan Eğitim-Sen 8 Mart 2015 pazar günü de sendika merkezinden eski cumhuriyet meydanına yürüdü ve bura bir bildiri okuyarak etkinliği sonlandırdı.

Anamur Eğitim-Sen’in meydanda okuduğu bildiri şöyle;

“AKP?nin ve Erkek Egemen

Sistemin Fıtratında Cinsiyetçilik

Var

Reklamlarda izlediğimiz?Kariyer de yaparım çocuk da Sahnelerini düşünün.

Doğum yaptığımız hastane yatağında ?annelik kariyerinin ne güzel bir şey olduğunu dinlemeye  başladık. Biz emekçi kadınların cephesinden ise şimdilerde biraz daha güçlü ?kariyersiz olmaz mı?? sesleri yükseliyor.

Biz ne anneliğin ne de allayıp pullayıp önümüze sürdüğünüz paketlerdeki güvencesiz ve esnek çalışmanın kariyerini istiyoruz. Biz insan onuruna yakışır şekilde yaşamak istiyoruz.  Anne olalım ya da olmayalım bütün

kadınların eşit, özgür ve onurlu  yaşamları için mücadele ediyoruz.

Geride bıraktığımız 2014 yılı erkek egemenliğinin ve AKP?nin kadınlara karşı savaşı yükselttiği bir yıl oldu. Bir yandan Ortadoğu?da faşist dinci IŞİD?in hem Ortadoğu halklarına hem de kadın cinsine yönelik başlattığı savaş; diğer tarafta AKP iktidarı bütün cinsiyetçi ve ırkçı politikalarını hayata geçirme konusunda kirli bir işbirliği içinde oldu, görünen o ki, olmaya da devam edecek.

İktidar 2014?te cinsiyetçi saldırılarına tüm

kurmayları ile devam etti.Kadınların kaç çocuk doğuracağı, ne zaman evleneceği,kahkaha atıp atmayacağı, kadınların fıtratı ve doğum kontrol yöntemleri dâhil birçok konuda kadınları hizaya çekmeye çalıştı.Her gün 5 kadın erkek-devlet işbirliği ile katledilirken, çıkarılan yasa ve düzenlemeler ile bu cinayetler meşrulaştırıldı ve erkekler teşvik edildi. Devletten güç alan erkekler kadınları, kadın cinsine gözdağı verircesine,sokak ortasında katletti. İHD Kadın Komisyonunun raporuna göre 2014 yılının 11 ayında 229 kadın erkekler tarafından katledildi. 234 kadın tecavüze uğradı ve taciz edildi. 527 kadın, erkekler ve askerler tarafından hayati tehlikeye yol açacak şekilde yaralandı. Tüm bunlardan bihaber davranan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kadın cinayetlerini önlemeye dönük tedbir aldıklarını söylerken, koruma altındaki 14 kadın katledildi.

.

Kadınlar sadece erkek şiddeti sonucu değil erkek egemen kapitalizmin aşırı kâr hırsı nedeniyle de katledildi. 64?ü tarımda olmak üzere 101 kadın işçi iş cinayetlerinde yaşamını kaybederken,Isparta?nın Yalvaç ilçesinde elma toplamaya giden 17 kadın kapitalizmin aşırı kâr hırsı ve ucuz iş gücü olarak görüldükleri için sağlıksız çalışma koşulları sonucu katledildi. İktidar  ise yaşanan katliam karşısında körleri, sağırları oynadı.

Bunun yanında kadın eğitim emekçilerine karşı mobbing uygulamalarının arttığı ve

doğrudan erkek idarecilerin kadın eğitimcileri hedef aldığı bir yıl oldu. Pendik,Çukurova,Bursa, Aydın ve Bartın?da olmak üzere 5 kadın öğretmen feci şekilde fiziksel ve sözlü şiddete maruz kaldı. Bartın?da sendikamız üyesi bir kadın öğretmen okul müdürü tarafından cinsel tacize uğradı.

?Kızlı erkekli aynı evde kalıyorlar? ifadesi ?Kızlı erkekli okuyorlar? şekline dönüştü. Hatay?ın Kırıkhan Yatılı Bölge Okulu?nda sendikamız üyesi Eylem öğretmene hiçbir yasal dayanağı bulunmadığı halde ?öğrencilerini karma şekilde oturttuğu? için soruşturma açıldı.Her iki cinsi birbiri için potansiyel tehlike gören cinsiyetçi zihniyet 19. Milli Eğitim Şurasında resmen tescillendi Ders kitaplarındaki cinsiyetçi öğeler artı.Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun 2011 tarihli kararıyla 2012-2013 öğretim yılından itibaren 5 yıl süreyle?ders kitabı? olarak kabul edilen ve Pasifik Yayınlarına ait olan Sosyal Bilgiler Öğretmen Kılavuz Kitabının ?Adım Adım Türkiye?başlıklı ünitesinde; ?Kınanın gelin olacak kızın yeni evine bağlı kalacağını sembolize etmek üzere yakıldığını, gelinin evinin ve kocasının yoluna gerekirse kurban olacağının vurgulandığını söyleyiniz? gibi etkinliklerle kız çocuklarına geleneksel kadınlık rolleri öğretilmeye çalışıldı.

4+4+4 Kademeli eğitime geçişin temel gayelerinden biri kız çocuklarını asgari bir eğitim düzeyinde tutmaktır. Çünkü kademeler arasında geçişlerde kız çocuklarının okuldan kopması kaçınılmazdır.. Buna paralel olarak orta kademede evlilik yasağının kaldırılması yine orta kademede açık liseye devam imkânından murat edilen kız çocuklarının erken yaşta evliliklerinin teşviki ve çocuk doğurma oranının yükseltilmesidir. Türkiye bu konuda Çin?i model almakta fazla nüfusla ucuz emek piyasası arttırmayı hedeflemektedir. Diğer taraftan eğitimin dinselleştirilmesi yoluyla rıza üretimi sağlanmak istenmektedir.

İtaat eden sorgulamayan, iktidarın isteklerini yerine getiren bir nesil için mevcut  anlayışın yıkılması ve yerine orta çağ cinsiyet rejiminin inşa edilmesi söz konusudur.Hal böyleyken hangi derslerin okutulacağından örneğin sağlık bilgisi gibi derslerin okutulmak istenmemesi, biyoloji dersinden üremeye dair konuların elenmesi, sınıfların kız ve erkek olarak ayrıştırılmaya çalışılması, aynı sınıfta karma eğitim gören çocukların ayrı sıralara oturtulmak istenmesine kadar bir dizi cinsiyet ayrımcı uygulama daha yoğun bir biçimde gündeme getiriliyor.Hatta okullarda inanılması zor ama kadın yöneticiler tarafından kısa etek timleri oluşturulabilmektedir. Mevcut eğitim sisteminde dahi yok sayılan farklı cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime sahip çocuklarsa büsbütün dışlanıyor. Eğitim Sen olarak şimdiye dek cinsiyet ayrımcılığına karşı ders kitaplarının ayrımcı öğelerden arındırılması okullarda toplumsal cinsiyet dersinin okutulması bu konunun hizmet içi eğitim programlarına alınması ve özellikle eğitim fakültelerinde ders olarak okutulması yönünde bir mücadele yürüttük. Yine cinsel eğitimin verilmesi gerektiğini belirttik.Geldiğimiz aşamada ne yazık ki var olanın çok gerisinde bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Şayet eğitim egemenlerin elinde itaate zorlayan bir araca dönüşebiliyorsa bizler açısından da özgürleşme yolunda bir mevzie dönüşebilir. Egemenlerin elinden bunu almak ve eğitimin özgürlükçü laik bilimsel anadilinde parasız olmasını sağlamak gerekiyor. Kadın hareketinin kazanımlarına sahip çıkmalı ve erkek egemenliğinin her türlü oyununu bozmalıyız.

SONUÇ OLARAK

Geride bıraktığımız yıl kadınlar bakımından bizi nasıl zorlu ama bir o kadar da kadın zaferinin yaşandığı bir yılın beklediğini gösteriyor. Bunca yıllık mücadelemizden ve kazanımlarımızdan aldığımız güç ile daha fazla özgürlük ve isyan dememiz gereken zamandayız. 25 Kasımın ardından gösterdiğimiz ortak mücadele hattını 8 Mart?ta

daha da büyütmek gibi bir görevimiz var artık.8 Martın ücretli tatil edilmesi mücadelesi bizim bakımımızdan yakaladığımız önemli bir düzey. Şimdi bu talebi kazanıma dönüştürme zamanı. Din, dil ve ırk ayrımı yapmaksızın bütün kadınların ortak mücadelesi için daha fazla ortak zeminlerde buluşmalı ve savaşın en fazla yıkım getirdiği biz kadınlar barış için aynı kararlılıkla mücadele etmeye devam

etmeliyiz.”

haber0066haber0075haber0084haber0092haber0046haber0036haber0026haber0015haber0056

Yorum (0)

Anket

Mersin - Antalya yolu tamamlandığında Anamur'a ne gibi faydaları olur?

Sonuçlar

Loading ... Loading ...

HAVA DURUMU

ANAMUR

İLETİŞİM SAYFALARI

Son Yorumlar

  • Tedora Vohs: Of be Gürdal, yine döktürmüssün canim kardesim. Gülnarda...
  • Mehmet Aydın: Anamur ve kendim adına teşekkürler;emeğiniz e sağlık hocam.
  • Ayşe Derya Seymen: Harika babacığım.. Emeğine yüreğine sağlık, iyi ki varsın
  • Hüseyin Sezer: Kalemine sağlık çocukluğumuza götürdün teşekkürler
  • Adil Demir: Süper,zamanda yolculuk yaptım.Ellerine ve hafızana sağlık abi!
  • Gürdal Sümer: Temiz çevre ve sıfır atık konusunda duyarlı olunması çağdaş...
  • Müjdat NUHUT: Eline, beynine, emeğine sağlık.Çok güzel bir belgesel...
  • Ayşe Derya Seymen: Emeğine yüreğine sağlık babacığım Harika bir yazı olmuş..
  • Mehmet Kemal: İyi adamdı, mekanı cennet olsun
  • Resul Baltacı: 05427359149 ararmisin