Konu Arşivi | "Eğitim Sen"

Konular:

Eğitim Sen dayanışma gecesi düzenledi

Tarih: 17 Kasım 2018 Yazan: editor3

17-kasim-2018021Eğitim Sen Anamur Temsilciliği, dayanışma yemeği düzenledi.
Eğitim Sen Anamur Temsilcisi Doğan Tekin, yemekte yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Eğitim Sen Mücadelesine destek olmuş ve Eğitim Sen’e gönül vermiş emekten mücadeleden ve demokrasiden yana olan bütün dostlarımız hoş geldiniz.
EMEKÇİLERE EKONOMİK VE SİYASİ BASKI ARTIYOR
Eğitim Sen Büyük bir ailedir. Son seçim sonrası emekçiler üzerinde uygulanan ekonomik ve siyasi baskı her geçen gün artarak devam etmektedir. Eğitim Sen her dönemde olduğu gibi bu süreçte de devrimci ve mücadeleci tavrını sürdürmüş ve sürdürmeye devam edecektir. Son zamanlarda ülkemizde yaşanan baskı ve zulme karşı dimdik ayakta durmakta ve güçlü bir dayanışma örneği göstermektedir. AKP hükümetinin Olağanüstü hal ve Kanun hükmünde kararnamelerle Semekçiler üzerinde uyguladığı baskıya rağmen hiçbir arkadaşımız sahipsiz kalmamış Eğitim Sen ve Eğitim sen dostları tarafından her konuda desteklenmiştir. Çünkü biz bir aileyiz.
DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA GELENEĞİMİZDE VAR
Eğitim Sen güçlüdür. Haksızlıklara karşı direnme, emekçilerin haklarını koruma, dayanışma, yardımlaşma Eğitim SEN’in TÖS’lerden TÖBDER’lerden günümüze kadar uzanan geleneğinde vardır. Eğitim Sen gücünü geçmişten bu güne uzanan onurlu mücadelesinden almaktadır.
KRİZİN SEBEBİ EMEKÇİLER DEĞİLDİR
İktidar sahipleri yaşanan ekonomik krizin bedelini emekçilerin sırtına yüklemeye çalışıyorlar. Bu krizin sebebi emekçiler değildir. 2017 yılında imzalanan toplu sözleşme geçerliliğini yitirmiştir. Emekçilere ocak ayı beklenmeden maaşlarına zam yapılmalıdır.
EĞİTİMDE YANLIŞ POLİTİKALAR UYGULANIYOR
Eğitim öğretimde uygulanan yanlış politikalar yüzünden tahribat her geçen gün artarak devam etmektedir. Cinsiyetçi, ırkçı ve piyasacı uygulamalar yüzünden bir nesil yok olup gitmektedir.
Eğitim Sen’li öğretmen laik, bilimsel, eşit ve özgür eğitimden yanadır. Bu kapsamda mücadelesini sürdürecektir. Gün birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Yaşasın Eğitim Sen, yaşasın örgütlü mücadelemiz.”
EMEKLİ ÜYELERE PLAKET
Dayanışma gecesinde emekli olan üyeler Yüksel Gümüş, Zeki Taş, Ramazan Kızılay ve daha önce ilçe temsilciliği görevinde bulunan Mustafa Bakır’a plaket takdim edildi.17-kasim-201801517-kasim-201802417-kasim-201802517-kasim-201801717-kasim-201801817-kasim-201802217-kasim-201802317-kasim-2018016

Yorum (0)

Konular: ,

Erdal Güney?e yoğun ilgi

Tarih: 16 Mayıs 2016 Yazan: editor3

16-mayis-20165r5x004Anamurlu ünlü sanatçı Erdal Güney, Eğitim Sen Anamur Temsilciliği?nin sanatsal etkinlikleri kapsamında Apollo Garden?da konser verdi.

Sendika üyeleri ve vatandaşlar konsere yoğun ilgi gösterirken, sanatçının ailesi de konseri izledi. Sendike yönetim kurulu üyesi Çiler Apaydın, açılış konuşmasında ?Ülkemiz hızla Suriyelileştirilirken laikliği Anayasa?dan silme çalışmaları ortaya çıktı. Laiklik demek, burada bu konseri verebilmektir, özgürlük demektir. Laiklik ve demokrasi birbirinden ayrılamaz. Laiklik kalkarsa neler olacağını hepimiz biliyoruz? dedi.

Apaydın, Anamur?da da Suriyeli sorunu oluştuğunu belirterek, derhal bir çözüm bulunarak kötü gelişmelerin önlenmesi gerektiğini kaydetti.

Eğitim Sen Temsilcisi Ali Tuna ve yönetim kurulu üyelerinin misafirlerle yakından ilgilendiği gecede, sahneye çıkan ünlü sanatçı Erdal Güney ise memleketinde olmanın kendisine mutluluk verdiğini ifade ederek, ?Erdal Güney ve Forantası Anamur?da? sloganına da açıklık getirerek, ?Müzisyen arkadaşlarımla yıllardır beraberiz. Onlar benim ailem oldular. O yüzden böyle bir slogan düşündük. Horanta ile Foranta kelimeleri aynı anlama geliyor ve bölgemizde kullanılıyor. Ben Foranta?yı kullandım? diye konuştu.

Güney?in seslendirdiği birbirinden güzel şarkı ve türkülere, mekanı dolduran vatandaşlar tarafından eşlik edildi. Sanatçının annesi Zerrin Güney, sahneye çıkarak oğluna çiçek verirken, babası Ekrem Güney de dinleyiciler arasında yer aldı. Bu jest karşısında duygulanan sanatçı, ?Annem ve babam kendimi müzikle ifade etmek istediğimde bana destek verdiler. Onlara teşekkür ediyorum? dedi.

Konserin sonunda Eğitim Sen Temsilcisi Tuna, Güney ve arkadaşlarına gecenin anısına çiçek sundu.16-mayis-20165r5x01216-mayis-20165r5x00816-mayis-20165r5x01016-mayis-20165r5x00716-mayis-20165r5x00916-mayis-20165r5x01116-mayis-20165r5x013

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen’den 8 Mart etkinliği

Tarih: 10 Mart 2016 Yazan: editor3

xxylpaahprrlpf009Eğitim Sen Anamur Temsilciliği, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir dizi etkinlik düzenledi.

Sendika binası önünde toplanan üyeler, ellerinde pankartlar ve resimlerle özellikle kadına yönelik şiddeti protesto ettiler. Sendike yöneticilerinden Çiler Apaydın, günün anlam ve önemini belirten konuşmasında, kadınların başta şiddet olmak üzere yaşadığı sorunları gündeme getirdi. Kadın erkek ayrımcılığına son verilmesini isteyen Apaydın, çalışan kadınların iş hayatında karşılaştıkları sorunların çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Etkinliklerin akşam bölümünde ise slayt gösterimi, şiirler ve konuşmalar ile müzik dinletisi yer aldı. Etkinliklere sendikanın Anamur Temsilcisi Ali Tuna, yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda sendika üyesi katıldı.xxylpaahprrlpf010xxylpaahprrlpf011xxylpaahprrlpf012xxylpaahprrlpf013

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen’den 8 Mart etkinlikleri

Tarih: 06 Mart 2016 Yazan: editor3

xxylpaaprrlpf006Eğitim Sen Anamur Temsilciliği, 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla bir dizi etkinlik gerçekleştirecek.

Eğitim Sen Anamur Temsilcisi Ali Tuna ile yönetim kurulu üyeleri Doğan Tekin ve Veli Erdam, gazetimizi ziyaretlerinde yaptıkları açıklamada, 8 Mart Salı günü, ilk olarak sendika binası önünde toplanarak saat 12.30?da basın açıklaması yapacaklarını söylediler.

Ardından akşam da sindika binasında 8 Mart Kadınlar Günü ile ilgili bir program yapacaklarını belirten sendika yetkilileri, saat 19.00?dan itibaren başlayacak programda, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar, slayt gösterimi ve müzik dinletisinin yer alacağını kaydettiler.

Yorum (0)

Konular: ,

Eğitim Sen ve Eğitim İş’ten basın açıklaması

Tarih: 25 Eylül 2014 Yazan: editor3

nhjfvklsxb002Özellikle rant alanı yüksek olan okullardaki müdür atamaların tamamına yakınının Eğitim Bir Sen üyesi olması, iktidarın bir süredir gündeminde olan arazisi değerli okulların satılması ile ilgili planlarını daha kolay hayata geçirebilmesi açısından önemlidir.

Eğitim yöneticileri değerlendirme sonuçlarına göre görevden alınan ve görev süresi uzatılan okul müdürlerinin sendikal aidiyetine bakıldığında, tarihin en büyük siyasal kadrolaşma hareketi ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır.

KAMU KAYNAKLARININ ÖZEL OKULLARA AKTARILMASI

12 yıldır, devlet okulları sorunları ile baş başa bırakılırken, her fırsatta özel okullara yönelik teşvik politikaları uygulanmıştır.

Özel okulların yıllardır doğrudan kamu kaynaklarıyla desteklenmesinin arkasında, eğitimde yaşanan ticarileştirme sürecini hızlandırmak ve paralı eğitimi yaygınlaştırmak vardır.

Bugüne kadar özel okullara vergi teşvikleri ve çeşitli kalemlerde indirimler yapılmış, devlet okullarının talepleri dikkate alınmazken, özel okulların istekleri hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından anında yerine getirilmiştir.

Halktan toplanan vergilerin özel okullara ?öğrenim desteği? adı altında aktarılması, her şeyden önce herkese eşit ve parasız eğitim hakkının ihlali anlamına gelmektedir.

Devlet okullarında çoğu taşeron şirket personeli binlerce yardımcı hizmetli çalıştırılırken, velilerden temizlik, spor vb. adlarla birçok kalemde para toplanıp eğitimin tüm yükü velilerin sırtına yüklenmektedir.

Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmesi ve sadece eğitimde değil, bütün alanlarda kamu harcamalarının payının arttırılmasının sağlanmasıdır.

ZORUNLU ROTASYON VE ADAY ÖĞRETMENLERE SÖZLÜ SINAV

Geçtiğimiz günlerde TBMM?de kabul edilen torba yasa ile öğretmenlere zorunlu rotasyon (yer değiştirme) ve aday öğretmenlerin asli kadrolara geçirilirken sözlü sınav uygulamasının önü açılmıştır.

Eğitim Bakanlığı, pek çok konuda olduğu gibi zorunlu rotasyon ve aday öğretmenlere sözlü sınav konusunda dayatmacı tutumunu sürdürmekte, öğretmenlerin ve sendikaların bu konudaki eleştiri ve önerilerini dikkate almamaktadır.

Eğitimde zorunlu rotasyon uygulamasının önce il içinde başlatılması beklenmektedir. Büyükşehirlerin sınırlarının son derece genişlediği bir dönemde açıkça ?il içi sürgün? anlamına gelmektedir.

On binlerce eğitim emekçisinin aile ve okul yaşantısını alt-üst edecek olan zorunlu rotasyon uygulaması kabul edilemez. Eğitimde, hiçbir gerekçe eğitim emekçilerini okuttuğu öğrencisinden, ailesinden, oturduğu mahallesinden kopararak zorla başka bir işyerine sürgün göndermesini haklı çıkaramaz.

Öğretmenlere zorunlu rotasyon uygulaması halinde eğitim sisteminin yeni bir kaos ile karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. MEB?in görevi, eğitimde 4+4+4 dayatmasında olduğu gibi, attığı her adımda, eğitim emekçilerini mağdur etmek değil, onların yaşadığı sorunlara kalıcı çözümler üretmek, eğitimcilerin ve sendikaların taleplerini dikkate almaktır.

Öğretmenler açısından açıkça ?sürgün? anlamına gelen ve pek çok yönden istismar edilebilecek ?zorunlu rotasyon? uygulaması asla gündeme getirilmemelidir. MEB, öğretmenleri kendi istekleri dışında zorunlu rotasyona tabi tutmak yerine, gönüllülük ve teşvik esasına dayalı çözümler üretmeye çalışmalıdır.

Aday öğretmenlere sözlü sınav uygulaması, iş güvencemizin elimizden nasıl adım adım alınmaya çalışıldığının görülmesi açısından önemlidir.

TEOG İLE ÖĞRENCİLERİN ÖZEL OKUL, MESLEK LİSESİ, İMAM HATİP LİSELERİ VE AÇIK LİSEYE MAHKÛM EDİLMELERİ

Eğitimde 4+4+4 dayatmasının kaçınılmaz bir sonucu olarak liseler, tıpkı ilkokul ve ortaokullar gibi mevcut sistemin ve onun koruyucusu olan siyasi iktidarın ekonomik-siyasal çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırılırken, öğrencilerimiz özel liselere, meslek liselerine, imam hatip liselerine ve açık liselere yönlendirilmiştir.

TEOG yerleştirmeleri sürecinde defalarca uyarmamıza rağmen göz göre göre yapılan yanlışlar sonucunda çok sayıda öğrenci belki de hiç gitmek istemeyeceği bir lise türüne otomatik olarak yerleştirilmiştir. TEOG?da tercih yapmayan 134 bin öğrenciden 94 binin meslek, 40 binin imam hatip liselerine otomatik olarak yerleştirilmiş olması MEB?in dayatmacı politikalarının son örneği olmuştur.

MEB, önce tercih yapmayan öğrencilerin adreslerine en yakın okula yerleştirileceklerini açıklamış, ancak bazı illerde öğrencilerin evlerinden 100 km, hatta 150 km uzaklıktaki okullara yerleştirildiği görülmüştür.

Kaydı otomatik olarak imam hatip liselerine yapılan öğrencilerin içinde gayrimüslim öğrencilerin bulunması, sorunun ne kadar ?ciddiyetle? ele alındığının göstergesidir.

Liselerde kontenjan sorununun çözülmemesi durumunda öğrenciler ya ekonomik koşullarını zorlayarak özel liselere yönelecek ya da istemediği bir okulda okumaktansa açık liseye yönelerek örgün eğitimin dışına itilmiş olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı bu rezaletin hesabını vermelidir.

PERSONEL AÇIKLARI VE ATAMASI YAPILMAYAN ÖĞRETMENLER SORUNU

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmen atamalarına yönelik olarak 109 alanda belirlenen kadro kontenjanlarını açıklamıştır. Bakanlığın Eylül ayı içine 40 bin öğretmen, bin hizmetli atayacak olması, yıllardır ciddi bir sorun olan öğretmen atamaları ve personel açıklarının bu yıl da kapatılmayacağını göstermektedir.

Yıllardır atama bekleyen, ancak siyasi tercihler nedeniyle yeteri kadar atama yapılmaması nedeniyle ataması yapılmayan öğretmenler büyük bir stres içine itilmekte, intiharlara kadar varan olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bugüne kadar ataması yapılmadığı için 40?ın üzerinde işsiz öğretmen intihar etmiştir.

Eğitimde 140 bin öğretmen açığı bulunmakta, okulların büyük bölümünde yardımcı hizmetli istihdamı taşeron şirketler ya da İŞKUR tarafından gönderilen ?geçici personel? ile sağlanmaktadır. MEB?in giderek büyüyen öğretmen ve yardımcı hizmetli açıkları ile ilgili olarak kalıcı çözümler üretmek yerine her yıl sınırlı sayıda atama yapması, eğitimde zaten sorunlu olan işleyişi daha da zorlaştırmaktadır.

KAMUSAL, BİLİMSEL, DEMOKRATİK VE LAİK EĞİTİM

Eğitim sisteminin, eğitim ve bilim emekçilerinin yıllardır birikerek artan sorunları sürekli artmakta, her eğitim-öğretim yılı giderek ağırlaşan sorunlar ve çelişkiler eşliğinde açılmıştır.

Siyasi iktidar eğitim sistemini kendi dünya görüşüne göre yeniden biçimlendirmeye çalışırken, eğitimin sorunlarına kalıcı çözümler üretmekten çok, her alanda dayatmacı bir tutum izlemektedir.

Türkiye gibi farklı inanç gruplarının, dinlerin, mezheplerin olduğu çok dilli ve çok inançlı bir toplumda din eğitiminin öğrencilere yıllardır ?tek din, tek mezhep? anlayışı üzerinden dini eğitim dayatılmaktadır.

Zorunlu din dersi ve ?zorunlu seçmeli? din dersleri dayatmalarına ek olarak, liselere ibadethane açılmasının zorunlu hale getirilmesi, okullarda yeni ayrışmaların, kutuplaşmaların ve gerginliklerin habercisidir.?nhjfvklsxb003nhjfvklsxb001nhjfvklsxb004nhjfvklsxb006

Yorum (0)

Konular: ,

Eğitim Sen’den dayanışma yemeği

Tarih: 03 Haziran 2014 Yazan: editor3

pic52pwr005Eğitim Sen Anamur Temsilciliği, dayanışma yemeği düzenledi.

Ören?deki yemekte konuşan Temsilci Gürkan Temiz, şunları kaydetti:

?Öncelikle yıldönümünü yaşadığımız gezi parkı eylemlerinde hayatlarını kaybeden geçlerimizi anmak istiyorum. Sadece özgürlüklerimize dokunma diyen gençlerimizin sert müdahalelerle susturulmaya çalışılması hükümetin demokrasinin, özgürlüklerin neresinde olduğu bize göstermektedir.

Eğitim-Sen?in mücadele tarihi, sadece eğitim ve bilim emekçilerinin sendikal örgütlenmelerinin değil ülkenin; demokratikleşmesi, cinsiyete, etnik kökene, dinsel, mezhepsel kimliklere dayalı ayrımcılığın son bulması ve toplumsal barışın inşa edilmesi mücadelesinin de tarihidir. Bu tarihsel misyonla sendikamız gezi eylemlerinin de merkezinde olmuştur.

Hükümet; son dönemde yaptığı değişiklikler ile eğitimde yıllardır uygulanan piyasa merkezli politikaların ve siyasal kadrolaşma hamlelerinin çok daha ilerisini hedeflemiştir.  Dershanelerin kapatılması bahanesi üzerinden bir taraftan kamu kaynakları ile özel okulların doğrudan desteklenmesini getirirken, diğer taraftan sayıları 100 bini bulan eğitim yöneticilerine yönelik tarihin en büyük ve en kapsamlı tasfiye planını yapmıştır. Yapılan bu düzenlemeler ile eğitim çalışanlarının iç barışı büyük bir yara almış, geri dönülmesi güç kutuplaşmalar ortaya çıkmıştır.

Dünden bugüne savunduğumuz, uğrunda bedeller ödediğimiz değerler bir kez daha önem kazanmış, haklılığımızı ortaya koymuştur. İleri demokrasi, özgürlük vaatleriyle kendisine meşruiyet kazandıran siyasal iktidar, demokrasiyi ortadan kaldırmaya girişmiştir. Kendisinden olmayanlara tahammül edemediğini yaptığı düzenlemeler ve atamalarla sürekli olarak göstermiştir. Yapılan düzenlemeler AKP nin demokrasiyi seçme ve seçilme hakkından ibaret gördüğünün, mağduru oynadığı dönemlerde özenle savunduğu kişi hak ve özgürlüklerine bakışının gücü eline almasıyla değiştiğinin yada her zaman vurguladığımız gibi bu konularda samimi olmadığının göstergesidir.

12 yıllık AKP iktidarı döneminde iş cinayetlerinde 12 bini fazla işçi yaşamını yitirmiştir. Soma`da yaşanan katliam, bugüne kadar yaşanan iş cinayetlerinin en son ve en acı halkası olmuştur.

Eğitim ve bilim emekçileri bugün yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiştir. Dünya ülkeleri ile kıyaslandığında aldığımız ücretler bırakın AB ülkelerini gelişmekte olmakla kandırılan ülkelerin dahi altındadır. Bu durum bizlerin toplum nezdinde itibar kaybına uğramamıza neden olmaktadır. İşbirlikçi sendika aldığı düşük zamla öğünerek bu gerçekliğin üstünü örtmeye çalışmaktadır.

Eğitim Sen, üstlendiği misyonla emek ve demokrasi mücadelesinde yılmamış, mücadeleyi her alanda yükselterek cevap olmuştur.

Bizim yerimiz her zaman olduğu gibi direnenlerin, mücadele edenlerin, emekten yana ezilenlerin, ötekileştirilenlerin yanıdır. Değerli Eğitim-Sen üyeleri ve sevgili dostlarımız, gün oldu çoğaldık gün oldu azaldık, ama asla teslim olmadık. Encümen-i Muallimden, TÖS?e, TÖB-DER?den Eğitim-Sen?e mücadelemiz, büyüklüğünü ortaya koymaktadır.

Ülkemizde solda yer alan tüm kesimlerin küçük siyasal farklılıklarını ikinci planda bırakarak emek eksenli sendikacılığı benimsemesi ve Eğitim Sen?de birleşmesi en büyük özlemimizdir.?pic52pwr004pic52pwr006pic52pwr007pic52pwr008pic52pwr009pic52pwr010pic52pwr012pic52pwr013pic52pwr014pic52pwr015pic52pwr016pic52pwr0161pic52pwr017pic52pwr018

Yorum (0)

Konular:

8 Mart Kadınlar Günü’nde yürüyüş düzenlenecek.

Tarih: 05 Mart 2014 Yazan: editor3

msjuyhxqg0158 Mart Emekçi Kadınlar Platformu, 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş düzenleyecek.

Platform adına açıklama yapan Anamur Eğitim-Sen Anamur Temsilcisi Gürkan Temiz, 8 Mart Cumartesi günü saat 11.30?dan itibaren Eğitim Sen önünde toplanacağız. Buradan eski Cumhuriyet meydanına kadar yürüyeceğiz ve basın açıklaması yapacağız. 11 Mart 2014 tarihinde ise saat 19.00′da Atatürk Kültür Merkezi?nde 8 Mart konulu program düzenleyeceğiz. Etkinlikte, sinevizyon gösterimi, müzik ve şiir dinletileri ile skeçler yer alacak? dedi.

Eğitim Sen Anamur Yönetim Kurulu Üyesi Çiler Apaydın ise şunları söyledi:

“Bizler 8 Mart emek ve meslek örgütlerinden kadınlar olarak, 8 Mart mücadelesinin haklılığından aldığımız cesaret ve güç ile kapitalizmin ve onun erkek egemen zihniyetinin yarattığı ekonomik, siyasal ve sosyal kuşatılmışlığı kırmak, umut ve güven dolu onurlu bir geleceği kurmak, kaybettiklerimizi kazanımlara dönüştürmenin güçlü adımlarını örgütlemek için bir araya geliyoruz.?

Yorum (0)

Konular: , ,

Öğretmenlerden yasa protestosu

Tarih: 26 Şubat 2014 Yazan: editor3

nhpphntmyl019Eğitim sendikalarının Anamur’daki üyeleri, hükümetin TBMM’ye sunduğu “Milli Eğitim Temel Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nı protesto ederek iş bıraktı. Eğitim Sen, Eğitim İş ve Türk Eğitim Sen’in Anamur temsilcilikleri yaptıkları açıklamalarla yasa tasarısına sert tepki gösterdi.

Türk Eğitim Sen Anamur Temsilcisi Harun Taşdemir, sendika binasında üyelerin de katılımıyla yaptığı açıklamada, “Eğer bu yasa yürürlüğe girerse 4 yılını tamamlayan müdür, müdür yardımcısı, şube müdürü, milli eğitim müdürünün görevlerine son verilecektir. Bunların yerine tekrar atama yapılacaktır. Dershaneler de ortadan kaldıracaktır. Dünyanın hiçbir ülkesi yoktur ki, bir eğitim kurumunun görevine yasa ile son verilsin. Dershanelerde çalışan personel, öğretmen mağdur edilecektir. Zaten işsizliğin had safhada olduğu ülkemizde atanamayan 320 bin öğretmenin de atama beklediğini hesaba katarsak durumun vahameti bir kez daha ortaya çıkacaktır” dedi. Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikalarının üyeleri de birlikte sloganlar atarak eski Cumhuriyet meydanına yürüdü. Temsilciler Gürkan Temiz ve Uğur İnan?ın koordinesiyle meydanda toplanan kalabalık ellerindeki pankartlar ve attıkları sloganlarla hükümeti protesto etti.

Burada sendikalar adına açıklama yapan Eğitim Sen Anamur Temsilcisi Gürkan Temiz,  yasa tasarısının eğitimde yıllardır uygulanan piyasa merkezli politikaların ve siyasal kadrolaşma hamlelerinin çok daha ilerisini ifade ettiğini belirterek, “Tasarı, dershanelerin kapatılması bahanesi üzerinden bir taraftan kamu kaynakları ile özel okulların doğrudan desteklenmesini getirirken, diğer taraftan sayıları 100 bini bulan eğitim yöneticilerine yönelik tarihin en büyük ve en kapsamlı tasfiye planını içermektedir” dedi.

Buradaki eyleme, Türk Eğitim Sen Anamur Temsilcisi Harun Taşdemir de destek verdi.

(Temsilcilerin konuşmalarının tam metni aşağıda?)nhpphntmyl012nhpphntmyl013nhpphntmyl014nhpphntmyl015nhpphntmyl017nhpphntmyl016nhpphntmyl018nhpphntmyl020nhpphntmyl027nhpphntmyl028nhpphntmyl021

EĞİTİM SEN ANAMUR TEMSİLCİSİ GÜRKAN TEMİZ?İN KONUŞMASI:

?Hükümet tarafından TBMM`ye sunulan “Milli Eğitim Temel Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” eğitimde yıllardır uygulanan piyasa merkezli politikaların ve siyasal kadrolaşma hamlelerinin çok daha ilerisini ifade etmektedir. Tasarı, dershanelerin kapatılması bahanesi üzerinden bir taraftan kamu kaynakları ile özel okulların doğrudan desteklenmesini getirirken, diğer taraftan sayıları 100 bini bulan eğitim yöneticilerine yönelik tarihin en büyük ve en kapsamlı tasfiye planını içermektedir.

AKP hükümeti, bu tasarı ile kamusal eğitim alanını daha da daraltmakta, özel öğretimin doğrudan desteklenmesi doğrultusunda ciddi adımlar atmaktadır. Kamusal eğitime ayrılması gereken kaynakların dershanelerin dönüşümü bahanesiyle özel öğretime aktarılması, özel okulların eğitim içindeki payının arttırılması için sayısız teşvik ve destek getirilmek istenmesi, iktidarın eğitim politikasının merkezinde halkın değil, piyasa güçlerinin olduğunu göstermektedir.

Siyasi iktidar bir taraftan kamu kaynaklarını özel okullara aktarmak için düzenleme yaparken aynı taslak içinde MEB Temel Kanunu ve Teşkilat Kanunu`nda yapmak istediği değişikliklerle, kendi döneminde atanan tüm yöneticilere görevden el çektirmekte ve yeni yönetim kadrolarını, kendi siyasi çizgisindeki valiler aracılığıyla Bakanlığa bağlı okul ve kurumlarda görevlendirmek için kapsamlı bir değişiklik yapmak istemektedir.

Bu nedenle, TBMM`ye sunulan kanun taslağına karşı mücadeleyi başta eğitim sendikaları olmak üzere en geniş toplum kesimleriyle ortaklaştırmak gerekmektedir.

Kamu kaynakları özel okullara aktarılamaz

Getirilmek istenen düzenleme ile 1 Eylül 2015 tarihine kadar özel okula dönüşme taahhüdünde bulunan dershanelere Hazine taşınmazları üzerinde eğitim tesisi yapmaları için kamu arazilerini 25 yıllığına bedelsiz kullanma hakkı verilecek. Ayrıca hazine arazisi üzerindeki Milli Eğitim Bakanlığına ait okullar, okulların ek binaları on yıla kadar kiraya verilebilecek. Devlete ait arazisi değerli okullar birer birer özel sektöre, vakıflara devredilecek. Kamusal eğitime ayrılması gereken kaynakların, özel okullara aktarılmak istenmesi büyük bir çelişkidir.

Dershanelerin kapatılması ve özel okula dönüştürülmesini,kamusal kaynakların; eğitimin ticarileştirilmesi ve her geçen gün daha fazla oranda piyasalaştırılması için özel okullara, dolayısıyla sermayeye aktarılması olarak değerlendiriyoruz. Yapılması gereken, halkın ödediği vergilerden oluşan kamu kaynaklarının kamusal eğitim için kullanılmasıdır.

Nitelikli bir eğitim sistemi oluşturmak için, tek başına eğitim sisteminin kamusal nitelikli olması ve kamu kaynakları tarafından finanse edilmesi yeterli değildir. Kamu tarafından herkese eşit ve parasız olarak sunulması gereken eğitimin bilimsel ve demokratik bir içerikte olması, kamusal, nitelikli bir eğitim sisteminin oluşturulması açısından zorunludur.

Eğitim yöneticilerinin sözlü sınavla belirlenmesi ve vali tarafından atanması kabul edilemez

Kanun yürürlüğe girdiği tarihte, 4 yıl ve üzeri sürelerle okul müdür ve yardımcısı olarak görev yapanların görevleri “hiçbir işleme gerek kalmaksızın” sona erecek. Görevi sona eren eğitim yöneticileri öğretmen olarak görevlendirilebileceği gibi, görev yeri de değiştirilebilecek. Düzenleme ile eğitim yöneticileri atamasında tek kriter hükümetin çizgisinde olmak olacak ve bütün atamalarda “siyasi torpil” temel belirleyen haline gelecek. Bu düzenleme, AKP hükümetinin eğitimde en alt kademeden en üste kadar hiçbir farklı görüşe yer vermek istemediğini, bütün eğitim yöneticilerinin siyasi iktidarın sözünden çıkmayan “siyasi kadrolar” haline getirilmek istendiğini gösteriyor.

Bizler yıllardır eğitimde yaşanan siyasi kadrolaşma girişimlerine dikkat çekerek eğitim yöneticilerinin okullarda ya da işyerlerinde gerçekleştirilecek demokratik seçimlerle belirlenmesini ve yönetici atamalarında liyakat ve yeterlilik kriterlerinin temel alınmasını savunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise yapmak istediği değişiklikle Bakanlık kadrolarını eğitimcilerden çok iktisat, işletme gibi alanlardan sağlayarak her açıdan piyasa merkezli eğitim işletmeciliği anlayışını hayata geçirmeyi planlıyor.

Dershane öğretmenlerinin sorunları çözülmüyor

Dershanelerdeki eğitim emekçileri iş güvencesi, çalışma koşulları ve ücret güvencesi açısından en olumsuz koşullarda çalışıyorlar.

AKP hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı, ne dershanelerde güvencesiz ve kölelik koşullarında çalışan öğretmenlerin sorunlarını ne de dershaneleri yaratan sınav ve piyasa merkezli eğitimi ortadan kaldırmak niyetindedir. İktidar, bir taraftan eğitimdeki piyasa ilişkilerini derinleştirirken bir taraftan da dershanelerde çalışan binlerce eğitim emekçisini işsizliğe ya da daha güvencesiz koşullarda çalışmaya mahkûm etmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen istihdamı konusunda bugüne kadar benimsediği bütün politika ve uygulamalardan derhal vazgeçmeli, öğretmen yetiştirme ve istihdamı konusunda sendikalarla bir araya gelerek ataması yapılmayan öğretmenlerin ve güvencesiz çalışan öğretmenlerin sorunlarının kalıcı olarak çözülmesi için ortak politikalar geliştirmelidir. Eğitim fakültelerinden mezun olan tüm öğretmenler koşulsuz, şartsız, sınavsız, mülakatsız kadrolu atanmalı, herkese kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

Aday öğretmenlere sınavın arkasında iş güvencemizi tamamen kaldırmak hedefi var!

Aday öğretmenler bir yıl fiilen çalıştıktan sonra performans değerlendirmesinde başarılı olmak ve disiplin cezası almamak koşuluyla asaleten atanmak için yazılı veya sözlü sınava girmek zorunda kalacak. İlk sınavda başarılı olamayanlar başka bir il ya da ilçeye sürgün edilecekler ve ikinci sınavda da başarılı olamazlarsa memuriyetle ilişikleri kesilecek.

İlk bakışta, bu düzenlemenin sadece aday öğretmenlere özgü olduğu düşünülse de düzenlemenin Milli Eğitim Bakanlığı`nın Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi`ne uygun bir şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır. MEB, “Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi” ile öğretmen yetiştirme sistemi ve öğretmen istihdamını, günümüzün piyasa değerleri olan “rekabet”, “verimlilik”, “kariyer”, “performans”, “stratejik hedefler” gibi kavramlar üzerinden şekillendirmek istemekte; ilk adımı aday öğretmenlerin asli kadrolara atanması aşamasında uygulamak istemektedir. Bu uygulamanın bir sonraki adımı önce eğitim yöneticilerinin, ardından tüm eğitim ve bilim emekçilerinin iş güvencelerinin kaldırılması ve eğitimde sözleşmeli istihdamın hızla yaygınlaşmasıdır.

Öğretmenlik mesleği AKP iktidarı tarafından tamamen sınava dayalı teknik bir meslek haline dönüştürülmüştür. Adaylıktan asil kadroya geçiş koşulu sınav odaklı değil; uygulama ve süreç odaklı olmak zorundadır. Eğitimde her türlü güvencesiz istihdam (ücretli, vekil, taşeron, geçici, 4-c, 50-d vb.) uygulamasına derhal son verilmelidir.

Kamu Kaynaklarının Talanına ve Eğitim Sisteminin Siyasi Kadrolarla  Yönetilmesine İzin Vermeyelim!

Sonuç olarak AKP hükümetinin geçtiğimiz 12 yıl içinde eğitim sistemi üzerinden hayata geçirdiği bütün icraatlarında olduğu gibi, yine kamu kaynaklarını özel okullara aktarmak için düzenlemeler yaptığı, sadece bununla yetinmeyip bütün Bakanlık teşkilatını tasfiye ederek, piyasacı eğitim politikalarına uygun olarak yeni bir siyasal kadrolaşma operasyonu başlattığını söylemek mümkündür. ?

TÜRK EĞİTİM SEN ANAMUR İLÇE TEMSİLCİSİ HARUN TAŞDEMİR?İN KONUŞMASI

?Türkiye Büyük Millet Meclisinde Milli Eğitim Yasa Tasarısı komisyondan geçmiştir.

Hükümet TBMM?deki sayı üstünlüğüne güvenerek, bu yasayı çıkarma kararlılığındadır. Eğer bu yasa yürürlüğe girerse idarecilerin tamamı mağdur olacaktır.4 yılını tamamlayan müdür, müdür yardımcısı,şube müdürü ,milli eğitim müdürünün görevlerine son verilecektir.Bunların yerine tekrar atama yapılacaktır.

Para harcayarak günlerce ders çalışarak dişiyle tırnağıyla sınav kazanıp idareci olanların görevlerine bir çırpıda son verilecektir. O zaman adama sormazlar mı madem görevden alacaktın neden sınava girdirip atamasını yaptın?

Bizler öğretmenler olarak bugün üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz. Bizler çocukları öğretmensiz bırakmak istemiyoruz. Kendi haklarımızı kamuoyuna duyurmak için buna mecbur kaldık. Değerli velilerimiz çocuklarınızın öğretmenlerini hakları konusunda kamuoyu oluşturmak için bizlerin yanında olmanızı istiyoruz. Bizler huzurlu ve mutlu olursak çocuklar daha iyi olacaktır.

Bu eylemi sendika genel merkezinin almış olduğu karar doğrultusunda yapmaktayız. Kanunsuz bir eylem değil, yasal bir eylemdir.

Bu yasa, sadece yöneticilerin mağduriyeti ile kalmayıp dershaneleri de ortadan kaldıracaktır. Dünyanın hiçbir ülkesi yoktur ki,bir eğitim kurumunun görevine yasa ile son verilsin.Dershanelerde çalışan personel,öğretmen mağdur edilecektir.Zaten işsizliğin had safhada olduğu ülkemizde atanamayan 320 bin öğretmeninde atama beklediğini hesaba katarsak durumun vahametini bir kez daha ortaya çıkacaktır.

Burudan hükümete seslenmek istiyoruz:

Ülkeyi yolsuzluklar, hukuksuzluklar ülkesi haline getirmeyelim?

Polis devleti olmayalım.

Zaten elinizi çekmediğiniz sıra bu defa milli eğitim çalışanlarına mı geldi

Yeter artık çekin elinizi devlet memurunun, milli eğitim çalışanlarının, öğretmenlerin üzerinden.

Bizleri siyasete alet etmeyiniz. Bizler Türkiye Cumhuriyetinin memuru olarak kalmak istiyoruz. Alın terimizi ekmeğimize katıp evimize helal ekmek götürmek istiyoruz.

Bir kişinin dudağının arasına sıkıştırılmış bir uygulama istemiyoruz. Ülke geleceğinin şekillendiği milli eğitim bakanlığının siyasallaşmasını istemiyoruz. Kanun ve yönetmeliklerin milli eğitim çalışanlarından, öğretmenlerden yana olmasını istiyoruz. Liyakata önem veren, kariyerin öncelikli olduğu, devlet memurlarına yaşam hakkı tanıyan bir ülke bir siyasi yapı istiyoruz..

Cebimizde olan elinizi yakamızdan da çekmenizi istiyoruz.

O halde;

Hakkımızın gasp edilmediği bir güne uyanmak istiyoruz.

?Türküm, doğruyum, çalışkanım? denilen bir okul istiyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti yazan bir tabelanın altında huzurla ders yapmak istiyoruz.

Bizim ilkemiz önce ülkemiz. Onu ebed müddet yaşatmak istiyoruz.

Fişlenmeden huzurla yaşamak istiyoruz.

Bir koltuk uğruna kendimizi satmadık ve satanlardan da asla olmayacağız.

Hasılı; Bu güzel ülkeye canla başla, şevkle, özveriyle hizmet ettik ve etmeye devam edeceğiz.

Yeter ki bizlere yol açın, huzur verin, güven verin?.

Ne mutlu Türküm diyene !?

Yorum (0)

Konular:

Beden Eğitim dersinin kaldırılması protesto edildi

Tarih: 16 Şubat 2014 Yazan: editor3

picpiertgmld014Meslek liselerinde Beden Eğitim dersinin kaldırılması, Anamur’daki beden eğitimi öğretmenleri tarafından protesto edildi.

Eski Cumhuriyet meydanında toplanan beden eğitimi öğretmenleri adına konuşan Eğitim-Sen Anamur Örgütlenme Sekreteri Beden Eğitim Öğretmeni Murat Abay, şunları söyledi:

“Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu 2013-2014 yarıyıl tatilinde Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü nün 28.01.2014 tarihinde Teknik Lise, Anadolu Teknik Lisesi, Meslek Lisesi, Anadolu Meslek Lisesi, ve Anadolu Sağlık Meslek Liselerinden Beden Eğitimi Derslerini kaldırmıştır.

Benzer bir uygulama 2009-2010 Eğitim Öğretim yılı başında tüm liselerde uygulanmış, öğrencilerden velilerden ve öğretmenlerden, üniversitelerimizin beden eğitimi bölümlerinden ve de birçok sivil toplum örgütlerinden gelen tepkiler üzerine bir yıl sonra geri çekilmek zorunda kalınmıştır. Ne var ki bu geri çekilme kademeli olarak yapılmış, 2009-2010 Eğitim öğretim yılında liseye başlayan gençler hiç beden eğitimi dersi almadan mezun olmuşlardır. Çünkü öğrenciler Resim, Müzik, Beden Eğitimi derslerinden birini seçmek zorunda bırakılmış ve bu da haftada sadece 1 saatle sınırlandırılmıştı. Bir dönem nesli bir çırpıda böylece harcanmıştı.

Aradan geçen üç yılın sonunda 2012-2013 yılından itibaren liselerde tüm sınıflar 2 saat Beden Eğitimi dersi alabilme noktasına gelmişken, bu sene tekrar sistem darmadağın edilmiş, mesleki eğitimde beden eğitimi dersi tekrar tırpanlanmıştır. Bunun öncesinde 4+4+4 sistemi ile İlköğretimde beden eğitimi dersi zaten yok edilmiş, çocuklarımız daha ilköğretimde beden eğitimi dersinden ve spordan mahrum kalmıştır. İleri,çağdaş ve demokratik ülkelerde ilkokulda Beden Eğitimi dersi 4 ile 6 saate çıkartılıp spora başlama yaşı 4?5 yaşına çekilirken, bizde yeni uygulamaya konan 4+4+4 sistemiyle ilköğretimde Beden Eğitimi dersi yok edilmiş, çocuklarımız daha ilköğretim çağında bu dersten ve spordan mahrum kalmıştır. Şu anda ilk dörtte  (yani 1.2.3. ve 4.) sınıflarda Beden Eğitimi dersi yoktur.İkinci dörtte(yani 5.6.7. ve 8.) sınıflarda vardır. Tabi beden eğitimi dersinden mahrum kalan sadece çocuklar değil, onları okutacak olan beden eğitimi öğretmenlerinin aile bütünlüğü darmadağın olacak, yerinden, yurdundan ve okullarından ayrılmak zorunda bırakılacaklardır.

10 yılı aşkın bir süredir Türk Milli Eğitim sistemi bir türlü rayına oturmamış, yaz boz tahtasına dönüşmüştür. Okula girdiği sistemle mezun olan bir öğrenci nesli dahi yoktur. Ne var ki değişen her sistemle de mağdur olan hep beden eğitimi derslerini alması gereken öğrencilerimiz olmaktadır. Ders çizelgelerinde değişiklik yapılırken üzeri çizilecek ders olarak ilk akla gelen her zaman beden eğitimi dersi olmaktadır. Meslek liselerinde son yapılan değişiklikte de bu durum değişmemiş, beden eğitimi dersi kökten kaldırılmıştır.

İlköğretimden lise son sınıfa kadar beden eğitimi dersi yaparak, yaşayarak işlenen beden eğitimi dersi son derece önemlidir ve dokunulmaması gereken en önemli alandır. Ancak Meslek liselerinde beden eğitimi derslerinin kaldırılması hepsinden öte ayrı bir cinayettir.

Meslek liseleri aynı zamanda fabrikadır. Meslek liseleri aynı zamanda işyeridir. Meslek liseleri aynı zamanda hizmet üretim yerleridir. Buradaki öğrenciler aynı zamanda ülkenin üreten ve hizmet veren işçileri gibidir. Haftanın her günü çalışan ve üreten bu öğrencilere haftada 2 saat beden eğitimi dersi ile deşarj olmayı, oynamayı, sportif kültür kazanmayı, sağlığını korumayı, spor yoluyla kendini ifade etmeyi çok gören bir anlayışın, 19. Yüzyılda madenlere girmesi kolay olur diye çalıştırılan çocuklara yapılan muameleden ne farkı vardır?

Meslek lisesi öğrencileri toplumun genellikle dar gelirli ailelerinin çocuklarıdır. Eğitimde fırsat eşitliğinden yararlanamamış, maddi imkansızlıklar nedeni ile daha iyi orta öğretim kurumlarına hazırlanma olanağı bulamamış ve ailelerinin bir an önce eve kazanç getirecek bireyler olarak gördükleri öğrenciler bu okullara gitmektedir. Esasen en çok itibar görmesi gereken okulların meslek liseleri olması gerekmez mi.

Bu nedenlerle meslek lisesi öğrencilerinin sosyalleşeceği, spor kültürünü geliştirecekleri, kendilerini ifade edebilecekleri, sağlığını koruyabileceği alanlar çok sınırlıdır ya da hiç yoktur. Haftada 2 saat de olsa beden eğitimi dersi ile meslek lisesi öğrencileri deşarj oluyor, sosyalleşiyor, kendilerini fiziksel anlamda ifade edebiliyor (ki bu ergenlik çağında çok önemlidir), sportif bilgi ve beceri öğreniyor yani beden eğitimi dersinin hedeflediği tüm kazanımlara erişme olanağı buluyordu. Ayrıca okul spor takımlarına girerek okullarını yarışmalarda temsil eden meslek liseleri en başarılı liselerdir. Okul takımlarına başvuru oranları en yüksek liselerdir. Çünkü gerek eğitim sistemi içinde gördükleri üvey evlat muamelesi gerekse toplumsal yaşamdaki sosyal adaletsizlik sonucu bulundukları yer nedeni ile kendilerini gösterebilme, sosyalleşebilme, saygı görebilme ihtiyacını ifade edebilecekleri yer olarak sporu ve sportif mücadeleyi görmektedir.

Şimdi meslek lisesi öğrencilerinin elindeki tek eğlencesi ve oyunu olan beden eğitimi dersini ve dolayısıyla sporu alarak bu çocukları isyankarlığa, sigara ve alkol gibi madde bağımlılığına, kötü alışkanlıklara, internet cafelere, kahvehanelere itilmiş olmuyor da ne oluyor?

Haftada iki saat beden eğitimi dersini meslek lisesi öğrencilerine çok görenler bu gerçeği göremiyor mu? Milyonlarca lira harcayarak ?Meslek Lisesi Meselesi Memleket Meselesi? diye projelerle büyük holdinglerle işbirliği yapılarak çocukların mesleki yeterlikleri ve iş olanakları artırılmaya çalışılırken onların sağlıkları neden göz ardı ediliyor?

Sağlık bakanlığı ?obezite ile mücadele? adı altında kaynak ayırıp reklam filmlerine binlerce lira para harcarken, madde bağımlılığı ilk okullara kadar inmişken, sporda şiddet her alanda giderek yaygınlaşırken, hastaneler 40 yaşında insanların eklem, bel fıtığı, omurga kayması ve hareketsiz yaşamın tüm rahatsızlıklarını yaşamaya terk edilmişken, spor kültürünün bir türlü yerleştirilemediği, sportif başarının dibe vurduğu ülkemizde çocuklarımızın ve gençlerimizin beden eğitimi ve sporu öğrenmekten dolayısı ile sağlıklarını koruma eğitiminden mahrum bırakılarak mı bu sorunlarla mücadele edilecek?

Olimpiyatları alabilmek için Gençlik ve Spor Bakanlığı milyonlarca lira para harcayıp kampanya ve yatırım yaparken, sportif başarısı en yüksek olan meslek liselerinde beden eğitimi dersi kaldırılarak ve de potansiyel sporcular daha işin başında adeta toprağa gömülerek mi olimpiyatlara ev sahipliği yapılacak?

Sağlıklı bir nesil için Bedensel gelişimin en az ruhsal gelişim kadar önemli olduğu ne zaman anlaşılacak? Kaldı ki beden eğitimi dersi içinde fiziksel gelişim olduğu gibi en az onun kadar da ruhsal ve ahlaki gelişim vardır.

Sonuç olarak; Atatürk?ün sağlam kafa sağlam vücutta bulunur sözü ile beraber Çoklu zeka kuramı içerisinde bütün zeka kuramları ile ilişkisi olan beden eğitimi dersi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öncesi eğitimden başlayarak lise 12. Sınıfın sonuna kadar zorunlu ortak dersler kapsamında olması gereken bir disiplindir. Hiçbir okul türü bu dersten muaf ve mahrum bırakılamaz. Meslek liseleri ve kısmi olarak sosyal bilimler liselerinde kaldırılan zorunlu 2 saat beden eğitimi dersi tüm sınıflara tekrar konulmalıdır.

Beden Eğitimi öğretmenleri olarak   bu işin takipçisi olacağımızı ve mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna ve Milli Eğitim Bakanlığına duyururuz.”picpiertgmld010picpiertgmld011picpiertgmld012picpiertgmld013

Yorum (0)

Konular:

Eğitim-Sen’in 9. olağan genel kurulu yapıldı

Tarih: 20 Ocak 2014 Yazan: editor3

getamnkx5001Eğitim Sen Anamur Temsilciliği?nde gerçekleştirilen 9. olağan genel kurulda yeni yönetim kurulu belirlendi.

Temsilcilik binasında gerçekleştirilen genel kurulda divan, Ahmet Karakuş, Mahir Engin Çelik ve Şeref Koz?dan oluştu.

Temsilci Mustafa Bakır, 6 yıl boyunca sürdürdüğü görevini noktaladığını ve artık aday olmayacağını belirterek, şunları söyledi:

?Değerli arkadaşlar yıllardır bu onurlu görevi sizlerle birlikte sürdürdük. Her arkadaşım buna emek kattı.

Bu anlamı ile çalışanından emeklisine, yerel basın emekçilerine her arkadaşıma, yönetim kurulu adına çok teşekkür ediyorum. İşte bu örgütlü kolektif mücadeleyi birlikte yarattık.

Eğitim sen onurlu bir yaşam mücadelesinin adıdır. Eğitim Senliler gelecek kuşakları elleri ile biçimlendirirler. Bilgi ile donatır. Aydınlık bir gelecek için hazırlarlar. Erdem eker ahlak ekerler. Kısacası eğitim senliler tepeden tırnağa özgür kuşaklar yetiştirmeyi ilke edinmişlerdir.

Eğitim Sen, bir direniş örgütüdür. Bu direniş politiktir. Devrimcidir. Ortaklaşan dil, emekten, özgürlükten yanadır. Buralara kolay gelinmedi. Örgütü örgüt yapan bu devrimci eylemlerdir. Sınıflar mücadelesi tarihsel rolünü sürdürürken, pratik becerimiz teorik bilincimiz de kendi eylem anlayışımızı belirledi. Bu süreç böyle gerçekleşti.

Sizlerle kurduğumuz iletişimi siyasal, sınıfsal kimliğimizle sürdürdük. Bu kurumu yönetirken de etkili oldu. Tüm çabamız buranın kurumsal kimliğinin sürdürülmesi içindi. Başarabildikse ne mutlu. Bu süreçte bana 6 yıl gibi uzun bir süre görev verdiniz. Yeri gelince bırakmayı da bilmeli, kırıp incittiğim birileri olmuşsa ben kendi adıma özür diliyorum.

Değerli arkadaşlar, 11 yıllık AKP iktidarı dönemine kadar eğitim hiç bu kadar kötü yönetildi. Öğretmenlik mesleği hiç bu kadar itibarsızlaştırılmadı. Eğitim emekçileri hiç bu kadar aşağılanmadı. Hiç bir iktidar eğitimi bu kadar piyasanın insafına bırakmadı. Emekçiler hiç bu kadar sömürülmedi. İnsanların özel yaşamına hiç bu kadar müdahale edilmedi. Emekçiler bunlara mutlaka bir ders vermelidir.

Dünya emekçi halkları kapitalizmin, savaşa, baskıya, sömürüye dayanan, insanlık dışı uygulamaları karşısında bir çıkış ararken. Ülkemizde bu kapitalist sistemin temsilcileri, bizlerin emeği üzerinden, saltanat sürüyor. Yoksullara ise cay, simit 2 çuval kömürle idare edin deniyor. Kendileri lüks ve gönenç içinde yaşarken, emekçiler yoksulluk içinde sürünüyor. Bunun sebebi bu kapitalist, soygun düzeninin temsilcileri ve politikalarıdır. İnsanlar sadakaya muhtaç duruma düşürülmüşse yönetenler suçludur.

Birileri eşine aldığı uçak haberleri ile anılırken, diğer biri kapanan yollar nedeni ambulansın ulaşamadığı köylerde canından oluyor. Birilerinin tek odalı evinde yakacak odunu yok, pencere camı kırık, geçimini çöp sepetlerinden kâğıt toplayarak sürdürmeye çalışırken 40 günlük bebeği soğuktan evde zatürreden ölüyor. Diğer tarafta ayakkabı kutularında saklanan milyon dolarlar.

Duayla, dinle, vaazla harama övgü düzenler, beddua ile işin içinden çıkmaya çalışanlar. Kapitalist sistemi, soygun düzenini savunan temsilciler, bilin ki aç yatanların hesabı sizden sorulacaktır.

Değerli arkadaşlar; yıllardır ülkenin üzerine bir kabus gibi çöken AKP iktidarı, yoksulluğu çözmeye değil sadaka ile yönetmeye taliptir. Emekçilerin çalıştıkları her alanda sömürü acımasız bir şekilde sürüyor. Yoksulluğu yönetirken devletin gelirlerini yandaşlarına peşkeş çekiyorlar. Ülke nüfusunun %10 lüks içinde yaşarken, geri kalanın  %50 den fazlası aç ve sefalet içersinde. Bu son derece kaygı vericidir.

Eğitim sağlık iyi yönetilmiyor. Bu sorunlar piyasaya havale edilmiştir. Bu sistemde aydın olmak, eğitimci da olmak yetmiyor. Tek çözüm örgütlü olmaktır. Bunun için sınıfsal bilinç mutlaka kazandırılmalıdır. Eğitim bir insan hakkıdır. Eşit parasız eğitim hakkı ısrarla savunulmalıdır. Emekçilere yapılan bu zulüm karşısında birlikte hareket etmekten başka çıkar yolumuz yoktur.

İktidar?ın baskı ve zulmü bitmiyor. Birde kendi hukukunu uyguluyor. Ülkede hukuk hiç emekten, ezilenden yana olmadı. Bunu Roboski de, gezi olaylarında, bir mayıslarda, Sivas davasında, Maraş olaylarında açıkça gördük. Hukuk hep egemenlerden, ezenlerden yana oldu. Bu anlamda, biz emekçilere direnmek, örgütlenmek kalıyor.

11 yıldır gözü kardan, ranttan başka bir şey görmeyen dinci liberal zihniyet, ormanlarımızı, nehirlerimizi, kentlerimizi yağmalıyor. Yasam alanlarımızı yok ediyor. Buna seyirci kalmamalıyız. Ortadoğu da akan kanın hesabı sorulmalıdır. Irak?a götürdükleri demokrasiyi görsünler utansınlar.

Fakat nerde bunlarda utanacak yüz. Birde baskılara direnen kitle örgütlerine, Eğitim Sen?e saldırıyorlar. Çünkü eğitim sen bir mücadele örgütü. Kendilerinde mücadele etme yürekliliğini görmeyenlerde, zor günlerde buralardan kaçıyor. Bilinmelidir ki mücadeleden kaçtıkları sürece herkes kaybedecek.

Değerli arkadaşlar, Eğitim sen?li olmak, çelik bir direnç gerektirir. Egemenler gelir, egemenler gider. Eğitim senliler direnmeye devam eder. Koşullar ne olursa olsun, İnsanca yaşam Eşit, Özgür, Demokratik bir Ülke mücadelemiz sürecektir. Umutları da yürekleri kadar büyük olan gençlerimize, sözümüz var. Onurlu bir geleceği inatla, direniş kararlılığımızla mutlaka kuracağız.

Genel kurulu ziyaret eden CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de AK Parti iktidarına eleştirilerde bulunduğu konuşmasında, ?Öğrencilik yıllarımda AKP eğer iktidarda olsaydı şimdi ben hapiste olurdum. O zaman bile böyle baskı ve şiddet yoktu. Buna hep birlikte direnmek zorundayız? dedi. Mali rapor ve faaliyet raporunun kabul edilmesinin ardından divana sunulan yönetim kurulu asil, yedek ve şube delegelikleri listesi oybirliği ile kabul edildi.

Yönetim kurulu Bülent Altan, Çiler Apaydın, Gürkan Temiz, Murat Abay ve Yunus Deniz?den oluşurken, yedek üyeliklere Sema Durna ve Ali Tuna seçildi. Şube delegeliklerine ise Ali Tuna, Bülent Altan, Çiler Apaydın, Doğan Tekin, Durmuş Alparslan Apaydın, Enver Kazaklı, Serkan Uysal, Gürkan Temiz, Ferhat Dizmen, Hüseyin Aydın, İbrahim Oğurlu, Meral Sezdirmez, Vedat Karadeniz, Murat Abay, Murat Ulusoy, Mustafa Günal, Osman Ertuğrul, Ramazan Şahin, Sema Durna, Şefaaddin Oğul, Veli Erdem, Yunus Deniz ve Zeki Sert seçildi.getamnkx5002getamnkx5003getamnkx5005getamnkx5004

Yorum (2)

Anket

Mersin - Antalya yolu tamamlandığında Anamur'a ne gibi faydaları olur?

Sonuçlar

Loading ... Loading ...

HAVA DURUMU

ANAMUR

İLETİŞİM SAYFALARI

Son Yorumlar

  • Tedora Vohs: Of be Gürdal, yine döktürmüssün canim kardesim. Gülnarda...
  • Mehmet Aydın: Anamur ve kendim adına teşekkürler;emeğiniz e sağlık hocam.
  • Ayşe Derya Seymen: Harika babacığım.. Emeğine yüreğine sağlık, iyi ki varsın
  • Hüseyin Sezer: Kalemine sağlık çocukluğumuza götürdün teşekkürler
  • Adil Demir: Süper,zamanda yolculuk yaptım.Ellerine ve hafızana sağlık abi!
  • Gürdal Sümer: Temiz çevre ve sıfır atık konusunda duyarlı olunması çağdaş...
  • Müjdat NUHUT: Eline, beynine, emeğine sağlık.Çok güzel bir belgesel...
  • Ayşe Derya Seymen: Emeğine yüreğine sağlık babacığım Harika bir yazı olmuş..
  • Mehmet Kemal: İyi adamdı, mekanı cennet olsun
  • Resul Baltacı: 05427359149 ararmisin