Haberi Arkadaşına Gönder Haberi Arkadaşına Gönder

Erdener Karaca’nın anısına.

25 Ocak 2021

www.haberanamur.net te yayınlanan haber ve fotoğraflar, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.

Emekli Öğretmen Gürdal Sümer’in kaleminden1970’li yıllardan Lise arkadaşı Erdener Karaca anısına.

1970’li yıllarda asker olan babanın görevi sebebiyle aynı dönem Anamur Lisesinde eğitim alan Erdener Karaca’ın geçtiğimiz günlerde vefatı üzerine, arkadaşlarını anmak ve anıları tazeleme adına emekli öğretmen Gürdal Sümer’in KARACA için anı yazısı:

Pencereden baktığımızda denizi gördüğümüz yıllardı. Sadece denizi değil yemyeşil fıstık, susam, darı tarlalarını da görürdük. Henüz betona boğulmamıştık takvimler 1970’lerin ilk yıllarını gösterirken. Nüfusu da çok değildi, 10-11 bin kişi yaşardı. Anamur’dan bahsediyorum, o yılların Anamur’undan. Çok yoğun virajlı yollardan dolayı başka bir yerden Anamur’a gelmek işkence gibiydi. Gelen yabancılar “İçim dışıma çıktı, bi daha gelmem !” derdi. Sadece yabancı turistlerin şikâyeti yoktu.

Esnaflardan, memurlardan bir de fıstık üreticilerden oluşan insanlar bu kasabaya can veriyordu. Sade yaşamları vardı. Akşamları “Hacı Molla” çay bahçesine ya da sinemaya gitmeyi ihmal etmezlerdi. Sinemada Yılmaz Güney’le Ayhan Işıkla kahramanlaşır, Türkan Şoray’la Fatma Girik’le romantikleşir, filmin kötü adamı Erol Taş ile de sinir sistemlerini harekete geçirirlerdi. Kimileri de filmin sonunu getiremez uyuya kalırlardı. Sinema görevlisinin dürtmesiyle uyanırlar, ala uykulu filmin sonunu merak ederek evlerine dönerlerdi.

Cep telefonu yok, bilgisayar yok, internet yok. Bilgiyi ansiklopedilerden, kütüphanelerden haberleşmeyi de manyetolu sabit ev telefonlarından yapardık. Telefonun kolunu çevirir karşımıza çıkan PTT santral görevlisi hanıma “ … numarayı bağlar mısın, lütfen !” diye istekte bulunurduk. Ya da numarayı bilmiyorsa “ A gızım filancanın gaynanasının evini bi bağlayıver” derdi bazı yaşlılarımız.

Düğünler ayrı bir güzellikti, genellikle portakal bahçelerinde düzenlenir, ağaçların altında bir masa, masada davetlilere yemek, meze ve rakı ikram edilirdi. Çalgıcı takımı masaları ziyaret eder, isteğe göre şarkı türkü çalarlar ve bahşiş toplarlardı. Çalgıcılar çağrılan masaya gitmezse ya da geç giderse çıngar çıkardı. Ertesi gün çalgıcı ve çocuklar kamyona, büyükler de ciplere binerek gelin almaya giderlerdi.

Pazar günleri ise Anamur’un piknik günüydü, Kalenin içi, Pullu, Dragon çayı kenarları, iskele vazgeçilmez hafta sonu alanlarıydı.

Yazları her zamanki gibi çok sıcak geçerdi ama gündüzleri cırlavıkların dinmeyen sesi akşamları da sivrisineklerin sokması var ya bizi canımızdan bezdirirdi. Annem akşama doğru sofrayı kurar “ Hadi çocuklar sinekler çıkmadan yemeğinizi yiyin” derdi.

Demokrasi ve özgürlük mücadelesinde de ödün vermedi Anamur. Bazı öğretmenlerimize ve gençlerimize ağır bedeller ödettiler. Polisler bizim evde kitap araması yaptı. Andre Malraux’un “ UMUT “ adlı romanını gözaltına alarak emniyete götürdüler. Zavallı kitap daha sonra mahkemede aklanarak evdeki kitaplığa geri döndü.

O zamanlar birkaç ilkokul, bir ortaokul bir de çiçeği burnunda yeni açılmış bir lisesi vardı Anamur’un. Ben Mersin Tevfik Sırrı Gür Lisesi’nin ortaokul bölümünü bitirmiş Anamur Lisesi’ne yazılmıştım. Okulda değişik arkadaşlarım oldu. Ama bir arkadaşım vardı ki “yediği içtiği ayrı gitmeyen” cinstendi. Adı ERDENER KARACA idi. Babasının Jandarma Karakol Komutanı olarak Anamur’a tayin olmasıyla başladı arkadaşlığımız. Hemen her konudaki ortak noktamız bizi birbirimizin en yakın arkadaşı durumuna getirmişti. Karakol Lojmanında kalıyorlardı. Bizim ev de karakola çok yakındı. Bu da samimiyetimizi epey arttırdı. Okulda değilsek karakolda olurduk. O zamanlar Karakol şimdiki gibi yüksek duvarla değil, ayakta zor duran tahta çitle çevriliydi. Sivil halkla iç içeydi. Jandarma erleri arkadaşımız gibiydi. Siviller ve askerler olarak iki takım kurar iddialı voleybol maçı yapardık, bazen gazozuna bazen de kölesine.

Çok sık sinemaya giderdik, bazen de sinema parasını denkleştiremez sıkıntıya girerdik. Erdener şair ruhluydu, iyi resim yapardı. Oldukça iyi niyetli uyumlu ve bulunduğu her ortamı neşelendirirdi. Bir komşu kızına sevdalandı. Leyla ve Mecnun oldular. “Kalbimin sahibi sensin, orda yalnız sen varsın” en sevdiği şarkıydı ve dilinden hiç düşürmezdi. O kadar beraberdik ki suçu beraber işler dayağı da okul müdüründen beraber yerdik. Arkadaşlığımız sadece ikimizle sınırlı değildi. Beraber gezip tozduğumuz “uslu öğrenci” sınırlarını zorladığımız arkadaşlarımız da vardı. Örneğin Ayten Çon, ve ablası Mansure evinde bizi ikindi vaktinde pastalı 5 çayına ağırlardı, Ahmet Eraslan ile orman işletmesi civarındaki parkta ders çalışır, Bayram Yıldız arkadaşımız matematikte iyiydi, okulda öğrenemediğimizi ondan öğrenirdik, arkasından da magazinsel konulara girerdik. Gülgün Baysan iyi güvenli bir arkadaş, iyi bir dert ortağıydı. Aynı sınıftan Mehmet Göktaş, Hüsamettin Dinç, Zekai Özcan, rahmetli Ahmet Yılmaz Dinç ile kent çevresinde gitmediğimiz gezmediğimiz yer kalmazdı. Sacide Cankılıç arkadaşımız da bu beraberliğin bir parçasıydı. Kalınören’den Hüseyin Demir, karakol civarından Zübeyde, bir de Rus motosikletiyle Alaattin Keser bu zincirin halkalarıydı. Şimdi aklıma geldi, Karagözün oğlu Yusuf Güngör, toplanır hep beraber şarap içerdik gözlerden uzak yerlerde.

Güzel bir dünyamız vardı. Derken araya zaman girdi. Öyle bir savurdu ki bizi… Uzun yıllar birbirimizden haber alamadık, taa ki iki yıl öncesine kadar. Kardeşi Tamer’in yardımıyla izini buldum, sağ olsun. Köyeceğiz’de Milli Eğitim’de çalıştığını söyledi ve telefon numarasını verdi. Ara ara haberleşiyorduk. Bana hep Anamur’daki arkadaşları sorardı. Ben de corona salgını bittiğinde kendisini ziyaret edeceğimi, hasret gidereceğimizi söylerdim. Ne yazık ki bu düşüncem hiç gerçekleşemeyecek, yakalandığı kanser rahatsızlığı onu çok çabuk aramızdan aldı götürdü, arkasında unutulmaz anılar bırakarak, arkasında acılar üzüntüler bırakarak.

Huzur içinde uyu sevgili arkadaşım ERDENER. Mekânın cennet, şu dizeler de senin hatırana armağan olsun,

Biz eskiden şiirler yazardık

Duygusal desinler diye,

Kızların yanında sigara içerdik

Olgunlaşmış desinler diye,

Bir de hiç yoktan kavga çıkarırdık

Yiğit desinler diye,

Meğer hep saklamışız kendimizi

Ne olduğumuzu bilmesinler diye!

pic0063pic00114pic0074pic0038pic00210pic0049pic0056pic0081

Yorumlayın

Anket

Mersin - Antalya yolu tamamlandığında Anamur'a ne gibi faydaları olur?

Sonuçlar

Loading ... Loading ...

HAVA DURUMU

ANAMUR

İLETİŞİM SAYFALARI

Son Yorumlar

  • Şeref Koz: Yöremiz, ülkemiz ve geleceğimiz için önemli bir gündemdi....
  • Şeref Koz: Onur Özel Apartmanı sakinlerini duyarlılıkları dan dolayı...
  • Gürdal Sümer: Ulusal bayramlarımız sadece resmi protokolun kontrolünde ve...
  • Şeref Koz: Buradan geçerken hep strese kalıyorum. Bu kadar uzun süre kalması...
  • abdulllah aydın: Sağlam bir ATATÜRK cü olduğuna ,nandığım Sayın Başkan:...
  • abdulllah aydın: Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk Diyorki:”Cahal et...
  • abdulllah aydın: Yeni seçilen başkan ve üyelere başarılar dilerim.İhrac...
  • Gökçin Yalçın: Başarılar diliyorum.
  • hüseyin kocoglu: meraba arkadaslar kuzu göbegi alıyoruz ve toplatıyoruz...
  • Şeref Koz: Yaşlıya, hastaya, düşküne sağlıklı bakabilmek için oğlu, kızı...