Anamur Kent Konseyi Kuraklığa sebep olduğu gerekçesiyle Okaliptüs ağaçlarına karşı savaş ilan etti.
“BATAKLIĞI KURUTMA DEĞİL, KURAKLIĞI ÖNLEME PROJESİ
Son yıllarda Dünya’da küresel ısınma neticesinde kuraklık başlamış birçok göl ve su kaynaklarımız kurumuştur. Kuraklığın olumsuz etkilerini azaltmak için bir takım tedbirler almak zorundayız.
Daha önce fayda sağlayan uygulamalar bugün maalesef işlerliğini yitirmiş fayda sağlamak yerine aksine zarar vermektedir. 2. Dünya Savaşı’nda askerler bitten pireden kırılırken DDT üretilmiş askerler o zararlıdan kurtulmuş, Churchill Dünya’nın harika ilacı demiştir. Daha sonra insan sağlığına zararlı olduğu tespit edilmiş, tüm dünyadan kaldırılmıştır. Zararı faydasından çok çok daha fazla olmuştur.
Okaliptüs bitkisi de zamanında bataklığı kurutmak için üretilmiş dikilmiş daha sonra çabuk büyümesi gerçek gayesinden sapmış rast gele yerlerde üretimi yapılmıştır. Aynı DDT gibi ömrünü tamamlamıştır. Şimdi bu bitkinin özelliklerine bir göz atalım.
Okaliptüs (Eucalyptus camaldulensis)
100 metreye kadar uzayabilen, hızlı büyüyen ve yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Ana vatanı Avustralya olan bu ağaç, “sıtma ağacı” veya “bataklık ağacı” olarak bilinir, suyu çok sever ve suyu kurutma özelliği vardır.
Çukurova’daki okaliptüs ağaçlarının hikâyesi, 1861 yılında başlayan Amerikan İç Savaşı’na kadar uzanıyor. Kölelerin çalıştırıldığı pamuk plantasyonlarının durma noktasına gelmesi, İngiltere’yi yeni pamuk kaynakları aramaya yönlendirdi.
Osmanlı İmparatorluğu ile yapılan temaslar sonucunda, Adana bölgesinin İngiltere’nin pamuk ihtiyacını karşılaması planlandı. Bu doğrultuda Sultan Abdülaziz, 1862 yılında pamuk üretimini teşvik eden yasal düzenlemeler yaptı
Pamuk tarlalarına yer açmak ve sıtma taşıyan sivrisineklerin üreme alanlarını kurutmak için Avustralya’dan getirilen okaliptüs ağaçları, Çukurova’nın kaderini değiştirdi.
Halk arasında, söyleniş zorluğundan dolayı bu ağaçlara “gariptos” adı takıldı. Bazıları ise “sıtma ağacı” olarak benimsedi.
Okaliptüs ağaçlarının hızlı büyümesi ve bataklıkları kurutma özellikleri sayesinde, bölgedeki sıtma salgınları azaldı. Cumhuriyet döneminde de bu uygulama devam etti ve 1939’da Tarsus’un Karabucak bölgesinde 1200 hektarlık ilk planlı okaliptüs ormanı oluşturuldu.
Bataklıklar kurutulmuş ve pamuk tarlaları hazırlanmıştı ancak Adana’da iş gücü hala yetersizdi. İngiliz sanayicilerin ihtiyaçlarını karşılamak için Osmanlı, Mısır’dan fellah adı verilen tarım işçilerini bölgeye getirdi.
Okaliptüs ağaçları, kök yapılarının derinliği ve hızlı büyüme özellikleri nedeniyle son derece yüksek su tüketimine sahiptir ve bazı durumlarda günde 400 litreye kadar su çekebilirler. Bu yüksek tüketim nedeniyle bataklık kurutmada kullanılsalar da, yoğun plantasyonları yerel su kaynakları üzerinde baskı oluşturabilir.
Okaliptüs ve Su Tüketimi Hakkında Önemli Detaylar:
Yüksek Su Tüketimi: Okaliptüs ağacı, günde 400 litreye kadar su tüketebilme kapasitesiyle bilinir.
Bataklık Kurutma: Yüksek su çekme özellikleri sayesinde bataklık alanlarını kurutmak ve sıtma ile mücadele etmek amacıyla kullanılmıştır. Anamur’a getiriliş amacı da ovadaki bataklıkları kurutmaktır.
Çevresel Etki: Yoğun okaliptüs ağaçlandırmaları, yerel su kaynaklarını kurutabilir, biyoçeşitliliği azaltabilir ve yangın riskini artırabilir.
Kullanım Amacı: Özellikle suyun fazla olduğu veya drenaj gereken alanlarda tercih edilse de, kurak bölgelerde su kaynakları için tehdit oluşturabilir.
Parklarda; Köklerinin çevresinde bulunan diğer süs bitkilerinin ve çimlerin gelişimini engelleyebilmekte ve kontrolsüz bir şekilde büyüyen okaliptüsün gevrek dalları kırılarak parkta dolaşan insanların üzerine düşme riski taşımaktadır.
Mezarlıklarda: Hem kökleri hem de kırılgan (gevrek) gövdesinin kırılmasıyla mezar taşlarına zarar verebilmekte. Kökler, kabir içlerine dalıp mezarın (patlamasına) kırılmasına, kontrolsüzce büyümüş dalların ise rüzgârın etkisiyle kırılarak yine mezar taşlarının kırılmasına sebep olmakta.
Köy okullarının bahçelerinde: Özellikle kıraç Mahalle (Köy) okullarının önüne (su tüketim özelliği) bilmeden dikilen bu ağaçlar zaten suyu az olan bu yerleri daha da kurak hale getirmekte
Ormanlık alanlarda: Okaliptüsün ormanlık alanlara da dikildiği (taşındığı) gözlemlenmekte zamanla ormanlık alanlarda da olumsuzluğa sebep olacağı düşünülmekte.
Bu nedenle, okaliptüsün öncelikli olarak kuraklığa katkıda bulunduğu yerlerden (köy okullarının bahçeleri) başlayarak Parklar, Mezarlıklar ve ormanlık alanlardan yok edilmesi sağlanmalıdır.
Yukarda bahsedildiği gibi çok su çekmekte olması kuraklığa davetiye çıkarmaktadır.
Dallarının gevrek olması çok çabuk kırılmakta, çevresine yakın yapılara ve altından geçen ve duran nesnelere ağır zarar vermektedir. Parklarda ve mezarlıklarda büyük zararlara sebep olmaktadır. Ayrıca altında ve çevresinde çim vs. bitkilerin gelişmesine fırsat vermemektedir.
SONUÇ: Mevcut okaliptüsler derhal yok edilmeli, bundan sonra üretimine müsaade edilmemelidir.
İkame edilecek bitkiler keçiboynuzu (HARNUP),Defne Zeytin ve Kaktüs türü bitkiler önerilebilir.”
ANAMUR KENT KONSEYİ
