Haberi Arkadaşına Gönder Haberi Arkadaşına Gönder

Balık çiftlikleri denizleri bitirir

18 Temmuz 2018

www.haberanamur.net te yayınlanan haber ve fotoğraflar, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.

18-temmuz-201812003Anamur’da kurulması planlanan balık çiftliklerinin doğaya ve halk sağlığına zararlarının anlatıldığı  konferans düzenlendi.

Anamur Çevre Platformu tarafından Belediye Meclisi salonunda düzenlenen konferansa, 9 Eylül Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül ve Mersin Tabip Odası Üyesi Halk Sağlığı Uzmanı Uzm. Dr. Nasır Nesanır konuşmacı olarak katıldı.

BELEDİYE BAŞKANI TÜRE: ‘ANAMUR’A ZARAR VEREN HER FAALİYETİN KARŞISINDAYIZ’

Belediye Başkanı Mehmet Türe, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte yaşadığımız Anamur’un denizine, tarımına, çocuklarımızın geleceğine nokta kadar da olsa zarar veren projenin, faaliyetin karşısında dimdik durmak boynumuzun borcudur” dedi.

‘ÖRGÜTLENEREK MÜCADELE ETMELİYİZ’

Anamur halkını temsilen, Belediye Başkanı olarak ilçe adına bu duruşu en başta kendisinin sergilemesi gerektiğini ifade eden Türe, şunları söyledi:

“Geçmişte nasıl nükleer santrale değil, yerine karşı duruş sergilediysem; nasıl Suriyelilerin ülkemize kabul edilmesine değil, sınır bölgesindeki kamplarda misafir olmalarını isteyerek ülkeye yayılmasına karşı duruş sergilediysem; nasıl Vezir Parmağı gibi rezil bir filmin gösterilmesine müsaade etmediysem; nasıl kuşlara ve çevreye zarar veren havai fişeklerin atılmasına karşı duruş sergilediysem; bugün aynı düşünce ile Anamur’a zarar veren, denizimize, kumsalımıza, turizmimize zarar veren balık çiftliklerine karşı duruş sergiliyorum. Bunu sözde değil, siyasi ve nefsane getirisi için değil, gerçekten Anamur’a sahip çıkmak için, çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak için duruş sergilemeye devam ediyorum. Ama bu tek başına olmuyor. Başta mülki amirimiz, belediye başkanımız, sivil toplum kuruluşu başkanlarımız ve vatandaşlarımız örgütlenerek bu duruşu sergilememiz gerekiyor. Ne kadar örgütlenirsek o kadar ses getiririz ve bu işi engelleriz. Sadece kendimiz için değil, siyasi hesaplar için değil, Anamur’un menfaatini gözeterek bu işe gözümüzü kaparatak karşı çıkmamız gerekiyor. ”

‘ORAYA NÜKLEER SANTRAL, BURAYA BALIK ÇİFTLİKLERİ YAPILIRSA…’

Türe, siyasi geleceğini değil, Anamur’un geleceğini düşünerek hareket edeceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Anamur’un geçim kaynağı tarım. Turizmden pay alamıyor. Ama tarım alanlarını koruyarak, turizmden pay alabilmek için hep beraber şehrimizi geliştirmemiz gerekiyor. Nükleer santral oraya yapılırsa, balık çiftlikleri buraya yapılırsa, havai fişek atmaya devam edersek, Anamur’un değil kendimizin hesabını yaparsak başarılı olamayız. Anamur’u değil de siyasi geleceğime birşey olur mu diye kendimi düşünürsem bu koltuğu işgal etmenin bir anlamı yok. Onun için Anamur’a, geleceğimize zarar veren ne varsa karşısında dimdik durmaya devam edeceğim. Bunu buradan söz veriyorum. ”

‘BALIK ÇİFTLİKLERİNE ‘HAYIR’ DİYORUM’

Türe, konuşmasının sonunda, “Anamur Çevre Platformu’nu kuran duyarlı insanlara ve onlara destek veren siyasileri de kutluyorum. Bizleri bilgilendirecek olan hocalarımıza teşekkür ediyorum. Tarımımızı, turizmimizi korumak için, hayvanları ve çevremizi korumak için ve çocuklarımızı korumak için balık çiftliklerine ‘hayır’ diyorum” dedi.

DOÇ. DR. ENVER YASER KÜÇÜKGÜL: “SU KALİTESİNİ KORUMAK İÇİN TEDBİRLERİ ŞİMDİ ALMAMIZ LAZIM”

9 Eylül Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül de sunumunda, temiz denizi korumanın yolunun faydalanma yöntemlerinin sürdürülebilir olmasından geçtiğini belirterek, “Binlerce yıl sonra bile bu su kalitesini koruyacak tedbirleri şimdiden almamız lazım. Denizden beslenme konusunda da yararlanıyoruz ve yiyeceğimiz balığın sağlıklı, doğal olması lazım” dedi.

Küçükgül, sunumunu şöyle sürdürdü:

“MİLLETVEKİLLERİ DENETLEMEYE GİTTİKLERİ ÇİFTLİKTEN KASA KASA BALIKLA DÖNDÜLER”

“Kültür balıkçılığı çalışmalarının 1970′li yıllarda başladı. Orada deniz tabanında kot 8 buçuk metre yükseldiği için oraları terk etmek zorunda kaldılar. Bu konuda çok tartışmalar yaşandı. Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. İki otobüs dolusu parlamenter, Bodrum civarındaki balık çiftliklerini ziyaret ettiler. Araştırma raporları hazırlamak için. Dönerken her biri 3 kasa balıkla Ankara’ya döndü. Sonunda bakan Osman Pepe bu yüzden gitti.”

“KIYIYA 5 MİL MESAFE, 0,6 MİLE DÜŞÜRÜLDÜ”

“Eskiden balık çiftliklerinin kıyıya 5 mil mesafede olması gerekirdi. Sonra bir mile indi, sonra ne olduysa 0,6 mile indi. Kıyıya yanaştı” diyen Küçükgül, kıyıya birkaç metre mesafeye kurulmuş bir çiftliğin resmini göstererek, “Sizce bu çiftlik kıyıya 0,6 mil (1 kilometre) mesafede mi? Alakası yok. Çiftlikte balık üretiminde birtakım tutarsızlıklar olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

“KÜRESEL ISINMA DOĞAL BALIK MİKTARINI AZALTTI”

“Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak denizlerdeki sıcaklık artışı doğal balık miktarını da azalttı. Özellikle bizimle aynı enlemde olan ülkelerde doğal balıkların azaldığını görüyoruz. Sıcaklık arttıkça Akdeniz çölleşiyor.Bunun etkilerini şimdilerde görmeye başladık. Denizlerimizde tropik denizlerde istenmeyen balık türleri çoğalmaya başladı. Arslan balığı, balon balığı, daha bilmediğimiz mikroorganizma düzeyinde pek çok canlı ısı artışıyla denizlerimize taşınmaya başladı. Bu da doğal türlerin iyice azalmasına yol açıyor. Dolayısıyla birden çok baskı altındayız.”

“DÜNYA BİRİNCİLİĞİ HEDEFİ KOMİK”

“Şişirme haberlerle bu alanda dünya birinciliği hedefi komik kalıyor. Avcılık, henüz 100 milyon tona ulaşamamışken 700 milyon ton kültür balığı üretimi yapılan dünyada Çin 68 milyon ton ile birinci sırada. Türkiye daha bir milyon ton düzeyinde bile değil.  253 bin ton. 68 milyon tonun yanında esamesi bile okunmaz. Bu üretimin yüzde 70′i yurt dışına satılmaktadır.”

“BURAYA GELMEK İSTEMELERİNİN ALTINDA KÂR HESAPLARI YATIYOR”

“Balık çiftlikleri işletmecileri için birinci parametre üretim miktarıdır. Bir balık çiftliğinde üretim miktarı 10. yıla gelindiğinde hızla düşer. Kazançlarını düşünerek yapacakları en akıllıca işlem kalkıp başka yere gitmektir. Yani durup dururken bu bölgeye gelmek istemelerinin altında kar hesapları yatıyor. ”

“KİMYASAL MÜDAHALELERLE BALIK YETİŞTİRİLİYOR”

“Günümüzde suni yöntemlerle dışarıdan besin temin edilerek, sentetik yada fabrika üretimi besinlerle balık üretilmeye başlanmıştır. Yem, katkı maddeleri, gelişimi sağlayıcı katkı maddeleri, hastalıklara karşı direnci arttıran katkı maddeleri, enfeksiyon, parazit vs. yada balığın konduğu kafesi koruyacak kimyasal müdahalelerle balık yetiştirilmektedir.”

“GÜVENİ SARSICI DUYUMLARA CEVAP VERİLMELİ”

“Türk halkı henüz yeterli ve sağlıklı balık yiyememektedir. Bunun pek çok nedeni var. Türkiye’de kişi başı balık tüketimi 2000′li yıllarda 8 kilo civarındayken günümüzde 5 kilonun altına inmiştir. Halk doğal avlanmış balıklara ulaşamıyor, parası yetmiyor ve miktarı da az. İkincisi kültür balıkçılığına güveni sarsacak duyumlar öğreniyor. Balık çiftlikleri kurmak isteyenlerin bu sorulara cevap vermesi gerekiyor. Pek çok restaurantın çöpündeki ambalajların fotoğrafları var. Uzak Doğu’daki üretimi görseniz orada su bile içmezsiniz.”

“TONLARCA YAKALANAN HAMSİ VE SARDALYA NEREYE GİDİYOR”

“Balık denince aklımıza ilk levrek ve çipura gelir. Ancak ben deniz tabanında kirliliğin artması, su kirliliğinin artması nedeniyle çok yıllık balık yenmemesini tavsiye ediyorum. Heveslenip bir kilo ve üzerindeki balıkları asla tüketmeyin. Yiyeceğini balık sezonluk olmalı, yani hamsi ve sardalya. Ama ben çoğu kez bu balıklara erişemiyorum. Tonlarca yakalanan hamsi ve sardalya nereye gidiyor?”

“SEKTÖR KENDİ AYAĞINA KURŞSUN SIKIYOR”

“Bir kilo çipura için 1,6 kilo protein bazlı yem verilmelidir. Levrek için ise 1,8′dir. Bu proteini temin edebilmek için hamsilerin ve sardalyaların tümünü alıp balık unu yapmanız lazım. Onun için pazarda sardalya ve hamsi bulamıyorum. Dolayısıyla sistemin kendisi ekonomik değildir ve bu sürdürülebilir bir üretim tekniği değildir. Bunun sonunda avlayıp yem yapacak balık bulamaz hale gelinir. Yani bu sektör kendi ayağına kurşun sıkmaktadır.”

“BALIKLAR İHRAÇ EDİLİYOR, ATIKLARI BİZE KALIYOR”

“Bir kilo balık eti yiyebilmek için kaç kilo yem vermemiz lazım? Satışta olanlar özellikle levrek ve çipuradır. Bunlar etçil balıklardır, et yemesi gerekir. Eti et olarak vermiyorlar, et kimyasal işlemden geçirilerek yem yapılıp veriliyor. Etle beslenen balıkların başında orkinoslar gelir. Türkiye’de orkinos yiyen var mı? Hiç sanmıyorum. Binlerce ton orkinos bu denizlerde yetiştirilir, atıkları burada bırakılır, uzak doğuya suşi yapımına götürülür. Bir havuza 880 kilo besin maddesi verdiğinizde buradan satışa göndereceğiniz balık ancak yüzde 23′üne tekabül eder. Yani 200 kilo civarında. Geri kalanı nerde? Atık, dışkı, su içerisinde çözünenlerle bu yemin yüzde 50′den fazlası dağılır. Buraya balık çiftlikleri kurmak isteyen işletmelerin ÇED hazırlık dosyaların incelerseniz, 3 ayrı senaryo halinde yılda kaç ton yem vereceklerini, ne kadar balık üreteceklerini ve bunun ne kadarının deniz tabanına ulaşacağını yazıyorlar. Eğer siz bundan memnunsanız ÇED toplantısında ‘yapın’ dersiniz. Ama bu bırakılan kimyasallar doğal sistemi, diğer türleri, deniz suyunu bozucu etkileri olabileceğini tahmin ediyorsanız kıyılarınızda böyle bir faaliyete izin vermemeniz gerekir.”

“BALIKÇILAR 100 METREDEN FAZLA YAKLAŞAMAZ”

“Kültür balıkçılığı yapılan yerde güvenliği sağlamanız gerekiyor. Bu kafeslere amatör balıkçılar 100 metre, ticari balıkçı gemileri 200 metreden fazla yanaşamaz. Bazı yerlerde ateş açıldığı bile oldu. Çıkarılan yasalarla kendilerini çok iyi korumaktadırlar. Örneğin, kuşların gözünün yaşına bakmadan öldürmeniz gerekiyor, su altında yaşayan memelilerin kafeslere yaklaşmaması gerekiyor. Buna kimsenin hakkı yok. Ekosistemde sizin işinize yaramayan bir türü yok etmeniz demek, tüm türleri yok etmeniz demektir. Bunun yanında balıklara vitaminler, mineraller, koruyucular, ilaçlar verilip kafesi koruyucu maddeler uygulanıyor.”

“ZORUNLU OLDUĞU HALDE ATIKLAR ARITILMIYOR”

“Bir balık çiftliği tesisleri için bir yol açmak zorunda, belki karada bir paketleme tesisi yapmaları gerekebilir. Orada evsel atıkların yanı sıra mezbahane atıklarından daha yüksek kirlilik taşıyan balık atıkları oluşacaktır. Ben bu güne kadar hiçbir balık çiftliğinin denize arıtması olduğunu görmedim. Bir sitedeki arıtmayla ilgili belediyeler 80 bin liraya kadar ceza yazabiliyor. Siz hiç arıtması olmadığı için ceza yazılar balık çiftliği duydunuz mu? O zaman bu bir taraf tutmak meselesidir. Çipura ve levrek üretimi 1980′lerin sonunda OECD tarafından endüstriyel bir sektör olarak kodlanmıştır. Bunun anlamı burada üretilen atıkların arıtılma zorululuğudur. Ama yıl 2018 böyle birşey görmedim. ”

“500 BİNLİK KAFESLERDE BİR BUÇUK MİLYON BALIK”

“Bir kafesin içerisinde ortalama 500 bin adet balık olduğunu biz iyimser hesaplamalarla yapıyoruz. Ama bu ÇED dosyalarını incelerseniz göreceksiniz, her bir kafesteki balık sayısı 1-1,5 milyon civarında. Bir milyon tane balığın yan yana durduğunu düşünün. Hiç bir balık istediği hareketi yapamaz. Genetik yapıları nedeniyle saat yönünde dönerek yemlenirler. Bu hareket esnasında aralarında bir balık boyutunda boşluk kalmaz. Bunun anlamı daha fazla atığın deniz suyuna bırakılmasıdır. Ayrıca bu balıkların genetiğinde bozukluklar meydana gelebilir ve balıklarda görülmeyen obezlik görülebilir. Bunun nedeni metabolik bozulmalardır. Tüm havuzlar bir arada oradaki deniz suyunun durumunu bir düşünün. Dip çamuru oluşur ve tehlikeli hale gelir. Bir hastalık gelip hepsi birden ölebilir. Tavuk çiftliklerinden daha hassastır. Tavuğa kırgın gelince kesmekle yetişemezsiniz. Ama bu çok daha hızlıdır. Bu kadar hastalıktan ölmüş balık nasıl arıtılacak, ne yapılacak? Sal gitsin, nasıl olsa denizler büyük.”

“15 YIL İÇİNDE DENİZLER ELDEN GİDEBİLİR”

“1980′lerden beri kafeslerin konulduğu her yerden halkın feryadı yükseliyor. Bu psikolojik bir rahatsız olma değil. Ben 40 yıldır su altında dolaşırım. Çok değil, 2000 yılında çok berrak olan su, deniz tabanında mevsimine göre rengarenk deniz çiçekleri izlerdik ve balıklarla bir arkadaşlığımız vardı. Şimdi görüş mesafesi yer yer 2 metrenin altına düştü. 15 yıl içerisinde körfezler ve açık denizler elden çıkabilecek hale gelir.”

“AKINTI HIZI KRİTİK SEVİYEDE, ATIKLAR OLDUĞU YERDE DÖNÜP DURACAK”

Kültür balıkçılığının kurallarını belirlemek ve denetim yapmak üzere su ürünlerine ait yönetmelikler çıkarıldı. 2004 ve 2007 yılında yönetmelik yayınlandı. 1380 sayılı Su Ürünleri Yasası’nı delik deşik etmek için bu yönetmeliklerde her türlü cambazlık yapılmıştır. Özellikle 2002 yılından sonra çevre alanında çıkarılan tüm yasalar çevreyi katletmek içindir. Hiçbir yönetmelikte kurallar sıkılaştırılmayıp habire gevşetiliyor. Yönetmeliğe göre o yörede akıntı hızı en az 0,1 metre/saniye olmalı. Burada ölçülen değer de 0,1 metre/saniye. Yani en alt seviyede, minimum seviyede. Yani akıntı saniyede 10 santimetre ilerliyor. Bırakılan atık akıntı yönünde dakikada 6 metre ilerliyor. Deniz ortamında bu atık bırakılan yerin etrafında dönecektir ve bunun sonucunda bölgesel kirlilik artacaktır. Ayrıca bu ölçümler de sadece iki defa yapılmış. Oysa bu koşulların bir yıl boyunca ölçülmesi gerekiyor.”

“ANALİZ SONUÇLARI NEDENSE HEP OLUMLU”

Mayıs ve Ağustos ayında devlet denetleme ve ölçümler yapacak. Tesisin dört bir tarafından 20 metre uzağından numuneler alacak. En düşük akıntı hızında bile atıklar bir günde 20 metre mesafeden daha uzağa taşınır. Denetim için gelen ölçüm yaptığında orayı her zaman tertemiz bulacaktır. Yönetmeliğe göre ölçümler, ne olduğu belirsiz katsayılardan oluşan trix indeksi parametrelerine göre yapılıyor. Ortamdaki toplam azot, inorganik azot, oksijen, klorofil ölçümleri formüle uygulandığında sonuç 5′in altındaysa orası temiz. 5′in üstündüyse devlet ‘orası temiz değil, o tesisi kapatırım’ diyor devlet. Şimdiye kadarki analizlerde nedense 5 rakamını hiç göremedik.

“ANALİZ DEĞERLERİNİ NORMAL GÖSTEREN KİMYASALLAR VAR”

“Deniz tabanında çamur oluşursa kükürt, hidrojen sülfüre dönüşür. Uzak Doğu’da satışı yapılan bir kimyasal var. Reklamını yapıyorlar. O ilacı döktüğünüzde analizde hidrojen sülfür çıkmıyor. Sülfürün formunu değiştiriyor. Havuzlarda ölçülen değerleri normal sınırda göstermek için onlarca tür kimyasal madde Uzak Doğu’da üretiliyor.”

“SAYISIZ NEGATİF ÇEVRESEL ETKİLERİ VAR”

“Kültür balıkçılığının sayısız negatif çevresel etkileri var. Suyun hidrolojik yapısını bozması, organik ve inorganik madde taşıması, suda azot ve fosfor artışı, çiftliğin imalatından gelen yapılanmalar, doğaya yan etkileri, dip canlılarına zarar vermesi, doğal yaşam türlerini, memelileri olumsuz etkilemesi, türler arasındaki genetik bilginin bozulması gibi birçok olumsuz etkiden söz edebiliriz. Kafesten kaçıp başka türlerle çiftleşme sonucunda ortaya çıkan genetik bozukluk bizi etkilemezse çocuğumuz, torunumuzu etkileyebilir. Çiftlikler buraya gelip giden gemilerin etkileriyle de sizlere zarar verir.”

ANAMURLULARA SERA UYARISI

Doç. Dr. Küçükgül, sunumunun sonunda muz seralarıla kaplı Anamur Ovası’nı da göstererek, “Bu ortamda soluduğunuz hava ciğerlerinize sigaradan daha fazla zarar veriyor. Lütfen bunun önlemini alın ve doğanın yaşamasına izin verin” dedi.

DR. NASIR NESANIR: “EN ÖNEMLİ SORUN ÖLÜ BALIKLAR”

Dr. Nasır Nesanır da ortaya çıkacak kirliliğin insan sağlığına olumsuz etkilerini anlattığı sunumunda, “Arıtma sisteminin olmaması ve kimyasalların kullanılması insan sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca balık çiftliklerindeki en önemli sorun ölü balıklardır. Bu balıkların uygun koşullarda imha edilmesi çok önemlidir. Buna yönelik mutlaka bir sistem geliştirilmelidir. Diğer taraftan yetiştirme sürecinde kullanılan antibiyotikler de insanları olumsuz etkileyebilir” diye konuştu.

HOCALARA ÇİÇEK

Konferansın sonunda katılımcıların soruları yanıtlandı. Platform üyeleri ve Belediye Başkanı Mehmet Türe, konuşmacılara çiçek sundu ve verdikleri önemli bilgiler için teşekkür etti.18-temmuz-20181200118-temmuz-20181200218-temmuz-20181200418-temmuz-20181200518-temmuz-20181200618-temmuz-20181200718-temmuz-20181200818-temmuz-20181200918-temmuz-201812010

Yorumlayın

Anket

Mersin - Antalya yolu tamamlandığında Anamur'a ne gibi faydaları olur?

Sonuçlar

Loading ... Loading ...

HAVA DURUMU

ANAMUR

İLETİŞİM SAYFALARI

Son Yorumlar

  • vatandaş: Yerel seçimlerde yıllarca görev almış hizmetler üretmiş olan Sayın...
  • Şeref Koz: İyi bir başlangıçtı. Güzel bir duyarlılık ve sorumluluk örneğiydi....
  • Abdullah Aydın: Hayırlı olsun der, başarılar dilerim.
  • Şeref Koz: Her zaman Türkiye’nin CHP’ye CHP’nin de çalışkan...
  • Şeref Koz: Çok teşekkür ederiz sayın Başkan. Kendi andını, kendi...
  • Gürdal Sümer: Başta DSİ olmak üzere bazı ilgili kurumların duyarsızlığı...
  • Vatandaş: Sayın Çevreciler; amaç çevre ise meskun mahallerin içinde ve...
  • Şeref Koz: Bozyazı Belediyesi mensuplarını kutluyorum. Tarımsal bir geleneği...
  • Vatandaş: Sayın Oda başkanı talep edilen o sınav ücretleri çok değilmi ?...
  • Vatandaş: Özgür Bey, amaç hizmet ise bu DEVLETİN ve MİLLETİN bekası için son...