Konu Arşivi | "Anamur Eğitim Sen"

Konular:

Anamur’dan greve destek

Tarih: 16 Aralık 2020 Yazan: editor

Anamur EMEK BİLEŞENLERİ Ermenek Güney yurtta grevde olan maden işçilerine destek

Eğitim Sen Anamur şube temsilciliğinin organize ettiği ve Anamur Tüm Emekli Sen, Cumhuriyet Halk Partisi, Sol Parti, Atatürkçü Düşünce Derneğinin destek verdiği “EMEK BİLEŞENLERİ” Ermenek Günetyurt’ta maaş ve tazminatlarını alamadıkları için grev yapan işçilere destek için topladıkları malzemeleri bu gün gönderdiler.

EMEK BİLEŞENLERİ adına konuşan Eğitim Sen Anamur şube temsilcisi Murat Abay, “emekten yana mücadele eden maden işçilerinin yanındayız. Bunun için Ermenek Günetyurt’ta grevde olan işçilere karınca kararınca aramızda topladığımız malzemeleri bu gün bir kamyonete yükleyerek gönderdik” dedi.

pic0033pic0026pic0018

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen’den duyuru

Tarih: 22 Kasım 2020 Yazan: editor

Anamur Eğitim Sen yürütme kurulundan “Salgın günlerinde eğitim” açıklaması.

“Salgının artık neredeyse gündelik yaşamımızın tamamını etkilediği günlerdeyiz. Siyasi iktidarın, salgınla etkili mücadele etmek yerine ediyormuş gibi göründüğü tarihi bir döneme tanıklık ediyoruz.

17 Kasım 2020 tarihinde salgınla mücadele için alındığı ifade edilen tedbirler açıklandı. Açıklanan tedbirlerle salgının hızını kesmenin güç olduğu çok açık. TTB ve SES’in de dâhil olduğu sağlık alanında örgütlü yapıların bu konudaki uyarıları ve önerileri mutlaka dikkate alınmalıdır. Bilim insanları ve sağlık alanında örgütlü yapılar, salgınla etkin mücadele için en az dört hafta tamamen kapanmayı öneriyorlar. Siyasi iktidarın bu öneriyi mutlaka dikkate alması ve hızla bu konuda adım atması artık hepimizin sağlığı ve geleceği açısından kaçınılmaz hale gelmiştir.

Bugünün Gündemi:

Salgınla mücadele için alınan önlemler kapsamında örgün, yaygın, resmi ve özel tüm eğitim kurumlarının faaliyetleri 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzaktan yapılacak. Bu kararın etkisinin, tamamen kapanma olmadan sınırlı olacağı açık. Ancak MEB, bu kararın yeni mağduriyetler ve sorunlar yaratmaması için hızla etkili önlemler almalıdır. Uzaktan eğitim döneminin en büyük sorunu eğitimde yaşanan eşitsizliklerin uzaktan eğitim döneminde derinleşmesi ve artmasıdır. Bunun temel nedeni de yoksul ve dezavantajlı öğrencilerin uzaktan eğitime erişimde yaşadığı sorunlardır. Öğrencilerin önemli bir bölümünün uzaktan eğitime hiç erişiminin olmadığı veya sadece cep telefonundan eriştiği bir dönemde bunun acilen çözülmesi gereken bir sorun olarak kabul edilmesi gerekmektedir. MEB, gereksinimi olan tüm öğrencilere hızla uzaktan eğitime erişim için gerekli cihazları ve internet bağlantısını temin etmelidir.

Uzaktan eğitim döneminde öğrencilerin sınavlara girmek zorunda bırakılması ve sınavlardan alacakları sonuçların gelecekleri üzerinde etki edecek olması yaşadığımız dönemin ruhuna uygun değildir. Salgın koşullarında öncelik öğrencilerin akademik başarısını ölçmek değil, öğrencilerin salgınla baş etmesine katkı sunmak olmalı. Ayrıca, yoksul öğrenciler başta olmak üzere dezavantajlı kesimlerden olan öğrencilerin gerekli ve yeterli olanaklara sahip olmadığı koşullarda onları sınava tabi bırakmak yaşadıkları eşitsizlikleri artırmaktadır. MEB, ifade edilen gerekçelerden dolayı, uzaktan eğitim döneminde yapılacak tüm sınavları iptal etmeli ve bununla ilgili gerekli düzenlemeleri yapmalıdır.

Salgın koşullarında sosyal devletin temel görevi gereksinimi olan tüm toplumsal kesimleri desteklemek ve kaynakları bu bakış açısıyla kullanmaktır. Öğretmenlerin bu dönemde mağduriyet yaşamaması için gelirlerinde herhangi bir eksiklik olmaması gerekmektedir. Ancak, özellikle farklı statüde istihdam edilen öğretmen arkadaşlarımız ilk uzaktan eğitim döneminde çeşitli sorunlar yaşamıştı. Bu sorunların ve sıkıntıların yenilenmemesi için, ücretli öğretmenler ve usta öğreticilerde dâhil olmak üzere, tüm öğretmenlere dönük genel bir idari izin uygulamasına geçilmelidir.

Uzaktan eğitim döneminin uzaması öğrencilerin ve öğretmenlerin bilgisayar başında geçirdikleri sürenin uzamasına neden olmaktadır. Bu durum öğrenciler açısından eğitimden uzaklaşma ile birlikte aynı zamanda da hem öğrenciler hem de öğretmenler için çeşitli sağlık sorunlarına neden olmaktadır. MEB bu sorunun çözümü için, öğrencilerin günlük alacağı ders saati sayısını azaltmalı, ders sürelerini kısaltmalı ve kazanımları seyreltmelidir.

Eğitimin uzaktan yapılması kamu yöneticilerinde, öğretmenler başta olmak üzere eğitim emekçilerinin çalışmadığına dair bir algı oluşturmaktadır. Bundan dolayı da yerel mülki amirler tarafından eğitim emekçilerinden görev tanımlarına uygun olmayan çeşitli işlerin yapılması istenmektedir. Uzaktan eğitim döneminde eğitim emekçilerinden görev tanımlarına uygun olmayan, sağlıkları için risk oluşturan ve istekleri dışında görevlerin yapılması istenmemelidir. MEB, bu konuda acilen tüm il valiliklerine ayrıntılı bir yazı göndermelidir.

Okullar içinde bulundukları ilin, ilçenin, mahallenin, köyün kamusal alanlarıdır. Okullar bulundukları bölgenin halka ait ortak mekânlarıdır. Bu kurumların salgın koşullarında özellikle yoksul ve gereksinimi olan öğrenciler için açık tutulması ve öğrencilerin ihtiyaçlarının bu kurumlarda karşılanması gerekmektedir. Bu dönemde özellikle beslenme, uzaktan eğitime erişim, sanat ve spor etkinlikleri ve öğrencilerin istedikleri diğer faaliyetleri yapmalarına olanak sağlayacak şekilde okullar açık tutulmalıdır.

Salgınla mücadele ancak bilimsel çalışma, ortak akıl, toplumsal dayanışma ve bilginin şeffaf olarak paylaşılması ile mümkün. Eğitim Sen, salgının başından bu yana MEB ve YÖK’e bu konuda süreci birlikte devam ettirme çağrısında bulundu ancak olumlu bir yanıt alamadı. Bu dönemde salgınla etkili mücadele etmek ve kimsenin mağdur olmaması için geniş bir iş birliğine ihtiyaç olduğu açıktır. Uzaktan eğitimin devam ettiği dönem boyunca, MEB, süreci alanın tüm özneleriyle birlikte sürdürmelidir.

Kamuoyuna Saygıyla Sunarız”

ANAMUR EĞİTİM SEN YÜRÜTME KURULU

pic00112

Yorum (0)

Konular:

5 Ekim Öğretmenler günü

Tarih: 05 Ekim 2020 Yazan: editor

Eğitim Sen’den 5 Ekim öğretmenler günü açıklaması;

Eğitim Sen Anamur şubesinde, Şube temsilcisi Murat Abay’ın okuduğu açıklama;

“5 Ekim Öğretmenler günü

Dünya Öğretmenler Günü’nün geçmişi, uluslararası öğretmen örgütlerinin katkılarıyla 5 Ekim 1966 tarihinde ILO ve UNESCO tarafından ‘Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın alınmasına dayanmaktadır. Tüm dünya öğretmenleri için önemli olan bu tarihi karar, öğretmenlerin toplumsal statüsü ve haklarına yönelik önemli ve tarihi bir adım olmuştur. 5 Ekim, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO ve ILO tarafından 1994 yılında Dünya Öğretmenler Günü olarak ilan edilmiştir. 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, Türkiye’den sadece Eğitim Sen’in üyesi olduğu Eğitim Enternasyonali’ne üye yüzden fazla ülkede eş zamanlı olarak kutlanmaktadır.

Öğretmenlerin toplumsal statüsü ve haklarına yönelik önemli ve tarihi bir adım olan ‘Tavsiye Kararı’ ile öğretmenlerin sadece okulda değil, toplum içinde de yerine getirdikleri görevin taşıdığı önem uluslararası düzeyde belgelenmiştir. ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı’, öğretmenlerin konumlarını güçlendirmeyi, haklarını geliştirmeyi ve korumayı amaçlarken, aynı zamanda uluslararası düzeyde yapılmış bir toplu sözleşme niteliği taşımaktadır. ‘Tavsiye Kararı’, Türkiye tarafından da kabul edilen ve altına imza atılan bir belge olmasına rağmen, Türkiye’nin yıllardır yükümlülüklerini yerine getirdiğini söylememiz mümkün değildir.

Türkiye’de görev yapan eğitim ve bilim emekçileri, OECD ülkeleri arasında ekonomik, sosyal ve özlük haklar açısından son sıralardadır. Geçtiğimiz yıllar içinde eğitim ve bilim emekçilerinin aldıkları maaşlar, rakamsal olarak artmış gibi görünse de insanca yaşam seviyesinin yanına bile yaklaşamamıştır. Eğitim emekçilerinin üçte ikisi insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmek için ek işler yapmak zorunda bırakılmıştır. Geçtiğimiz yıllar içinde öğretmenlerin satın alma gücünün belirgin bir şekilde azaldığı görülmektedir.”

“Öğretmenlik mesleği ve mesleki idealleri, iktidar eliyle uygulanan bilinçli politikalarla çok yönlü olarak hızla yozlaştırılmıştır. Yıllardır ülkeyi yönetenler ve eğitim politikalarına yön verenler öğretmenlik mesleğinde yaşanan nitelik kaybının artmasında en büyük pay sahipleridir. Bu nedenle bugün eğitim alanında yaşanan sorunların sorumlusu öğretmenlerimiz değil, siyasi iktidar, MEB ve onların sözünden çıkmayanlardır.

Öğretmenlerin yıllar boyunca büyük fedakârlıklara katlanarak çalışırken yaşadığı zorluklar ortadayken, çalışma ve yaşam koşulları ve mesleki saygınlıklarının giderek kötüleşmesi dikkat çekicidir. Geçtiğimiz yıllar içinde öğretmenlerin ekonomik ve sosyal sorunlarına ek olarak, mesleki saygınlıklarında da ciddi gerilemeler yaşanmıştır.

Yaşadığımız tüm olumsuzluklara, işimize, ekmeğimize ve geleceğimize yönelik ağır tehdit ve saldırılara, hukuksuz ihraç politikalarına, kaybedilme noktasına gelen mesleki saygınlığın yeniden kazanılması, öğretmenliğin uluslararası standartlara uygun ve bilimsel bir anlayışla ele alınması ve tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, sosyal, mesleki ve özlük sorunlarının çözülmesi gerekmektedir.

Yıllardır kamu istihdamında, özellikle eğitimde güvencesiz, esnek ve performansa dayalı istihdam politikalarını hayata geçirmek isteyen siyasi iktidar, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında eğitimde mülakat sınavı ile alınan ‘sözleşmeli öğretmenlik’ uygulamasını başlatmış ve bugüne kadar 103 bin sözleşmeli öğretmenin ataması yapılmıştır. Öğretmen istihdamında yaşanan güvencesizleştirme, öğretmenlerin özlük hakları ve çalışma koşulları arasında belirgin farklılıklar ve adaletsizlikler yaratmayı sürdürmektedir.

Nitelikli eğitimin nitelikli öğretmenle mümkün olduğu gerçeği ortadadır. Bu nedenle öğretmen yetiştirme ve kadrolu istihdam konusundan başlayarak, sadece öğretmenlerin değil, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin yaşadığı sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi için somut adımlar atılması bir zorunluluktur.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un her fırsatta öğretmenlere değer verilmesine ilişkin söylemleri genellikle söylemde kalmamalıdır. MEB’e çağrımız; 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde ILO ve UNESCO tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen ‘Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın eksiksiz uygulanacağı açıklanmalı, başta 3600 ek gösterge olmak üzere, ekonomik, sosyal, mesleki, özlük haklarımızla ilgili taleplerimiz kabul edilmelidir.

Eğitim ve bilim emekçileri açısından 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, klasik anlamda sadece ‘kutlanan’ bir gün değil, eğitim emekçilerinin uluslararası alanda birlik, dayanışma ve örgütlü mücadelenin simgesi olan evrensel anlamda bir mücadele gündür. İçinde bulunduğumuz bütün olumsuz koşullara, üyelerimizi ve sendikal faaliyetlerimizi baskı alıntına alma girişimlerine, iktidarın eğitime yönelik ırkçı, gerici ve dayatmacı politikalarına karşı örgütlü mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimiz bilinmelidir.

Türkiye’nin dört bir yanında fedakârca görev yapan öğretmenleri, eğitim ve bilim emekçilerini mesleğine ve haklarına yönelik saldırılara, krizin faturasının sırtımıza yıkılmasına karşı birlikte mücadele etmeye, haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Eğitim Sen olarak, bizlere dayatılan her türlü haksız ve hukuksuz uygulamanın eğitim ve bilim emekçilerinin birleşik, örgütlü mücadelesiyle kırılabileceğine inanıyor, yaşadığımız tüm baskılara ve olumsuzluklara rağmen öğretmenlerimizin, eğitim ve bilim emekçilerinin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz.”

pic0012pic0022

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen 19 Mayıs kutlaması.

Tarih: 18 Mayıs 2020 Yazan: editor

Eğitim Sen Anamur Temsilciliği basına yaptığı yazılı açıklamayla 19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutladı.

Eğitim Sen’in açıklaması şöyle;

“Gençlerimiz Sadece 19 Mayıs’ta Hatırlanmak İstemiyor!

Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkış tarihi ve emperyalizme karşı mücadelenin sürdürüldüğü Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edilen 19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak 100 yıldır törenlerle kutlanmaktadır.

19 Mayıs, aynı zamanda gençlik ve spor bayramı olarak kutlanıyor olsa da yıllardır gençlerimiz evde, okulda, üniversitede, iş yerlerinde her türlü baskıcı uygulamalarla karşı karşıya kalmakta, iktidarın milliyetçi-şoven politikalarına yedeklenmeye çalışılmaktadır.

Gençlik, okuldan çalışma yaşamına kadar bugün birçok sorunla karşı karşıyadır. Eğitimde yaşanan ticarileşme ve özelleştirme politikaları nedeniyle milyonlarca çocuk ve gencimiz hızla eğitim sisteminin dışına doğru itilirken, her yıl yüz binlerce gencimiz çalışma yaşamında işsizlik, güvencesizlik, taşeron çalışma gibi ağır sömürü koşullarıyla karşı karşıya bırakılmakta, iş cinayetlerine kurban gitmektedir.

Hem eğitimli hem de eğitimsiz gençlik kitleleri içinde işsizlik oranı hızla artmakta, geçim şartları zorlaşmakta ve gençlerimiz gençliklerini yaşamaktan çok uzak, çarpık düzenin esiri olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Ülke gençliği, yanlış politikalar sonucunda işsizlik ve güvencesizlik batağına mahkûm edilmiştir. Ataması yapılmadığı için yaşamına son veren işsiz öğretmenlerin sayısı günden güne çoğalmıştır.

Gençliğin sorunlarını önemsemeyen, tutarlı ve planlı bir gençlik politikası geliştirmeyenlerin her yıl 19 Mayıs’ta çıkıp benzer nutuklar atmasının hiçbir anlamı yoktur. Çünkü sorunlar karşısında çözümleri olmayanların yaptıkları tek şey gençliğin sorunlarını görmezden gelmek olmuştur.

Gençliğin geleceğe bakışında ortaya çıkan sorunlar, onların geleceğini karartmakta, gençliğin enerjisini, yaratıcılığını her fırsatta sömürmekte ve onları mevcut sistemin temel parçası haline getirmeye çalışmaktadır. Irkçılık, milliyetçilik ve inanç istismarcılığını ilke edinmiş siyasal hareketlerin özellikle meslek liselerinde gençleri nasıl kuşattığı ve şiddet sarmalının içine çektiği çok iyi bilinmektedir.

Gençlik, ilkokuldan başlayarak idealist, gerici bir temelde örgütlenmiş, dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, onlara gösterilmek istendiği gibi görmelerini sağlayan bir eğitim ile dünyayı tanıyarak hayata atılmaktadır. Bu durum, gençliğin eğitimsiz bırakıldığı, daha çocuk yaşta eğitimden dışlandığı, üniversite kapılarının yoksul-emekçi çocuklarına kapatıldığı gerçeğinin somut bir sonucudur.

Irkçı-şoven düşüncelerle ve dini istismar uygulamaları ile kuşatılmış, yoğun bir popüler kültür saldırısı altında yaşayan geniş gençlik yığınları, geleceksizliğin ve bilinemezciliğin baskısı altında yoğun bir karamsarlığa itilmekte, gelecekten beklentisi olmayan, sadece içinde yaşadığı anı önemseyen bireyler haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Türkiye’de farklı kimlik ve inançlara sahip olan gençlik kesimleri, kendi geleceğine güvenle bakabileceği, insanlığın demokratik, eşitlikçi ve evrensel değerlerini özümseyeceği, savaşların olmadığı, halkların özgürlük ve barış duygularıyla bir arada yaşayacağı demokratik bir Türkiye mücadelesinin en önemli dinamiklerinin başında gelmektedir.

Bugün gençliği dört bir yandan saran ve giderek ağırlaşan sorunlara karşın, emek sömürüsüne, emperyalizme, her türlü ırkçı kışkırtmaya ve şiddete karşı tutum alan, duruş sergileyen tüm gençlerin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz”.

pic0014

Yorum (0)

Anket

Mersin - Antalya yolu tamamlandığında Anamur'a ne gibi faydaları olur?

  • Turizm yatırımları artar, turizm gelişir (45.0%, 513 Oy)
  • Göç alır, fayda değil zarar getirir (33.0%, 375 Oy)
  • Anamur'un il olmasına katkı sağlayabilir (12.0%, 134 Oy)
  • Tarım ürünleri kolay pazarlanır (10.0%, 116 Oy)

Toplam Oy: 1,139

Loading ... Loading ...

HAVA DURUMU

ANAMUR

İLETİŞİM SAYFALARI

Son Yorumlar

  • Şeref Koz: Buradan geçerken hep strese kalıyorum. Bu kadar uzun süre kalması...
  • abdulllah aydın: Sağlam bir ATATÜRK cü olduğuna ,nandığım Sayın Başkan:...
  • abdulllah aydın: Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk Diyorki:”Cahal et...
  • abdulllah aydın: Yeni seçilen başkan ve üyelere başarılar dilerim.İhrac...
  • Gökçin Yalçın: Başarılar diliyorum.
  • hüseyin kocoglu: meraba arkadaslar kuzu göbegi alıyoruz ve toplatıyoruz...
  • Şeref Koz: Yaşlıya, hastaya, düşküne sağlıklı bakabilmek için oğlu, kızı...
  • Şeref Koz: Görülüyor ki insanlar sorunlara karşı duyarlı. Katılım çok iyi....
  • anamurlu: Masaya konulan ve çözüm bekleyen ana sorun halkın sağlıkla ilgili...
  • Şeref Koz: Elektrikler kesildiğinde telefon çıkmamaları çok kötü. İşletmeler...