Konu Arşivi | "Anamur Eğitim Sen"

Konular:

Eğitim Sen’den basın açıklaması

Tarih: 12 Mart 2025 Yazan: editor

Eğitim Sen Anamur temsilciliği Suriye’de yaşanan olaylar üzerine bir basın açıklaması yaptı.

“BASINA VE KAMOYUNA

HTŞ’nin Suriye’de Artan Katliamları ve Azınlıklara Yönelik Saldırıları Derhal Durdurulmalıdır.

Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) iktidarı ele geçirmesinin ardından, Aleviler başta olmak üzere azınlık gruplara yönelik saldırılar ve katliamlar endişe verici şekilde artmıştır. Son bir hafta içerisinde, HTŞ güçlerinin Alevi köylerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda birçok masum sivil hayatını kaybetmiş, pek çoğu da zorla yerinden edilmiştir.

HTŞ ve onunla bağlantılı radikal İslamcı gruplar, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde yıllardır Alevilere, Hristiyanlara, Ezidilere, farklı kimlik ve inançlardan insanlara yönelik etnik ve mezhepsel temizlik politikaları yürütmektedir. Bu gruplar, emperyalist güçlerin desteğiyle ayakta kalmakta ve bu destek sayesinde bölgede etnik ve mezhepsel yapıyı değiştirmeyi hedeflemektedir.

HTŞ emperyalist güçlerin desteğiyle Suriye’de yönetimi ele geçirdikten sonra “Esad rejiminin artıklarını temizleme” adı altında bölge halkı üzerindeki baskı ve saldırılarını artırması bölgede azınlıklara yönelik katliamların önünü açmıştır. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre (SOHR), başta Alevilerin çoğunlukta olduğu Lazkiye olmak üzere, bölgede son birkaç gün içinde yaşanan çatışmalarda aralarında kadın ve çocukların da olduğu 10.000 leri bulan sivil öldürülmüştür. Bazı kaynaklar ise ölü sayısının çok daha fazla olduğunu belirtmektedir.

Cihatçı çetelerin yakın geçmişte ele geçirdikleri bölgelerde farklı inanç gruplarına zorla din değiştirme, köleleştirme, infaz, kadınlara yönelik sistematik şiddet ve sürgün gibi insanlık suçları işledikleri bilinmektedir. Bu suçların en bilinen örnekleri, geçmişte İdlib ve çevresindeki Alevi köylerine yapılan saldırılar, Ezidi kadınların köleleştirilmesi ve Hristiyan nüfusun zorla yerlerinden edinmesi olmuştur. Son bir haftada yoğunlaşan yeni saldırılar HTŞ ve bağlı grupların cihat çağrıları eşliğinde katliamlarını sürdürmekte kararlı olduklarını göstermektedir.

Suriye’de yaşanan saldırılar, sadece Alevi toplumunu değil, aynı zamanda Hristiyan, Dürzi ve diğer halkları da hedef almaktadır. HTŞ’nin şiddet ve katliam dolu geçmişi, İŞID ve El Nusra’dan devraldığı katliamcı ideolojiye dayalı uygulamaları, Suriye’nin çok kültürlü ve çok inançlı yapısını tehdit etmekte, bölgede etnik ve mezhepsel gerilimleri körüklemektedir.

Bu insanlık dışı saldırılar karşısında uluslararası toplumun sessiz kalması kabul edilemez. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, Suriye’deki azınlıklara yönelik bu zulmü durdurmak için acilen harekete geçmelidir. HTŞ’nin işlediği savaş suçları ve insan hakları ihlalleri uluslararası platformlarda gündeme getirilmeli, sorumlular hesap vermelidir.

Dünyanın dört bir yanındaki insan hakları savunucuları, sivil toplum kuruluşları ve bireyler, Suriye’deki azınlıklarla dayanışma içinde olmak zorundadır. Bölgede yaşanan kitlesel zulme karşı ortak bir duruş sergilemek, mağdurların sesi olmak ve adalet talep etmek insanlık görevidir.

Bugüne kadar yapılan tüm çağrılarımıza ne ülkemizde ne de dış dünyadan herhangi bir müdahale gelmedi bütün bu yaşanan vahşete duyarsız kaldılar kör ve sağır taklidi yaptılar Son günlerde yaşanan ve sayıları on binleri bulan insanların öldürülmesine Bu insanlık dışı drama vahşete katliama artık bir son verilmesini ve bunun için tüm dünya ülkelerinin ve ülkemizin somut adımlar atmasını ısrarla talep ediyoruz

Suriye’de yaşanan trajediye karşı sessiz ve tepkisiz kalmak, zulmün ve adaletsizliğin sürmesine ortak olmak anlamına gelmektedir. Suriye’yi ve bölgeyi yeni gerilim ve çatışmalara sürükleyen, etnik ayrımları derinleştiren, katliamlara yol açan, sivil halkı tehdit eden katliamcı, ayrıştırıcı, tehditkâr politikalara derhal son verilmelidir”.

ANAMUR EĞİTİM SEN TEMSİLCİLİĞİ

haberanamur00111

Yorum (0)

Konular:

“Eşit işe eşit ücret talep ediyoruz”

Tarih: 13 Ocak 2025 Yazan: editor

Anamur KESK Platformu Muşurup sanat sokağında yaptığı basın açıklamasında “Eşit işe eşit ücret talep ediyoruz”. Dedi.

Kamu emekçileri olarak, toplumun diğer kesimleri gibi, yıllardır artan enflasyon, hayat pahalılığı ve düşük ücret zamları karşısında yoksullaşmaya mahkûm ediliyoruz. Her geçen gün etkisini artıran ekonomik kriz, milyonların yaşamını daha da zorlaştırıyor. Alım gücümüz düşerken, en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamakta zorlanıyoruz. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları gerçeğin birazını bile yansıtmazken, maaşlarımız mum gibi eriyor ve ülke olarak hızla yoksulluğa sürükleniyoruz.

Artık Yeter! Emekçisi, emeklisi hiç birimiz GEÇİNEMİYORUZ!

2025 yılını yüzde 30’luk asgari ücret zammının yanı sıra, kamu emekçileri ve memur emeklilerine yapılan yüzde 11,54; işçiler ve işçi emeklilerine reva görülen yüzde 15,75’lik sefalet zamları ile karşıladık. 1 Ocak’tan itibaren vergi ve harçlara yüzde 44 zam yapıldı. 2025 bütçesine göre attığımız her adımda ödediğimiz KDV’de geçtiğimiz yıla göre yüzde 81, ÖTV’de ise yüzde 51 artış olacak. Hükümetin kendi alacaklarına yaptığı zam oranları ortadayken, kamu emekçilerine ve emeklilere reva görülen maaş artış oranının sadece yüzde 11,54 olması utanç verici bir durumdur.

İş yerlerinde alın teri döken bizler, enflasyon karşısında ezilirken sermaye her geçen gün daha fazla kâr ediyor. Vergi yükünün büyük bölümü emekçilerin omuzlarına yıkılırken, zenginlerin vergi borçları birer birer siliniyor. Kamu kaynakları, halkın ihtiyaçları yerine sermayeye ve yandaş projelere aktarılıyor. Bu adaletsiz düzenin bedelini neden sadece biz emekçiler ödüyoruz? Kamu emekçilerinin, işçilerin, emeklilerin “insanca yaşayacak ücret” taleplerini görmezden gelen siyasi iktidarın uygulamaya çalıştığı ekonomik programa karşı kamu emekçileri olarak itiraz ediyoruz.

Siyasi iktidarın sefalete mahkûm eden politikalarına ve emeğimizin değersizleştirilmesine karşı bir kez daha sesimizi yükseltmek ve taleplerimizi kamuoyuyla paylaşmak için buradayız. Bu nedenle, vergide adaletin sağlanması, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, insanca yaşayacak bir ücret talebi bugün tüm kamu emekçilerinin ortak talebi haline gelmiş durumdadır.

Kamu emekçileri olarak yılın başında aldığımız ücret, birkaç ay içinde vergi dilimlerinin artmasıyla erimektedir. Talebimiz nettir: Ücretli çalışanların vergi dilimi yüzde 10 olarak sabitlenmeli, temel ihtiyaç maddeleri üzerindeki dolaylı vergiler kaldırılmalıdır.

Kamu emekçileri, maaşlarının büyük bir kısmını oluşturan ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmamasından dolayı emekli olduklarında ciddi bir gelir kaybı yaşamaktadır. Yıllarca kamu hizmetinde çalışan emekçiler, emeklilik dönemlerinde “açlık sınırının altında” yaşamaya mahkûm edilmemelidir. Bu adaletsiz uygulamaya derhal son verilmelidir.

Enflasyon karşısında eriyen maaşlarımız, kamu emekçilerinin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır. Resmi enflasyon rakamları ile halkın hissettiği enflasyon arasında büyük uçurumlar vardır. Özellikle gıda, konut, ulaşım ve enerji gibi temel harcamalara yapılan zamlar karşısında kamu emekçileri tarihin en hızlı yoksullaşma sürecini yaşamıştır. İnsanca yaşayacak bir ücret, sadece ekonomik bir talep değil, aynı zamanda insani bir haktır. Bu nedenle, asgari ücret ve kamu emekçisi maaşları yoksulluk sınırının üzerinde belirlenmeli, maaş artışları Erdoğan-Şimşek programına göre değil gerçek enflasyon oranına göre yapılmalıdır.

Alacağımız her zam, gerçek bir toplu sözleşme yasası ile teminat altına alınmalı ve taban aylığımıza dahil edilmelidir. Grev hakkının olmadığı bir toplu sözleşme istemiyoruz.

Bizleri yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkum eden bu kapitalist düzene karşı durmanın tek yolu ortak talepler etrafında, emekçilerin daha dirençli bir mücadele hattına doğru yol almasını sağlamaktır. Kamu emekçileri olarak vergide adalet, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması ve insanca yaşayacak ücret gibi temel ve ortak talepler etrafında birleştiğimizde, bu düzeni değiştirme gücüne sahibiz.

Emeğimizin değerini bulması, insanca yaşanacak bir ücret ve güvenli çalışma koşulları için mücadele etmekten başka çaremiz yoktur.

Kamu emekçileri, bu ülkenin eğitimini, sağlığını, yerel yönetimlerini, altyapısını ve sosyal hizmetlerini omuzlarında taşıyanlardır. Ancak, yıllardır emeğimizin karşılığını alamıyor, her geçen gün daha fazla yoksullaşıyoruz. Enflasyon, hayat pahalılığı ve düşük zam politikalarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.

Diğer yandan, emperyalist müdahaleler sonucunda, Ortadoğu’da başta savaş, gericilik, göç, mültecilik, insan hakları ihlalleri ve antidemokratik uygulamaların karşısında, emekçilerin sofrasından çalan tüm güvenlikçi politikalara karşı, toplumun tüm üretiminin tekrar halka, kardeşliğe ve toplumsal uzlaşıya, laikliğe, çağdaşlığa, demokrasiye aktarılmasını talep ediyoruz.

Biliyoruz ki, gerçek demokrasinin tesisi, insan hakları ve özgürlüklerin istisnasız güvence altına alınması ve toplumsal barışın inşası ile mümkün olacaktır,

Bu doğrultuda kamu emekçileri olarak;

Bizleri yoksulluğa ve güvencesizliğe sürükleyen politikalara karşı güçlerimizi birleştiriyor, sesimizi yükseltiyoruz. Emeğimizin karşılığını almak, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek bırakmak için bugün tüm işyerlerimizde iş bırakıyor ve siyasi iktidarı uyarıyoruz.

Çünkü geçinemiyoruz!

Tüm emekçiler için insanca yaşanabilir bir ücret ve adil bir gelir dağılımı İSTİYORUZ!

Eşit işe ; eşit ücret talep ediyoruz.

Asgari ücretin, insan onuruna yaraşır bir ücret düzeyine çıkartılmasını talep ediyoruz.

İşyerlerinde ücretsiz kreş açılmasını talep ediyoruz.

Kamuda mülakat değil, liyakat, yani kadrolu güvenceli istihdam talep ediyoruz.

Seyyanen zamların, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını, insanca yaşayabileceğimiz bir emeklilik talep ediyoruz.

Bizleri toplu sözleşme masası adı altında, siyasal iktidarın iki dudağı arasına bırakan ve tüm yetki ve kararın hükümete terk edildiği sahte sendika yasasına karşı, gerçek grevli bir toplu sözleşme düzenlemesi İSTİYORUZ!

Özetle; savaşa, ranta, faiz ödemelerine, sermayeye teşvike değil, halk için bütçe talep ediyoruz.

Bu haklı ve meşru taleplerimizin yerine getirilmemesi durumunda, mücadeleyi ve dayanışmayı yükselteceğimizi ve Ülkemizin tüm meydanlarında eylemlerimize devam edeceğimizi buradan tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Anamur KESK Platformu

Eğitim-Sen Temsilcisi Hande Hale Akay

SES Temsilcisi Hamit Durna

haberanamur0026haberanamur0036haberanamur0042haberanamur0052

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen Anamur Temsilciliği’nin 100. yılı mesajı

Tarih: 27 Ekim 2023 Yazan: editor

Eğitim Sen Anamur Temsilciliği, Cumhuriyet’in 100. Yılı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

Eğitim Sen Anamur Temsilciliği’nin mesajı:

”Türk Halkının emperyalist işgale karşı Atatürk’ün önderliğinde verdiği mücadelenin kazanımı olarak Cumhuriyetin ilan edilişinin üzerinden 100 yıl geçti. Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde doğrudan yer alan kimlik, dil, inanç farklılıklarına rağmen, ortak düşmana karşı hep birlikte mücadele eden halkımızın bayramını kutluyoruz.

Sendikamızın mücadelesi, halkımızın özlemi ve talebi olan, ayrım gözetmeksizin tüm yurttaşların tam hak ve eşitliğine sahip olmaları, emperyalizmin taşeronu olmayan, farklı kimlik ve inançların baskı ve ayrımcılığa tabi tutulmadığı, her dilden, inançtan ve kültürden insanların gerçekten eşit ve özgür olarak yaşadıkları; işsizliğin, açlığın, sefaletin, baskı ve şiddetin değil; barışın, kardeşliğin ve özgürlüğün kol gezdiği demokratik bir ülkede yaşamanın mücadelesidir.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz cumhuriyet, takvimde yeri geldiği için törensel ve sembolik kutlamalara sıkıştırılmayan, eşitlikçi, özgürlükçü, hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve emekçilerin haklarının korunduğu ve geliştirildiği gerçekten laik ve demokratik bir cumhuriyettir. Emek mücadelesi ile demokrasi ve barış mücadelesi bir bütündür ve birbiriyle iç içe geçmiştir. Bu anlamda eşit, özgür ve demokratik bir ülkenin ancak emekçilerin ve ezilen halkların birleşik ve ortak mücadelesiyle kurulacağı açıktır.

Eğitim Sen olarak, halkın göstermelik ya da temsili olarak değil, gerçek anlamda egemen olduğu, insan hak ve özgürlüklerinin eksiksiz bir şekilde hayata geçirildiği, tüm bireylerin eşit haklar temelinde, özgür ve demokratik bir ülkede barış içinde bir arada yaşaması dileğiyle, Cumhuriyet’in 100. yılında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını kutluyoruz”.

haberanamur0033

Yorum (0)

Konular:

Anamur Eğitim Sen’de 12. Olağan Genel Kurulu yapıldı.

Tarih: 26 Ekim 2023 Yazan: editor

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Anamur Temsilciliği’ne Hale Hande Akay seçildi.

Sendika binasında gerçekleştirilen 12. Olağan Genel Kurulda yapılan seçimde Eğitim Sen Anamur İlçe Temsilciliğine Hale Hande Akay seçilirken, Yönetim Kurulu üyeliklerine Mahmut Gazi Özsoy, Songül Sağlam, Özgür Şahin ve Veli Erdem seçildi.

haberanamur0014haberanamur0022

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen’den basın açıklaması

Tarih: 16 Eylül 2023 Yazan: editor

Eğitim Sen Anamur temsilciliği yazılı basın açıklaması: “Laik Eğitim Yaşamsaldır”

Eğitim Sen’in açıklaması:

“LAİK EĞİTİMİ VE LAİK YAŞAMI SAVUNUYOR, EŞİT YURTAŞLIK TALEP EDİYORUZ!

Eğitim sisteminin ve toplumsal yaşamın bütün alanlarını dini kural ve değerler doğrultusunda yeniden biçimlendirmek isteyen siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı, laik eğitim ve laik yaşama açıkça meydan okuyan adımlar atmayı sürdürmektedir.

Bugüne kadar eğitim alanında Millî Eğitim Bakanlığı ile başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere, dini vakıf ve dernekler arasında çok sayıda iş birliği protokolü imzalanmış, okullar dini dernek ve cemaatlerin temel faaliyet alanları halinde getirilmiştir. Geçtiğimiz yıllar içinde eğitimi dinselleştirme süreci adım adım ilerlerken, doğrudan laik eğitimi ve laik yaşam tarzını hedef alan uygulamalar her geçen gün artmaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullar ve imam hatip okulları, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/Gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi” (ÇEDES) kapsamında bir süredir ülke çapında toplantılar yapılmakta ve çeşitli kararlar alınmaktadır.

Dini ve manevi değerleri merkeze alan ÇEDES Projesi, laik-bilimsel eğitim anlayışına ve pedagoji bilimine aykırı bir içerikte hazırlanmıştır. ÇEDES ile vaiz, imam hatip ve Kur’an kursu öğreticilerinin, İlahiyat Fakültesi mezunlarının eğitim kurumu olan okullarda ‘manevi danışman’ olarak görev yapmalarının önü açılmış, başta İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere, çeşitli illerde görevlendirmeler yapılmıştır.

Manevi danışmanlarla öğrencilerin okul dışında Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı kamplarında buluşmaları, okullardaki koordinatör öğretmen ve Gülen cemaatinin “abla ve ağabeyleri” gibi koordinatör öğrencilerle dini telkinler yapan “değerleri eğitimi” çalışmalarına katılmaları hedeflenmektedir. ÇEDES projesi üzerinden öğrencilerin dinci tarikat ve cemaatlerin kucağına itilmesine seyirci kalmamız mümkün değildir.

ÇEDES Projesi iktidarın eğitim sistemini siyasal-ideolojik çizgisi ve dini-kültürel ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendirme hedefinin son örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyasi iktidarın, bugüne kadar yaptığı gibi, din ve inanç alanı gibi son derece hassas bir konuda “tek din, tek mezhep” yaklaşımıyla hareket ederek okullarda öğrencilere belli bir dinin ve mezhebin etrafında şekillenen ‘manevi değerleri’ aktarmak istemesi kabul edilemez.

Laiklik ilkesi ve laik eğitim, toplumdaki farklı inanç, farklı mezhep, farklı kimlik, farklı cinsiyet ve cinsel kimlikler ile inananlar ve inanmayanların bir arada barış içinde yaşayabilmeleri için son derece önemlidir.

LAİK EĞİTİM YAŞAMSALDIR!

Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatma haline gelmiştir. Bu konuda mesai saatlerinin okul ders planlarının Cuma namazı saatlerine göre düzenlenmek istenmesi, karma eğitim ilkesinin ihlal edilmesi, kız okullarının açılmak istenmesi ve benzeri girişimler kabul edilemez.

Hiçbir toplum birbirinin aynı ve tamamen aynı düşünen, aynı inancı paylaşan, aynı ‘manevi değerleri’ benimsemiş insanlardan oluşmaz. Laiklik anlayışı gereği farklı, inanç, düşünce ve değerler karşısında tarafsız olması gereken bir devletin, sadece bir dinin ve mezhebin öğretilerini, sadece belli bir inancın benimsediği manevi değerleri tüm okullarda ‘tek doğru’ olarak öğretmeye çalışması farklı inançtan öğrencilere yönelik açık bir dayatmadır.

Değişik din, mezhep, inanç ve dünya görüşünden insanların gerçek anlamda “eşit yurttaş” olarak kabul edilmesi, devletin bütün inançlara eşit mesafede ve tarafsız yaklaşmasına, günlük yaşamın her alanında okulda, üniversitede, işyerinde, sokakta, farklı kimlik, inanç ve dünya görüşleri arasında ayırım yapılmamasına bağlıdır. ÇEDES projesi bu yönüyle hem laikliğe hem de laik eğitim anlayışına temelden aykırıdır.

Türkiye’de yıllardır bizzat iktidar eliyle hayata geçirilen ve birbirinden ayrı olması gereken eğitim alanı ile inanç alanlarının birbirine karıştırılmasına yönelik her türlü uygulamadan derhal vazgeçilmelidir.

LAİK EĞİTİM, LAİK YAŞAM VE EŞİT YURTTAŞLIK İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM!

Bugün laikliği savunmak, otoriterleşme karşısında gerçek demokrasiyi, tek tipleştirme karşısında özgürlüğü, ayrımcı ve ayrıştırıcı politikalar karşısında eşit yurttaşlık hakkını savunabilmenin en temel zemini ve aracıdır.

Laik olmayan bir eğitim sisteminin demokratik ve bilimsel olması, demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesine hizmet etmesi, bireylerin inançlarını hiçbir baskı altında kalmadan gerçek anlamda özgürce yaşaması mümkün değildir. Gerçek demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin genişlemesinin tek yolu “Laik Eğitim, Laik Yaşam ve Eşit Yurttaşlık” mücadelesini güçlendirmekten geçmektedir.

Çocuklarımızın ve öğrencilerimizin siyasi iktidarın kendi siyasal-ideolojik hedeflerine ulaşmak için hayata geçirilen ÇEDES ve benzeri projelerin parçası haline getirilmesini istemiyoruz. Bu konuda eğitim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimizin, velilerimizin ve demokratik kamuoyunun ortak ve güçlü bir tutum alması önemlidir.

Okullarımızın dini içerikli faaliyet ve etkinliklerin değil, laik ve bilimsel eğitimin mekânları olması için bütün eğitim ve bilim emekçilerini, öğrenci ve velilerimizi birlikte mücadeleye davet ediyoruz.

Eğitimin bütün kademelerinde eğitimin niteliğini yükseltmek, çocukların özgür ve sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi için somut adımlar atılması gerekirken ÇEDES gibi projelerle çocuklarımızı ayrıştırmak isteyenlere karşı mücadelemiz kesintisiz olarak sürecektir”.

haberanamur00171

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen ve SES’ten basın açıklaması

Tarih: 03 Ağustos 2023 Yazan: editor

Eğitim Sen Anamur temsilciliği ve Sağlık Emekçileri Sendikası Anamur temsilciliğinden ortak basın açıklaması.

Eğitim Sen ve SES’ten yapılan basın açıklaması;

“BASINA VE KAMUOYUNA

Konfederasyonumuz 1 Ağustos’ta başlayacak olan Toplu Sözleşme görüşmelerine katılacak temsilcilerimizi 14 Temmuz 2023 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na (ÇSGB) bildirmiş, TİS teklifimizi ise 24 Temmuz’da yaptığımız basın toplantısının ardından bakanlığa teslim etmiştir.

İNSANCA YAŞAM-GÜVENCELİ İŞ- GÜVENLİ GELECEK İÇİN TALEPLERİMİZ

Öncelikle şunun bilinmesi gerekir ki taleplerimiz İşyerlerinden, kamu emekçilerinden gelen taleplerin bir üründür. Bu nedenle her seferinde hazırladığımız teklifimizi önce teklifin asıl sahipleri olan kamu emekçileri ile paylaşmayı gelenek haline getirdik. Geçen hafta taleplerimizi kamu emekçileri ve halkımızla paylaştık. On binlerce imza ile destek bulduk ve topladığımız imzalarla birlikte taleplerimiz Eş Genel Başkanlarımızın temsiliyeti ile bugün TİS masasındadır. Teklifimiz altı ana başlıktan oluşuyor. Bunları sıralayacak olursak:

o Grevli Gerçek Bir Toplu Pazarlık-Toplu İş Sözleşmesi

o Yoksulluk Sınırının Üzerinde Ücret

o Güvenceli İstihdam, Güvenli Gelecek

o Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamı

o Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti

o Temel Gelir Güvencesi

Gerçek, evrensel bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan mevcut toplu sözleşme sistemi devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir.

Bunun için biz KESK olarak öncelikle;

o 6 milyonu aşkın kamu emekçisinin ve kamu emeklisinin ortak ekonomik, sosyal, demokratik, özlük ve mesleki hak ve çıkarlarını temel alan,

o İktidarın hem işveren olarak tarafı hem hakem olmadığı,

o Her sendikanın, konfederasyonun kendi üyeleri adına masaya oturabildiği,

o Kadın kamu emekçilerinin kendi talepleri ile masada temsil edildiği,

o Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu,

o Grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz.

Öte yandan ‘İlave seyyanen ödenek’ adı ile getirilen bu yeni ücret-maaş sistemi sadece en düşük maaşı alan kamu emekçisi değil tüm kamu emekçileri için geçerlidir. Dolayısıyla yıllardır ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması talebi yerine getirilmeyen kamu emekçilerine yaşatılan adaletsizlik ‘ilave seyyanen ödenek’ adı ile getirilen bu yeni ücret-maaş rejiminde çok daha fazla derinleşmektedir.

İlave seyyanen ödenek ile getirilen yeni ücret-maaş sisteminin devam etmesi durumunda mevcut durumdaki zaten sefalet aylığı düzeyinde olan emekli aylıklarında önümüzdeki yıllarda reel olarak çok ciddi bir düşüş yaşanacaktır.

Bu adaletsiz tablo ortadayken hala iktidarın enflasyon hedeflerine, TÜİK’in sahte rakamlarına göre maaş artışı talep etmek kamu emekçilerine, emeklilere ihanet etmektir.

Bu nedenle KESK olarak TİS teklifimizde yaşanan adaletsizliğin giderilmesi için;

o Öncelikle tüm kamu emekçilerine brüt 8.138,89 TL olarak verilen ilave seyyanen ödeneğin taban aylık katsayısına dâhil edilmesini talep ediyoruz. Emekli kamu görevlilerinin de bu artıştan yararlanmasının tek yolu budur.

o 2024 yılı artışının bu yeni katsayı üzerinden yapılmasını istiyoruz.

Ayrıca TİS teklifimizde ücretlilerden kesilen Gelir Vergisi matrahına esas tutarın yıllık %15’i geçmeyecek şekilde düzenlenmesini, alınacak Gelir Vergisi diliminin %15’te sabitlenmesini istiyoruz.

Maaş artışlarına ilişkin bu rakamları fazla, abartılı diye eleştiren de yetersiz bulan da olacaktır.

Yetersiz, az diyenlere bir sözümüz yok. Ama zam kasırgasının son iki hafta da giderek şiddetlendiği bir dönemde altı ay sonrası için bu rakamları abartılı bulanların kendilerine şu soruları sormasını öneriyoruz.

o Altı ay sonrasında enflasyon, döviz kuru nereye ulaşacak, biliyor muyuz?

o Bu hayat pahalılığında ben çalmayan çırpmayan, başkasının emeğini sömürmeyen, alın teri ile geçim mücadelesi veren bir kamu emekçisi olarak insanca yaşamaya yetecek bir ücreti hak etmiyor muyum?

Yaşadığımız hayat pahalılığının, hız kesmeyen zam yağmurunun altı ay sonra nereye ulaşacağını bilmiyoruz.

İki yıl önce yine burada TİS taleplerimizi açıklamış, 2022 yılı Ocak ayı için en düşük kamu emekçisi maaşının eş, çocuk ve kira yardımı ile o günkü yoksulluk sınırı olan 9.332 TL’nin üzerine çıkarılmasını istemiştik.

O günde KESK abartmış diyenler oldu. Ama öylesine bir hayat pahalılığı yaşadık ki TÜİK rakamları ile bile yapılan artışlar soncunda, altı ay sonra 2022 Temmuz’unda en düşük kamu emekçisi maaşı eş ve çocuk yardımı ile 9 bin 100 TL’ye ulaştı.

TİS teklifimizde maaş artışı talebimize ek olarak;

o İşyerinde yemek çıkmayan kamu emekçilerine Ocak 2024 itibari ile aylık 3.325 TL yemek yardımı,

o Tüm kamu emekçilerine aylık 50 metre küp doğalgaz üzerinden yakacak desteği

o Tüm kamu emekçilerine işe geliş gidişlerinde ücretsiz servis,

o Servis imkânından yararlanamayan kamu emekçilerine Türkiye genelinde kamu ulaşım araçlarından ücretsiz faydalanacakları aylık abonman kartı

o Tüm kamu emekçilerine yılda iki kez brüt asgari ücret tutarında ikramiye

o Göreve ilk başlayan kamu emekçilerine iki maaş tutarında “Hoş Geldin İkramiyesi”

o Ücretsiz kamu kreşleri açılıncaya kadar 0-6 yaş arasındaki her çocuk için 4000 TL tutarında kreş yardımı,

o Çok düşük seviyelerde kalan harcırah ve seyyar görev tazminatının derece ayrımı yapılmadan günlük 377 TL’ye çıkarılmasını

o Eve dönüş minibüs parasını bile karşılamaya yetmeyen fazla mesai ücretimizin (her fazla saat için 5,40 TL) aylık çalışma saatimize bölünmesi sureti ile bulunan tutara çıkarılmasını,

o Seçim öncesi verilen 3600 ek gösterge sözünün tutulmasını, 1. Dereceye yükselen tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesini,

o Tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını,

o Zorunlu BES kesintisinin kaldırılmasını,

o Mevcut emekli maaşlarının yoksulluk sınırı temel alınarak artırılmasını,

o EYT’de hala süren mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesini,

o Kadın çalışanların 20 hizmet yılı, erkek çalışanların 25 hizmet yılı dolduğunda yazılı talepleri halinde emekli olma hakkı kazanmasını,

o Kademeli geçişle ilgili yaş hadleri uygulanmamasını, 5510 sayılı kanunda kademeli geçiş süresinin sonundan itibaren öngörülen yaş hadleri yerine kadınlarda 50, erkeklerde 55 yaşın dikkate alınmasını,

o Ek ödeme adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasını, farklı kamu kurumlarında aynı unvanda çalışan tüm kamu emekçileri arasında ücret eşitliğinin sağlanmasını, adil ücret politikasının esas alınmasını,

o 4/C den 4/B ye geçen personelin mevcutta %20 olan ek ödeme tutarının kademeleri temel alınarak %70 ile %105 bandına çekilmesini TALEP EDİYORUZ.

Kamuyu saran haksızlıkların, hukuksuzlukların ortadan kaldırılması ancak Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamının tesis edilmesi ile mümkündür.

Bu nedenle KESK olarak TİS teklifimizde Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamı İçin,

o İşe almada ve görevde yükselmede-unvan değişikliğinde mülakatın kaldırılarak kariyer ve liyakatin esas alınmasını,

o Torpilin ve kayırmanın kapısını ardına kadar açan mülakatın, güvenlik soruşturması ve arşiv kaydı araştırmasının kaldırılmasını,

o Örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını, sendikal hak ve özgürlüklerin önünün açılmasını, sendikal ayrımcılığa son verilmesini,

o Kadın kamu emekçilerine; çalışma yaşamında uygulanan, cinsiyetçiliğin, ayrımcılığın, mobbingin son bulmasını,

o İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı fesih edilmesini tanımıyoruz, dolaysıyla İstanbul Sözleşmesi’nin hukuksuzca fesh edilmesinin iptal edilmesini, ,

o 25 Haziran 2021 tarihinde yürürlüğe giren 190 sayılı ILO Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin onaylanmasını,

o İstihdam, terfi ve unvan değişikliklerinde cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını İSTİYORUZ.

“İnsanlık Hakkı” kapsamında; artan yoksulluğa, gelir bölüşümü adaletsizliğine ve açlığa karşı emekçi halkları korumak, insan onuruna yaraşır bir yaşam sürebilme koşullarını sağlamak, kendilerine nitelikli zaman bırakmak, onları güçlendirmek ve geleceğe daha umutla bakabilmelerini sağlayabilmek için, hem üretimdeki emekçileri, hem işsizleri, hem de kadınları güçlendirici, aynı zamanda doğadaki müşterek varlıklarımızın daha az tüketilmesine yardımcı olabilecek ekoloji dostu bir programa ihtiyaç olduğu açıktır.

Nitekim özellikle pandemi ve sonrasında gerek dünyada gerekse ülkemizde derinleşerek artan işsizlik ve derinleşen ekonomik kriz, Temel Gelir Güvencesi talebini tartışılır kılmıştır. Hükümetler daralan ekonomi ve yaşam standartlarındaki gerilemeyi önlemenin bir yolu olarak birçok ülkede

benzer programlara yönelmişlerdir. Böyle bir programın finansmanı, sermayeden yana değil, emekten halktan yana bütçe tercihi ile rahatlıkla sağlanabilir.

Bu nedenle; Konfederasyonumuzun önerdiği Asgari Geçim Standardı Tespit Komisyonu tarafından yalnızca toplumun bir ferdi olmaları sebebi ile ülkemizde bulunan insanlara temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzenli ve koşulsuz bir gelir kapsamında belirlenecek bir tutarın, Temel Gelir Güvencesi olarak belirlenmesini TALEP EDİYORUZ.

Daha fazla bedel ödemek istemiyorsanız; gelin hangi sendikanın üyesi olursak olalım hep birlikte haklarımız için omuz omuza verelim.

Biz KESK olarak yıllardır yürüttüğümüz fiili meşru mücadele sonucunda kurulan masanın kamu emekçilerinin ve emeklilerin yok sayıldığı, iktidarın ve yetkili olarak oturttuğu yapının bir oyun sahnesine dönüştürülmesine seyirci kalmadık, kalmayacağız.

Bizler yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz.

Bizler ulufe değil, grevli gerçek bir toplu sözleşme düzeni istiyoruz!

İktidarın tek taraflı olarak çıkardığı yasalar değil, konfederasyonların, sendikaların kamu emekçilerinin söz ve karar sahibi olacağı demokratik bir çalışma yaşamı istiyoruz.

Gelin “Grevli TİS, İnsanca Yaşam Ücreti, Güvenceli İş Güvenli Gelecek” teklifimize hep beraber sahip çıkalım!

Gelin işyerlerinden, yani sizlerden topladığımız taleplerle hazırladığımız “İnsanca Yaşam, Güvenceli İş Ve Güvenli Gelecek” teklifimize hep beraber sahip çıkalım!”

ANAMUR EĞİTİM-SEN TEMSİLCİLİĞİ BAŞKANI

SES ANAMUR TEMSİLCİĞİ BAŞKANI

MURAT ABAY HAMİT DURNA

haberanamur006

Yorum (0)

Konular:

Ölümünün 60. yılında Nazım Hikmet anıldı

Tarih: 06 Haziran 2023 Yazan: editor

Anamur Eğitim Sen ölümünün 60. Yılında Nazım Hikmet’i anma etkinliği düzenledi.

Eğitim Sen Anamur temsilciliğinde yapılan etkinlikle ilgili açıklama;

“Katılımın çok yoğun olduğu duygu yüklü gecede Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Nazım Hikmet ve Ahmet Arif’ten şiirler; sendika üyesi öğretmenler ile Edebiyat ve kültüre gönül vermiş dostlar tarafından da şiirler seslendirildi.

Ayrıca müzisyen Tayfun TAŞKIN, HaIe AKAY, Sıtkı AKAY ve Onat ÖZKURT seslendirdikleri türkülerle geceye renk kattılar. Programın sunuculuğunu Yaşar SUGÖZÜNÜN üstlendiği, slaytların Hamit DURNA’nın hazırladığı gecede bir konuşma yapan Eğitim Sen temsilcilik başkanı Murat ABAY “Haziranda Ölmek Zor” dostlar diyerek konuşmasına başladı ve etkinliğe katılan tüm misafirlere, etkinliğe emek veren, şiir okuyan dostlarımıza ve müzisyen arkadaşlarımıza teşekkür etti.

Bu tür etkinliklerin devem etmesinin birlik ve beraberliğimize katkı yapacağını vurguladı.”

haberanamur0043haberanamur0052haberanamur0033haberanamur0011haberanamur0023

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen’den basın açıklaması.

Tarih: 02 Kasım 2022 Yazan: editor

Eğitim Sen Türkiye genelinde olduğu gibi Anamur’da da bir günlük iş bırakma ve basın açıklaması yaptı.

Muşurup sanat sokağında Eğitim Sen Anamur temsilciliği başkanı Murat Abay’ın okuduğu kariyer sınavına ve ayrıştırmaya karşı açıklaması şöyle;

“MESLEK İTİBARIMIZ, HAKLARIMIZ VE GELECEĞİMİZ İÇİN EĞİTİM EMEKÇİLERİ OLARAK BUGÜN İŞ BIRAKIYORUZ!

Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmenlerin ekonomik sorunlarına çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, öğretmenler arasındaki ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) düzenlemesine yönelik yoğun tepkilere rağmen, MEB ısrarla somut bir adım atmamaktadır. Türkiye’de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaşlarla çalışmak zorunda kalan başka bir meslek grubu yoktur. Öğretmenler arasında halen var olan aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli ayrımına yenilerini eklenirken, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısına öğretmenlik mesleği de eklenmek istenmektedir. Öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunları Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde değildir. Yıllardır ekonomik, sosyal ve özlük haklarımıza ve geleceğimize yönelik taleplerimiz görmezden gelinmekte, insanca yaşam ve insan onuruna yakışır ücret taleplerimiz yok sayılmaktadır. Öğretmenlerin mesleki birikimini ve niteliğini yok sayan kariyer basamakları uygulamasının öğretmenlik mesleğinin saygınlığını daha da düşürmesine karşı hiçbir eğitim emekçisinin, eğitim alanında örgütlü hiçbir sendikanın sessiz ve tepkisiz kalması beklenemez. Bu amaçla 14 Ekim tarihinde eğitim alanında örgütlü ve mücadeleden yana olan sendikalar bir araya gelmiş ve ortak talepler belirlenmiştir. Taleplerimiz şu şekildedir;

19 Kasım tarihinde gerçekleşecek kariyer sınavının derhal iptal edilmesi,

Eğitim öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ayrım gözetmeksizin tüm eğitim çalışanlarına bir maaş tutarında ödenmesi,

Tüm eğitim çalışanlarına yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret artışı sağlanmasına ilişkin düzenleme yapılması,

Kamuda mülakat uygulamasına son verilmesi,

Tüm eğitim çalışanlarına sosyal devlet ilkesi gereği ayrım yapılmaksızın; giyim, ulaşım, barınma, beslenme, yakıt, kira yardımı yapılması ve aile çocuk yardımı tutarlarının iyileştirilmesi,

Vergi dilimi adaletsizliğine son verilmesi,

Öğrencilerin en temel hakkı olan eğitim, barınma ve beslenme haklarının, sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesine alınması ve kamusal eğitim sağlanması. Bu talepler ve uyarılara rağmen bir düzenleme yapılmaması halinde 2 Kasım 2022 tarihinde bir günlük iş bırakma eylemi yapılması karara bağlanmıştır. Taleplerimiz sadece ortak metne imza atan eğitim sendikalarının değil, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin talepleridir. Bugüne dek görmekteyiz ki Milli Eğitim Bakanlığı eğitim alanında örgütlü sendikaların sesini duymamakta ısrar etmekte, bugüne kadar her konuda olduğu gibi, Öğretmenlik Meslek Kanunu konusunda da bildiğini okumayı sürdürmektedir. Öğretmenlerin temel haklarını, ekonomik taleplerini ve iş güvencesi başta olmak üzere sosyal, demokratik ve özlük haklarını güvenceye alan yeni bir meslek kanunu hazırlanmalıdır. Ay sonunu getiremeyen, kirasını ödeyemeyen, faturalarını ödemekte zorlanan bir eğitim emekçisinin mesleğini sağlıklı şekilde yapabilmesi ve nitelikli bir eğitim verebilmesi mümkün değildir. Eğitim emekçilerinin ihtiyacı kariyer değil, insanca yaşayacak ücret, sağlıklı çalışma koşulları ve güvenli gelecektir. Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrımız; kariyer basamakları sınavını yapmaması ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu bütün sonuçlarıyla birlikte derhal iptal etmesidir. Eğitim sendikalarının ortak sesi duyulmalı, yapılan yanlıştan çok geç olmadan geri dönülmelidir. Eğitim Sen, kariyer basamakları sınavının iptali, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi, yoksulluk sınırı üzerinde bir ücret artışı, güvenceli iş, kamusal ve demokratik eğitim mücadelesini sürdürmeye kararlılıkla devam edecektir.”

haberanamur0012haberanamur0022haberanamur0031haberanamur0041haberanamur0051haberanamur006

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen’de Edebiyat Gecesi

Tarih: 23 Ağustos 2022 Yazan: editor

Anamur Eğitim Sen moderatörlüğünü Şeref Koz’un yaptığı Edebiyat Söyleşisine ev sahipliği yaptı.

Önceki akşam (22 Ağustos 2022) Müzikolog yazar Sabri Uysal, müzisyen yazar Erdal Güney ve şair yazar Veli Erdem’in katıldığı Edebiyat Gecesi’nde yazarların kitapları üzerinden öykü, şiir ve Anamur’da edebiyat, sanat üzerine bir söyleşi gerçekleştirildi.

Yoğun bir katılımın olduğu gecede Eğitim Sen Anamur Temsilcisi Murat Abay etkinliğe katılanlara “Sendikamızda edebiyat adına, sanat adına bir sohbet daha gerçekleştiriyoruz. Moderatörlüğünü Şeref Koz’un yaptığı, Sabri Uysal, Erdal Güney ve Veli Erdem’in kitaplarıyla katılacağı Edebiyat Gecesine ve Edebiyat Söyleşisine hoş geldiniz” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Yönetimine, Sol Parti Yönetimine, Emekli Sen Yönetimine, Mersin Çevre Derneği (MERÇED)Yönetimine, Anamur İlçe Halk Kütüphanesi Müdürüne, Mersin Eğitim Sen Yönetimine ve tüm katılımcılara teşekkür etti.

Söyleşide, yazarlar kitapları ve yazım yolculuklarından, edebiyatın içinde bulunduğu sıkıntılardan, okuyucu kitlesinden, yayınevlerinin durumundan bahsettiler. Anamur Edebiyat Gönüllüleri Grubunun Anamur’daki etkinliklerine değindiler.

Katılımcıların soruları ile devam eden söyleşi yazarların okuyuculara kitaplarını imzalaması ile son buldu.

haberanamur00112haberanamur00213haberanamur0037haberanamur0046haberanamur0065haberanamur0073haberanamur0057haberanamur0083

Yorum (0)

Konular:

Eğitim Sen’den Kamuoyuna

Tarih: 16 Ocak 2022 Yazan: editor

Eğitim Sen Anamur temsilciliği “Seçmeli Dersleri Öğrenciler ve Veliler Seçmeli. Okul Yöneticileri Yönlendirme yapamaz!”.

Eğitim Sen Anamur temsilciliğinin yazılı açıklaması:

“BASINA VE KAMUOYUNA

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), e-okul sistemi üzerinden 2022-2023 eğitim öğretim yılına ait seçmeli derslerin seçim işlemlerinin başladığını açıklamıştır. Yapılan duyuruya göre, seçmeli ders tercihleri 4-21 Ocak 2022 tarihlerinde yapılacaktır.

Geçmişte okul yönetimlerinin, öğretmen yokluğunu gerekçe göstererek, özellikle dini içerikli derslerin seçilmesi için büyük çaba gösterdiği, neredeyse bunu zorunlu tuttuğu uygulamalar basına ve kamuoyuna yansımıştır. Bu nedenle bu dönem seçmeli derslerin belirlenmesi ve öğrencilerin özgür iradesiyle seçim yapabilmeleri konusunda çok daha dikkatli olunması gerektiği açıktır.

Seçmeli ders tercihlerinde temel ölçütün öğrencinin ilgi ve yetenekleri olması gerekirken, her ders seçme döneminde öğretmen durumu ve fiziki olanakların yetersizliği gerekçe gösterilerek, sadece önceden belirlenmiş bazı derslerin seçilmesini istemek çelişkili bir durumdur. Ataması yapılmayan öğretmenlerin ataması yapılarak öğretmen yokluğu gerekçesi rahatlıkla ortadan kaldırılabilir.

Yıllardır sınırlı sayıda seçmeli derse sıkıştırılan seçmeli ders uygulaması, sınav odaklı eğitim sistemi nedeniyle ağırlıklı olarak matematik, İngilizce, spor etkinlikleri, bilim uygulamaları alanlarıyla dini içerikli derslerle sınırlı olmanın ötesine geçmemektedir. Geçmişte yaşandığı gibi bazı derslerin öğrencilerimiz için ‘zorunlu seçmeli’ hale getirilmek istenmesi kabul edilemez.

Seçmeli dersler, öğrencilerin hayata hazırlanması, ilgi ve yeteneklerini ortaya çıkarması açısından önemlidir.  Seçmeli derslerin okul programlarının ayrılmaz bir parçası olarak öğrencilerin gelişimlerine destek olması, ayrıca bilişsel (bilgi, beceri), duyuşsal (ilgi, tutum) ve sosyal gelişimlerine katkı sağlaması gerekmektedir. Bütün bu bilimsel gerçekleri göz ardı ederek, iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine göre hareket eden eğitim yöneticileri suç işlemiş olacaktır.

Geçtiğimiz yıllarda bazı okul yöneticileri öğrenci ve velilere bilgilendirme yapmadan, onlar adına ders seçimi yapmış, sonrasında seçilen dersleri velilere imzalatma çabası içine girmiştir. Önümüzdeki dönem benzer uygulamaların olması halinde, velilerimizin Türkiye’nin 81 ilinde bulunan 105 Eğitim Sen şubesine başvurmaları halinde sendikamız gerekli adımları atacaktır. Seçmeli ders seçimi sürecini yakından takip ettiğimiz, atılan her hukuksuz adımın karşısında olacağımız bilinmelidir.

Geçmişte defalarca yapıldığı gibi veli ve öğrenciler adına ders seçen okul yöneticileri suç işlediklerini bilmeli ve ona göre hareket etmelidir. Seçmeli derslerin belirlenmesi sürecinde hangi nedenle olursa olsun mağdur edilen veli ve öğrencilerimizin yanında olacağımızı bir kez daha belirtiyor, eğitim politikalarına ilişkin her konuda olduğu gibi, bu konuda da her türlü siyasal ve ideolojik yönlendirmenin  karşısında duracağımızın bilinmesini istiyoruz”.

haberanamur0026

Yorum (0)

Anket

Mersin - Antalya yolu tamamlandığında Anamur'a ne gibi faydaları olur?

  • Turizm yatırımları artar, turizm gelişir (45.0%, 513 Oy)
  • Göç alır, fayda değil zarar getirir (33.0%, 375 Oy)
  • Anamur'un il olmasına katkı sağlayabilir (12.0%, 134 Oy)
  • Tarım ürünleri kolay pazarlanır (10.0%, 116 Oy)

Toplam Oy: 1,139

Loading ... Loading ...

HAVA DURUMU

ANAMUR

İLETİŞİM SAYFALARI

Son Yorumlar

  • Şeref Koz: Buradan geçerken hep strese kalıyorum. Bu kadar uzun süre kalması...
  • abdulllah aydın: Sağlam bir ATATÜRK cü olduğuna ,nandığım Sayın Başkan:...
  • abdulllah aydın: Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk Diyorki:”Cahal et...
  • abdulllah aydın: Yeni seçilen başkan ve üyelere başarılar dilerim.İhrac...
  • Gökçin Yalçın: Başarılar diliyorum.
  • hüseyin kocoglu: meraba arkadaslar kuzu göbegi alıyoruz ve toplatıyoruz...
  • Şeref Koz: Yaşlıya, hastaya, düşküne sağlıklı bakabilmek için oğlu, kızı...
  • Şeref Koz: Görülüyor ki insanlar sorunlara karşı duyarlı. Katılım çok iyi....
  • anamurlu: Masaya konulan ve çözüm bekleyen ana sorun halkın sağlıkla ilgili...
  • Şeref Koz: Elektrikler kesildiğinde telefon çıkmamaları çok kötü. İşletmeler...