www.haberanamur.net te yayınlanan haber ve fotoğraflar, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.
Emekli öğretmen İ. Gürdal Sümer’in kaleminden “Anamur Müzesi Açılsın”
Evinizde dedenizden kalan bir eşya, bir alet var mı? Ya da anneannenizden kalan başka bir şey? Diyelim ki var, işte biz onu hiç atmayız, atamayız. Onu bir kenara koyarız. Ona baktıkça eski günlerin içine dalar gideriz. Güncel sıkıntılardan kurtulmak adına yarattığımız bir kaçamak gibidir o eski günleri anımsamak. Günümüz teknolojisinden uzak hangi koşullar altında kullanıldığını beynimizde canlandırmak bir de bunu yeni kuşaklara anlatmak bize çok iyi geliyor, rahatlıyoruz.
Babamın ben doğmadan önce 1947 yılında aldığı radyo hala evimin bir köşesinde duruyor. Ona baktıkça komşularla beraber nasıl haber programı dinlediklerini, kısa dalga Meteoroloji Radyosu’ndaki türkülerle nasıl neşelendiklerini hiç unutmuyorum.
Atalarımızdan kalan bir eseri gördüğümüzde ister istemez duygulanıyoruz. İçinde bulunduğumuz zamanı terk ediyoruz. Eskilere çok eskilere doğru yol alıyoruz. Yüz sene, iki yüz sene belki çok daha da gerilere gidiyoruz. Nasıl kullanmışlar diye hayal kurarız. İnsanoğlu işte. Merak etmeden duramıyor.
Evimizde atalarımızdan kalan bir şey olsun istemez miyiz? İsteriz elbette. Ama ne yazık ki hepimizin evinde böyle şeyler yok.
Atalarımızdan öyle eserler kalıyor ki bazıları evlere sığmaz. Kocaman kocaman eserler. Onları koruyun kollayın diye bize bıraktılar. Bize bıraktıkları bir kültür mirasıdır kuşkusuz.
Akıp giden zaman içinde bu kültür varlıklarının bir yerde toplanması, korunması, sergilenmesi ve halkın ziyaretine sunulması anlayışı kaçınılmaz oldu. Bu amaçla kültür varlıklarının sergilendiği yapılar ve alanlar oluşturuldu. Biz de bunun adına “MÜZE” dedik. Yüz yıl öncesinin, daha da gerilere gidelim bin yıl, beş bin yıl öncesinin kalıntılarını karşımızda bulduk. Ve onları bize bırakanların kültürlerini öğrendik. Yani nasıl yaşadıklarını anlamaya çalıştık.
Günümüz müze anlayışına yakın çalışmalar 1700 lü yıllarda ABD’de ve Avrupa’da başlamış. Hele bazı müzeler dünya çapında üne kavuştular. Fransa’daki “Louvre Müzesi” buna en iyi örnek. 72 dönüm arazi üzerine kurulmuş. İçinde yaklaşık 35 bin kadar tarihi sanat eseri olan bir müze. Eğer bir gün Paris’e yolunuz düşerse orayı ziyaret etmek aklınızın bir kenarında dursun.
Peki, yabancılar müze kurdu da biz kurmadık mı? Biz de müzeler kurduk. 19. Yüzyıl ortalarında Ahmet Vefik Paşa müze kurma girişimlerini başlattı. 1846 yılında Sultan Abdülmecid emir vererek bazı eski eserleri ve eski silahları Aya İrini Kilisesi’nde toplattı. Artık müze kurma anlayışı ülkemizde de başlamıştı. Tarihi eserlerin korunma anlayışı filizleniyordu. Ancak o yıllar Osmanlı’nın son dönemleriydi ve işler iyi gitmiyordu. Batılı işgalci güçler Anadolu topraklarını sömürmeye başladılar. Anadolu’nun bir tarihi eser cenneti olduğunu iyi biliyorlardı. Kendi derdine düşmüş bir ülkenin zayıflığından faydalanarak tarihi eserlerimizi yağmaladılar. Almanlar 1869-1884 yıları arasında Bergama’daki Zeus Tapınağı’nı yerinden sökerek Berlin’e taşıdılar. Yani ülkemize ait olan bir tarihi eseri çaldılar. Her ne kadar Sultan’ın izniyle götürdük deseler de bu bir tarihi eser hırsızlığıydı. Yalnızca Zeus Tapınağı mıydı çalınan? Değil elbette. Neler götürdüler neler… Emperyalizm böyle bir şey işte.
Ulusal kurtuluş savaşının kazanılması ve cumhuriyetin kurulması arkeoloji bilim dalının önünü açtı. Tarihi eserlerin araştırılması, ortaya çıkarılması ve korunması anlayışı Türkiye’de önem kazandı. Bu anlayışla Ankara Etnografya müzesi kurulduğunda takvimler 1928’i gösteriyordu.
Anadolu çok farklı uygarlıkların yer aldığı, farklı kültürlerin yaşadığı bir alan. Bu da kültür mirasımızı, kültür varlıklarımızı oldukça zenginleştiriyor. Bu zenginliklerimiz başlıca İstanbul Topkapı Sarayı, Ankara Anadolu Medeniyetleri. Gaziantep Zeugma Mozaik, İstanbul Arkeoloji, Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı müzelerinde ve diğerlerinde sergileniyor ve halkın ziyaretine açılıyor.
Okullarımız bazen tarihi ve doğal güzellikleri olan yerlere gezi düzenler. Bu geziyi düzenleyen öğretmen önce planını hazırlar. “Kültür varlıklarımızı ve kültür mirasımızı yerinde tanıtmak ve korunması bilincini kavratmak…” ifadesi gezi planının amaç bölümünde yer alır. Çünkü kültür mirasımızı daha küçük yaşlarda anlamalıyız. Çocuklarımız bu bilinçle büyümeli.
Yaşadığımız kentin çocukları da bu bilinçle büyümeli. Bizim yaşadığımız kent Anamur. Çok eski çağlarda başlayarak değişik uygarlıklara yurt olmuş bir alan. Hititler, Asurlular, daha sonra Roma ve Bizans egemenliği, Selçuklular, Osmanlılar burada hüküm sürmüşler. Mamure Kalesi. Antik Anamurium kenti, Akcami ve külliyesi, Alaköprü onlardan bize kalan başlıca kültür mirasımız oldu.
Böylesine tarihi zenginliği olan bir kentte müze olmaz mı? Olur. Tarihi kalıntıları karanlık izbe depolarda saklamak yerine onları bir müzede sergilemek ve halkın ziyaretine açmak gerekirdi. Takvimler 1992 yi gösterdiğinde Anamur Müzesi kuruldu, halkın ziyaretine açıldı. Bu Anamur’un tarihine, kültür mirasına gösterilen bir saygıydı.
Araştırmacı gazeteci merhum Kutlay Alanın bu müzede eskiden Anamur çocuklarının oyuncaklarından örnekler sergilemesi görülmeye değerdi. Ancak müze 2012 yılında kapandı. Binanın fiziki şartları uygun değilmiş. Ziyaret tehlikeliymiş. İçinde bulunduğumuz 2025 yılına kadar geçen 13 yıl süre içinde neden iyileştirme yapılmadı, neden Anamur 13 yıldır müzesiz kaldı anlayabilmiş değilim. Oysa dev köprüler, tüneller, çok gidiş-gelişli otoyollar yaptığıyla övünen bir anlayış neden bu konuda sessiz kaldı? Bir müze nasıl bu kadar kapalı kalabildi, Çözemedim.
Dünya kültür mirasının korunması ve müzeciliğin tanıtılması amacıyla Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) tarafından tüm Dünyada “18-24 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü ve Haftası” olarak kutlanmaktadır. Bu hafta içinde Anamur’daki öğrencilerin ziyaret edeceği bir müze var mı? Yok.
Onun için Anamur’u yönetenlere ve de ilgi gösterecek kişi ve kurumlara bir çift sözüm var!
“Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı,
Sayın Milli Eğitim Müdürü,
Sayın Öğretmenler,
Sayın Veliler,
Sayın Kent Konseyi Üyeleri;
lütfen konuyla siz de ilgilenin. Gayret gösterin. Müze yeni bir düzenle ziyarete açılsın.
ANAMUR MÜZESİZ KALMASIN !”


